KELİMELER
1. Perioperatif Bakım (Ameliyat Öncesi, Sırası ve Sonrası)
Perioperatif bakım, hastanın ameliyat kararının alındığı andan başlayıp, cerrahi müdahale ve sonrasındaki iyileşme sürecini tamamen kapsayan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu sürecin stratejik önemi, hasta güvenliğini en üst düzeyde sağlamak, olası komplikasyonları proaktif bir şekilde en aza indirmek ve hastanın iyileşme sürecini optimize etmekten gelir. Hemşirenin bu üç evredeki (ameliyat öncesi, sırası ve sonrası) rolü, cerrahi sonucun başarısında kritik bir belirleyicidir.
| Terim/Kavram | Klinik Anlamı ve Hemşirelik Sorumlulukları |
| Ameliyat Öncesi Dönem | Hastanın cerrahi girişim kararını almasından ameliyathaneye teslim edilmesine kadar geçen süreci ifade eder. Bu dönemde hemşire, hastanın fizyolojik (tanı testleri, beslenme, deri hazırlığı), psikolojik (anksiyete yönetimi, bilgilendirme), yasal (onam süreci) hazırlığını yapar ve gerekli hasta eğitimini verir. |
| Bilgilendirilmiş Onam | Hastanın, kendisine önerilen ameliyatı kabul etmeden önce durumu değerlendirmesi için gerekli tüm bilgilerin (riskler, faydalar, alternatifler) sağlandığı yasal bir süreçtir. Hemşire, onamın cerrah tarafından, hasta herhangi bir sedasyon almadan önce ve bilinçli bir durumdayken alındığını teyit eder. |
| Taraf/Bölge İşaretlemesi | "Yanlış taraf/hasta cerrahisi"ni önlemek için uygulanan kritik bir güvenlik kontrolüdür. Doğru hastaya, doğru bölgeden, doğru cerrahi müdahalenin yapılmasını sağlar. İşaretleme, cerrah tarafından, hasta uyanıkken, silinmez bir kalemle ve "X" gibi belirsiz işaretler kullanılmadan yapılmalıdır. |
| Profilaktik Antibiyotik | Cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) riskini azaltmak amacıyla, cerrahi kesi yapılmadan önce antibiyotik uygulanmasıdır. En yüksek etki için antibiyotiğin, insizyondan önceki 120 dakika içinde, dokuda yeterli bakterisidal konsantrasyona ulaşacak şekilde uygulanması kritik öneme sahiptir. |
| Cerrahi Asepsi | Tüm invaziv işlemlerde ortamın, cerrahi aletlerin ve ekibin mikroorganizmalardan tamamen arındırılması ilkesidir. Temel prensipler arasında steril alana konuşmamak, kapıları kapalı tutmak, steril alan üzerinden steril olmayan nesneleri geçirmemek ve ıslak yüzeylerin kontamine (kirli) kabul edilmesi yer alır. |
| Cerrahi Pozisyonlar | Ameliyat sırasında hastaya verilen dört temel pozisyonu (Supine/Sırtüstü, Prone/Yüzüstü, Lateral/Yan, Litotomi) ifade eder. Amaçları; cerrahi alana en iyi erişimi sağlamak, solunum ve dolaşımı desteklemek ve sinir/doku yaralanmalarını önlemektir. |
| Derlenme Ünitesi | Ameliyat sonrası hastaların anestezi etkisinden çıktığı ve fizyolojik dengelerini yeniden kazandıkları ilk kritik evreyi tanımlar. Bu ünitede hemşire, hastanın durumu stabil olana kadar her 15 dakikada bir yaşamsal bulguları (solunum, kan basıncı, nabız, SpO2) yakından izler. |
| Atelektazi | Akciğer dokusundaki sönmeye (kollaps) bağlı olarak gelişen volüm azalmasıdır. Genellikle yetersiz ventilasyon ve sekresyon birikmesi nedeniyle oluşur. Hemşirelik girişimleri arasında derin solunum ve öksürük egzersizleri, spirometre kullanımı ve erken mobilizasyon yer alır. |
