9. MEME HASTALARINDA BAKIM

1.0 Meme Kanserine Genel Bakış ve Epidemiyoloji

Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadın sağlığını tehdit eden en yaygın onkolojik hastalıktır. Bu hastalığın epidemiyolojik boyutunu anlamak, hem konunun ciddiyetini kavramak hem de hemşirelik bakımının koruyucu, eğitici ve tedavi edici rollerinin neden bu kadar kritik olduğunu anlamak için temel bir adımdır. Bu bölümde, meme kanserinin küresel ve ulusal düzeydeki insidansına ve en sık görüldüğü anatomik bölgelere odaklanılacaktır.

Kanser İnsidans Analizi

Epidemiyolojik veriler, meme kanserinin kadınlar arasındaki yaygınlığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

  • GLOBOCAN 2012 verilerine göre dünyada kadınlarda en sık görülen ilk beş kanser türü:
    1. Meme Kanseri
    2. Kolorektal Kanser
    3. Uterus Serviksi Kanseri
    4. Uterus Korpusu Kanseri
    5. Akciğer Kanseri
  • Türkiye Birleşik Veri Tabanı (2015) verilerine göre kadınlarda en sık görülen 10 kanser türü:
    1. Meme Kanseri
    2. Tiroid Kanseri
    3. Kolorektal Kanser
    4. Uterus Korpusu Kanseri
    5. Trakea, Bronş, Akciğer Kanserleri
    6. Over Kanseri
    7. Mide Kanseri
    8. Non-Hodgkin Lenfoma
    9. Uterus Serviksi Kanseri
    10. Beyin ve Sinir Sistemi Tümörleri

Bu veriler, yaşa göre standardize edilmiş hızları (Dünya Standart Nüfusu, 100.000 kişide) yansıtmaktadır. Bu standardizasyon, farklı yaş yapılarına sahip popülasyonlar arasında adil bir kanser insidansı karşılaştırması yapılmasına olanak tanır. Veriler, hem küresel ölçekte hem de Türkiye'de meme kanserinin kadınlar için bir numaralı kanser türü olduğunu göstermektedir.

İnvaziv Meme Kanseri Vakalarının Anatomik Bölgelere Göre Dağılımı

Meme kanseri, memenin herhangi bir bölgesinde gelişebilmekle birlikte, vakaların büyük bir çoğunluğu üst dış kadranda (Upper-Outer Quadrant) yoğunlaşmaktadır. Bu bilginin bilinmesi, hem kadınların kendi kendine meme muayenesi (KKMM) sırasında bu bölgeye özellikle dikkat etmesi hem de sağlık profesyonellerinin fiziksel muayene sırasında bu alanı daha özenli bir şekilde değerlendirmesi açısından büyük önem taşır.

Kanserin genel yaygınlığını anladıktan sonra, bir sonraki bölümde hastalığın spesifik klinik belirtilerini ve vücutta nasıl yayıldığını incelemek, erken tanı ve etkin tedavi planlaması için kritik öneme sahiptir.

2.0 Meme Kanserinin Klinik Belirtileri, Yayılımı ve Tipleri

Bu bölüm, meme kanserinin erken teşhisi için hayati önem taşıyan fiziksel belirtileri, hastalığın vücuttaki yayılım yollarını (metastaz) ve prognoz ile tedavi yaklaşımını doğrudan etkileyen farklı patolojik tipleri anlamaya odaklanmaktadır.

Meme Kanserinin Temel Klinik Belirtileri

Meme kanserinin en sık karşılaşılan ve farkındalık yaratılması gereken belirtileri şunlardır:

  • Ele Gelen Kitle: Genellikle ağrısız, sert ve düzensiz kenarlı bir kitle hissedilmesi en yaygın bulgudur.
  • Meme Başında Çekilme: Meme başının içeri doğru dönmesi veya şeklinde değişiklik olması.
  • Ciltte Kızarıklık, Döküntü: Özellikle meme başında veya çevresinde iyileşmeyen, egzamaya benzer döküntüler.
  • Ciltte Çukurlaşma: Cildin portakal kabuğu gibi pürüzlü ve gözenekli bir görünüm alması (Peau d'orange).