| Derin Ven Trombozu (DVT) | Genellikle bacakların derin venlerinde kan pıhtısı (trombüs) oluşması durumudur. Önleyici hemşirelik bakımı (erken ayağa kaldırma, ayak-bacak egzersizleri, kompresyon çorapları) pulmoner emboli (akciğerlere pıhtı atması) gibi hayatı tehdit eden ve DVT'nin en korkulan komplikasyonunu önlemek için hayati önem taşır. |
| Yara Ayrılması (Dehiscence) | Cerrahi yara katlarının, iyileşme sürecinde kısmen veya tamamen birbirinden ayrılmasıdır (yara açılması). |
| Eviserasyon | Yara ayrılmasının en ciddi formudur; batın duvarının tüm katlarının ayrılarak iç organların dışarı çıkmasıdır (organların dışarıya saçılması). Acil bir cerrahi durumdur. İlk hemşirelik müdahalesi, dışarı çıkan organları ılık serum fizyolojik ile ıslatılmış steril bir gazlı bezle kapatmaktır. <br> > Sınav Notu: Eviserasyon, "ilk hemşirelik müdahalesi nedir?" sorusunun klasik bir örneğidir. Serum fizyolojikli steril bez ile kapatma ve hastaya dizleri bükük (Fowler) pozisyon verme adımları mutlak bilinmelidir. |
| Malign Hipertermi | Anestezi sırasında veya hemen sonrasında ortaya çıkan, hayatı tehdit eden, ani ve kontrolsüz yüksek ateş tablosudur. Acil müdahale gerektiren bir anestezi komplikasyonudur. |
Perioperatif hemşirelik, cerrahi sürecin her aşamasında hasta güvenliğini sağlamaya yönelik proaktif ve entegre bir yaklaşım gerektirir; bu nedenle sınavlar, bu döneme ait güvenlik kontrol listeleri ve komplikasyon yönetimi adımlarını sıklıkla sorgular.
--------------------------------------------------------------------------------
2. Yara İyileşmesi, Bakımı ve Beslenme
Cerrahi sonrası iyileşme, sadece başarılı bir operasyona değil, aynı zamanda vücudun kendini onarma kapasitesini destekleyen hemşirelik bakımına da derinden bağlıdır. Bu bölüm, iyileşmenin temelini oluşturan iki kritik konuyu bir araya getirmektedir: yara iyileşmesinin fizyolojisi ve bu süreci destekleyen metabolik yakıt olan beslenme.
2.1. Yara İyileşmesi ve Bakımı
| Terim/Kavram | Klinik Anlamı ve Hemşirelik Sorumlulukları |
| Akut ve Kronik Yara | Akut yara, düzenli bir onarım süreciyle beklenen sürede iyileşen yaradır (örn. cerrahi kesi). Kronik yara ise, altta yatan devamlı bir etken (örn. dolaşım bozukluğu) nedeniyle iyileşme süreci geciken ve genellikle 3 aydan uzun süren yaradır. |
| Yara İyileşme Evreleri | Yara iyileşmesi birbirini takip eden dört fizyolojik evreden oluşur: 1. Hemostaz (Kanamanın durması), 2. İnflamasyon (0-4 gün), 3. Proliferasyon (Çoğalma, 4-21 gün) ve 4. Remodelling/Matürasyon (Yeniden şekillenme, 21 günden aylara/yıllara kadar). |
| Primer İyileşme | Yara dudaklarının dikiş, stapler veya strip gibi yöntemlerle cerrahi olarak bir araya getirilerek iyileşmesidir. Temiz cerrahi yaralar ve doku kaybı olmayan kesikler bu yöntemle iyileşir ve minimal skar dokusu bırakır. |
| Sekonder İyileşme | Doku kaybının olduğu veya enfekte yaraların açık bırakılarak, yara yatağının granülasyon dokusu ile içeriden dışarıya doğru dolması ve ardından epitelizasyon ile kapanmasıdır. Bu süreç daha uzun sürer ve daha belirgin bir skar dokusu bırakır. |