En Sık Görülen Metastaz Bölgeleri

Meme kanseri, ilerleyen evrelerde kan veya lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabilir (metastaz). En sık metastaz yaptığı bölgeler şunlardır:

  • Kemikler
  • Akciğerler
  • Karaciğer
  • Göğüs Duvarı

Not: Beyin, meme kanserinin yayılabileceği bir bölge olmakla birlikte, ilk yayılım bölgesi olma olasılığı diğer organlara göre daha düşüktür.

Yaygın Görülen Meme Kanseri Tipleri

Meme kanseri, köken aldığı hücre tipine ve yayılma potansiyeline göre sınıflandırılır. İnvaziv kanserler, oluştukları süt kanalı veya lobülün bazal membranını aşarak çevre dokuya yayılmış kanserlerdir. In-situ kanserler ise bu membranı henüz aşmamıştır.

  • İnvaziv Tipler:
    • İnvaziv duktal karsinom (En sık görülen tip)
    • İnvaziv lobüler karsinom
    • Meme başının Paget hastalığı
    • İnvaziv İnflamatuar meme kanseri
    • Filloides tümör
    • Nadir meme kanserleri
  • In-Situ (Yayılmamış) Tipler:
    • Duktal karsinoma in situ (DCIS)
    • Lobüler karsinoma in situ (LCIS)

Hastalığın belirtilerini ve tiplerini anladıktan sonraki adım, tedavi planını şekillendiren evreleme sistemini ve uygulanan temel tedavi yöntemlerini anlamaktır.

3.0 Tanı, Evreleme ve Tedavi Yöntemleri

Bu bölümün amacı, meme kanserinin tedavi planını belirlemede standart olarak kullanılan TNM evreleme sistemine ve hastalığın tedavisinde uygulanan ana yaklaşımlara genel bir bakış sunmaktır. Doğru evreleme, en etkili ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejisinin oluşturulmasını sağlar. TNM sistemi, kanserin yaygınlığını üç temel bileşene göre sınıflandırır:

  • T (Tümör): Primer tümörün boyutunu ve yayılımını ifade eder.
  • N (Nod): Kanserin yakındaki lenf nodlarına yayılıp yayılmadığını belirtir.
  • M (Metastaz): Kanserin vücudun uzak bölgelerine yayılıp yayılmadığını gösterir.

Meme Kanserinde Ana Tedavi Yaklaşımları

Meme kanseri tedavisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve genellikle aşağıdaki yöntemlerin bir veya birkaçını içerir:

  • Cerrahi Tedavi
  • Kemoterapi
  • Radyoterapi
  • Hormonoterapi

Meme Kanserinde Cerrahi Prosedürler

Cerrahi tedavi, lokal kontrolü sağlamak amacıyla en sık başvurulan yöntemdir. Uygulanan temel prosedürler aşağıda özetlenmiştir.

Cerrahi YöntemAçıklama
Lumpektomi (Meme Koruyucu Cerrahi)Tümörün, çevresindeki bir miktar sağlam meme dokusu ve arkasındaki fasiya ile birlikte çıkarılmasıdır.
Basit MastektomiTüm meme dokusu ve üzerindeki cildin alınmasıdır.
Deri Koruyucu MastektomiMeme başı ve areola hariç, meme cildinin korunarak meme dokusunun çıkarılmasıdır (Rekonstrüksiyona olanak tanır).
Meme Başı Koruyucu MastektomiMeme başı, areola ve cilt korunarak meme dokusunun çıkarılmasıdır.
Modifiye Radikal MastektomiTüm meme dokusu, üzerindeki cilt (nipple-areola kompleks ile beraber) ve seviye I-II (gerekirse III) aksiller lenf nodlarının çıkarılmasıdır.
Radikal MastektomiMeme dokusu, cilt, pektoralis majör ve minör kasları ile seviye I-III tüm aksiller lenf nodlarının çıkarılmasıdır.
Sentinel Lenf Nodu Biyopsisi (SLNB)Kanserin lenf nodlarına yayılıp yayılmadığını anlamak için ilk drene olan lenf nodunun ("bekçi nod") çıkarılıp incelenmesidir.
Aksiller Lenf Nodu Diseksiyonu (ALND)Kanserin yayıldığı tespit edilen koltuk altı lenf nodlarının geniş bir şekilde temizlenmesidir.

Tedavi yöntemlerini, özellikle cerrahi prosedürleri anladıktan sonra, bu karmaşık süreçte hastanın iyileşmesini destekleyen hemşirenin rolünün ne kadar kritik olduğunu görmek için hemşirelik bakımına odaklanmak gerekir.

4.0 Meme Cerrahisi Sonrası Kapsamlı Hemşirelik Bakımı

Cerrahi sonrası dönem, hastanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak iyileşmesinde kritik bir evredir. Bu süreçte hemşire, hastanın konforunu sağlamak, komplikasyonları önlemek, duygusal destek sunmak ve hastayı kendi bakımına katmak için çok yönlü roller üstlenir. Bu bölüm, ağrı yönetiminden taburculuk eğitimine kadar postoperatif bakımın temel bileşenlerini detaylandırmaktadır.

Ameliyat Sonrası Erken Dönem Hemşirelik Bakımı

  • Ağrı Yönetimi: Hastanın ağrısı düzenli olarak değerlendirilmeli, farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemlerle etkin bir şekilde yönetilmelidir.
  • Pozisyon: Hastaya semifowler pozisyonu verilmeli, etkilenen kol kalp seviyesinden yukarıda olacak şekilde yastıklarla desteklenerek elevasyona alınmalıdır. Bu, ödemi azaltır ve lenfatik drenajı destekler.
  • Yara ve Dren Bakımı: Cerrahi insizyon bölgesi ve varsa drenler, enfeksiyon ve kanama belirtileri açısından yakından takip edilmelidir.
  • Dolaşım Kontrolü: Etkilenen koldan kesinlikle tansiyon ölçülmemeli, kan alınmamalı veya damar yolu açılmamalıdır. Bu koldaki nabızlar düzenli olarak kontrol edilmelidir. Rasyonel: Bu girişimler, lenfatik drenajı bozulmuş kolda travmaya neden olabilir ve lenfödem riskini önemli ölçüde artırabilir.
  • Psikolojik Destek: Hastalar tanı, cerrahi ve beden imajındaki değişikliğe bağlı olarak anksiyete, korku, öfke ve kayıp gibi duygular yaşayabilir. Hemşire, hastanın duygularını ifade etmesine olanak tanıyan, empatik ve destekleyici bir yaklaşım sergilemelidir.

Olası Komplikasyonlar ve Hemşirelik Yaklaşımı

  • Seroma: Cerrahi boşlukta sıvı birikmesidir. Hemşire, insizyon bölgesinde şişlik ve dolgunluk olup olmadığını gözlemlemelidir.
  • Lenfödem: Lenf drenajının bozulmasına bağlı olarak kolda kalıcı şişlik gelişmesidir. Kolun elevasyonu ve koruyucu önlemlerle risk azaltılır.
  • Pnömotoraks: Özellikle radikal mastektomilerde nadir de olsa görülebilen bir komplikasyondur. Hemşire, hastanın solunum durumunu yakından izlemelidir.
  • Enfeksiyon: Yara yerinde kızarıklık, ısı artışı, akıntı ve ağrı gibi belirtiler açısından dikkatli bir takip gerektirir.