| Debridman | Yara iyileşmesini engelleyen ölü (nekrotik), enfekte veya yabancı dokuların yaradan temizlenmesi işlemidir. Temel yöntemler arasında cerrahi (keserek temizleme), otolitik (vücudun kendi enzimleri ile temizlemesi) ve biyolojik (steril larvaların kullanılması) debridman bulunur. |
| Vakum Yardımlı Kapama (VAC) | Yara yüzeyine kontrollü negatif basınç uygulayarak çalışan bir yara tedavi sistemidir. Bu teknik, yara yatağındaki ödemi azaltır, kan akışını ve yeni doku (granülasyon) oluşumunu artırır, böylece iyileşmeyi hızlandırır. |
| Hematom | Yara bölgesinde genellikle yetersiz kanama kontrolü (hemostaz) nedeniyle kan veya pıhtı birikmesidir. Küçük hematomlar vücut tarafından emilirken, büyük olanlar enfeksiyon riski taşıdığı ve iyileşmeyi geciktirdiği için drene edilmeyi gerektirebilir. |
| Seroma | Yarada kan veya püy (irin) içermeyen, berrak, sarımsı (seröz) bir sıvının birikmesidir. |
| Fistül ve Sinüs | > Klinik Notu: Fistül ve sinüs kavramları sıkça karıştırılır. Ayırt etmek için anahtar şudur: Fistül, iki organ veya bir organ ile cilt arasında oluşan anormal bir kanaldır (tünel). Sinüs ise, derin bir dokudaki absenin cilde açıldığı kör uçlu bir yoldur. |
| Keloid | Derinin bir travmaya (örn. kesi) karşı aşırı iyileşme tepkisi göstermesi sonucu, yara sınırlarının dışına taşan, kabarık ve anormal skar dokusu büyümesidir. |
2.2. Cerrahi Hastasında Beslenme
| Terim/Kavram | Klinik Anlamı ve Hemşirelik Sorumlulukları |
| Malnutrisyon | Cerrahi hastalarda mortalite (ölüm) ve morbiditeyi (hastalık) artıran, besin öğelerinin yetersiz alımı veya emilimi sonucu oluşan durumdur. Yara iyileşmesinde gecikme, enfeksiyona yatkınlık ve solunum fonksiyonlarında bozulma gibi ciddi sonuçlara yol açar. |
| Katabolizma | Vücudun cerrahi gibi büyük bir stres sonrası, enerji ihtiyacını karşılamak için kendi dokularını (özellikle kas proteini) parçalaması sürecidir. Yeterli beslenme desteği, bu yıkım sürecini yavaşlatarak kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur. |
| Enteral Beslenme | Gastrointestinal (Gİ) sistemin fonksiyonel olduğu ancak hastanın ağız yoluyla yeterli besin alamadığı durumlarda, besinlerin bir tüp aracılığıyla doğrudan mide veya bağırsağa verilmesidir. "Mide çalışıyorsa, onu kullan" ilkesine dayanır. |
| Parenteral Beslenme (TPN) | Gİ sistemin fonksiyonel olmadığı veya kullanılamadığı durumlarda (örn. paralitik ileus, şiddetli GİS kanaması), temel besin öğelerinin steril solüsyonlar halinde doğrudan damar yoluyla (santral veya periferik ven) verilmesidir. |
| PEG (Perkütan Endoskopik Gastrostomi) | Uzun süreli (genellikle 4-6 haftadan fazla) enteral beslenme ihtiyacı olan hastalarda, karın duvarından mideye endoskopik olarak bir beslenme tüpü yerleştirilmesi işlemidir. |
| Rezidü Kontrolü | Tüple beslenen hastalarda, bir sonraki beslenmeden önce midede kalan besin miktarının enjektörle çekilerek kontrol edilmesidir. Mide boşalmasını ve aspirasyon riskini değerlendirmek için önemlidir. Kaynaklara göre 150 cc'den fazla rezidüel volüm, beslenmenin ertelenmesini gerektirebilir. |
Başarılı bir cerrahi sonuç, hücresel onarım için gerekli yapı taşlarını sağlayan optimal yara bakımı ve metabolik stresi karşılayan yeterli beslenme desteğinin birleşimine bağlıdır; bu iki unsur birbirinden ayrılamaz bir bütündür.