Taburculuk Eğitimi ve Rehabilitasyon Süreci

Egzersizlerin Önemi

Ameliyat sonrası egzersizler, omuz ve kol hareketliliğini yeniden kazanmak, lenfödemi önlemek ve gücü artırmak için hayati öneme sahiptir. Egzersiz programı aşamalı olarak ilerler:

  1. Erken Dönem: İzometrik egzersizler (kasları kasmak ve gevşetmek).
  2. İlerleyen Dönem: Codman (sarkaç) egzersizleri, tırmanma egzersizleri ve makara kullanımı ile aktif hareket açıklığı egzersizlerine geçilir.

Lenfödem Riskinin Azaltılması

Hastaya, yaşam boyu uygulaması gereken aşağıdaki önlemler hakkında eğitim verilmelidir:

  • Dikiş dikerken parmağı korumak için yüksük kullanmak.
  • Koltuk altı temizliği için jilet yerine elektrikli traş makinesi tercih etmek.
  • Banyo, bulaşık gibi işlerde ani sıcaklık değişimlerinden, sauna ve yoğun güneşten kaçınmak.
  • Etkilenen koldan enjeksiyon yaptırmamak, kan aldırmamak.
  • Kolu sıkacak dar giysiler veya takılar kullanmamak.

Hemşirelik Tanıları

Mastektomi sonrası bakım sürecinde ön plana çıkan hemşirelik tanıları şunlardır:

  • Anksiyete: Kanser tanısı, cerrahi süreç, meme dokusunun kaybı ve hastalığın belirsizliğine bağlı.
  • Ağrı: Cerrahi insizyon, doku hasarı, sinir ve kas zedelenmesine bağlı.
  • Beden İmgesinde Bozulma: Meme dokusunun bir kısmının ya da tamamının kaybına bağlı.
  • Doku Perfüzyonunda Bozulma Riski: Ödem, kanama ve aksiller lenf nodu diseksiyonuna bağlı.
  • Fiziksel Harekette Kısıtlılık: Cerrahi sonrası ağrı, insizyonel gerginlik ve aksiller diseksiyona bağlı koruyucu postür nedeniyle üst ekstremitede hareketin kısıtlanması.
  • Enfeksiyon Riski: Cerrahi insizyon, dren varlığı ve aksiller lenf nodu diseksiyonuna bağlı.
  • Potansiyel Komplikasyon: Lenfödem: Aksiller lenf nodu diseksiyonu sonrası lenf drenajının bozulması ve koruyucu önlemlerle ilgili bilgi eksikliğine bağlı.

Tüm bu teorik bilgileri ve bakım prensiplerini somutlaştırmak amacıyla, bir sonraki bölümde örnek bir vaka üzerinden hemşirelik yaklaşımını analiz edeceğiz.

5.0 Örnek Vaka Analizi: Mastektomi Sonrası Hemşirelik Yaklaşımı

Bu bölümün amacı, önceki bölümlerde ele alınan teorik bilgileri ve bakım standartlarını, somut bir hasta senaryosu üzerinden uygulamaya dökmektir. Vaka analizi, klinik karar verme becerisini geliştirmek ve öncelikli hemşirelik bakımını belirleme yetisini pekiştirmek için etkili bir yöntemdir.

Vaka Sunumu

  • Hasta Profili: A.Y., 52 yaşında, kadın, evli, iki çocuk annesi.
  • Tıbbi Geçmiş: Sağ memesinde ele gelen kitle şikayetiyle başvurdu. Yapılan biyopsi ve görüntüleme tetkikleri sonucunda "invaziv duktal karsinom" tanısı konuldu.
  • Cerrahi İşlem: Hastaya sağ modifiye radikal mastektomi ve aksiller lenf nodu diseksiyonu operasyonu uygulandı.
  • Mevcut Durum: Hasta ameliyat sonrası 1. gündedir. Ağrı skorunu 10 üzerinden 7 olarak belirtmektedir. Yüz ifadesi gergin ve anksiyeteli görünmektedir. Sağ kolunu hareket ettirmekten kaçınmakta ve hemşireye "Artık yarım bir kadınım," ifadesini kullanmaktadır.

Öncelikli Hemşirelik Tanısı ve Gerekçesi

Bu vakada birden fazla geçerli hemşirelik tanısı olmasına rağmen (Anksiyete, Beden İmgesinde Bozulma, Fiziksel Harekette Kısıtlılık), postoperatif 1. günde en acil ve öncelikli tanı:

Öncelikli Tanı: Cerrahi tedavi nedeniyle meydana gelen doku hasarı, sinir ve kas zedelenmesine ve insizyona bağlı Akut Ağrı.

Gerekçe: Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi'ne göre fizyolojik ihtiyaçlar (ağrının giderilmesi) ve güvenlik, psikososyal ihtiyaçlardan (beden imgesi, anksiyete) önce gelir. Şiddetli ağrı (7/10), hastanın etkili solunum yapmasını engeller, mobilizasyonunu geciktirir, iyileşme sürecini yavaşlatır ve mevcut anksiyetesini artırır. Bu nedenle, diğer sorunları ele almadan önce ağrının etkin bir şekilde kontrol altına alınması, genel iyileşme sürecinin temelini oluşturur.

Öncelikli Bakım Planı ve Girişimler

Belirlenen öncelikli tanıya yönelik uygulanması gereken ilk hemşirelik girişimleri şunlardır:

  1. Kapsamlı Ağrı Değerlendirmesi ve Yönetimi:
    • Girişim: Hastanın ağrı şiddeti (0-10 skalası), yeri ve karakteri düzenli olarak değerlendirilir. Hekim istemine göre planlanan analjezik zamanında uygulanır ve etkinliği takip edilir.
    • Rasyonel: Sistematik değerlendirme, doğru müdahaleyi seçmeyi ve tedavinin etkinliğini ölçmeyi sağlar.
  2. Terapötik Pozisyon Verme:
    • Girişim: Hastaya semifowler pozisyonu verilir. Etkilenen sağ kol, birkaç yastıkla desteklenerek kalp seviyesinin üzerine kaldırılır (elevasyon).
    • Rasyonel: Akciğer ekspansiyonunu artırır, solunumu kolaylaştırır. Venöz/lenfatik drenajı destekleyerek ödem ve ağrıyı azaltır.
  3. Farmakolojik Olmayan Ağrı Yönetimi Yöntemleri:
    • Girişim: Hastaya derin nefes alma ve gevşeme egzersizleri öğretilir. Dikkatini ağrıdan uzaklaştıracak aktiviteler (müzik dinleme, sohbet) teşvik edilir.
    • Rasyonel: Analjeziklerin etkisini destekler, hastanın kontrol hissini artırır ve anksiyeteyi azaltarak ağrı algısını düşürür.
  4. Hasta Eğitimi ve Güven Verme:
    • Girişim: Hastaya ağrının ameliyat sonrası normal olduğu ancak kontrol edilebileceği anlatılır. Ağrısını dile getirmesinin önemi vurgulanır.
    • Rasyonel: Hastayı süreç hakkında bilgilendirmek, belirsizliği azaltır, iş birliğini artırır ve ağrıya bağlı korku ve anksiyeteyi hafifletir.

--------------------------------------------------------------------------------

Özet ve Sonuç

Bu notlar, meme kanserinin epidemiyolojisinden başlayarak tanı, tedavi ve cerrahi sonrası hemşirelik bakımına kadar uzanan kapsamlı bir tekrar sunmaktadır. Meme kanseri yönetiminin multidisipliner bir çaba gerektirdiği unutulmamalıdır. Erken teşhisin önemi, tedavi modalitelerinin doğru anlaşılması ve özellikle cerrahi sonrası dönemde uygulanan bütüncül hemşirelik bakımı, hastanın iyileşme sürecinde ve yaşam kalitesinde belirleyici bir rol oynar. Hemşire, bu yolculukta hastanın sadece fizyolojik ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda psikososyal ve eğitimsel gereksinimlerini de karşılayan vazgeçilmez bir sağlık profesyonelidir.