--------------------------------------------------------------------------------
3. Sindirim Sistemi Cerrahisi
Bu bölüm, ağızdan anüse kadar uzanan sindirim sistemi organlarındaki hastalıkların cerrahi tedavisine ve bu süreçteki hemşirelik bakımına odaklanmaktadır. Bu ameliyatlar, hastanın beslenme alışkanlıklarını, boşaltım fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini derinden etkileyebileceği için multidisipliner bir yaklaşım ve özenli bir hemşirelik bakımı gerektirir.
| Terim/Hastalık/Prosedür | Tanım ve Klinik Önem |
| Üreaz Solunum Testi | Mide mukozasında Helicobacter pylori bakterisinin varlığını saptamak için kullanılan non-invaziv bir tanı testidir. Bu bakteri, peptik ülser hastalığının en yaygın nedenlerinden biri olduğu için testin sonucu tedavi planlamasında önemlidir. |
| Akalazya | Özofagusun (yemek borusu) alt kısmındaki kasların gevşeyememesi sonucu yutma güçlüğü (disfaji) ve yiyeceklerin geri gelmesi (regürjitasyon) ile karakterize bir motilite bozukluğudur. Cerrahi tedavi, bu kasların kesilerek gevşetilmesini içerir. |
| Hiatal Herni | Midenin bir kısmının, diyaframdaki doğal açıklıktan (hiatus) göğüs boşluğuna doğru fıtıklaşmasıdır. Cerrahi tedavisi olan Nissen Funduplikasyon, mide fundusunun özofagusun alt kısmı etrafına sarılarak reflüyü önlemeyi amaçlayan bir prosedürdür. |
| Vagotomi | Midede asit salgısını uyaran vagus sinirinin dallarının kesilmesi işlemidir. Peptik ülser tedavisinde asit üretimini azaltmak için kullanılır. Mide boşalmasını yavaşlatabildiği için genellikle mide çıkışını genişleten piloroplasti gibi ek bir işlemle birlikte yapılır. |
| Billroth I ve Billroth II | Midenin bir kısmının çıkarıldığı (subtotal gastrektomi) ameliyatlar sonrası sindirim devamlılığını sağlamak için kullanılan iki temel rekonstrüksiyon yöntemidir. Billroth I'de midenin kalan kısmı duodenuma, Billroth II'de ise doğrudan jejunuma bağlanır. |
| Dumping Sendromu | Özellikle Billroth II ameliyatı sonrası, mide içeriğinin sindirim sıvılarıyla yeterince karışmadan jejunuma hızla ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıyla ortaya çıkan bir komplikasyondur. Yemek sonrası erken ve geç dönemde görülen semptomlarla karakterizedir. |
| Afferent Loop Sendromu | Billroth II ameliyatı sonrası, duodenuma giden ve safra/pankreas salgılarını taşıyan bağırsak segmentinde (afferent loop) tıkanıklık sonucu gelişen bir komplikasyondur. Bu durum, salgıların birikmesine ve şiddetli ağrıya neden olur. |
| Adenokarsinom | Midedeki kötü huylu tümörlerin yaklaşık %95'ini oluşturan ve bez yapısındaki epitel hücrelerinden köken alan kanser türüdür. Erken teşhis prognoz için kritik öneme sahiptir. |
Üst sindirim sistemi cerrahisi, hastanın besin alım ve sindirim mekaniğini kalıcı olarak değiştirdiğinden, postoperatif komplikasyon yönetimi ve uzun dönemli beslenme eğitimi, hemşirelik bakımının en önemli odak noktalarını oluşturur.
--------------------------------------------------------------------------------
4. Alt Sindirim Sistemi Cerrahisi ve Stoma Bakımı
Bu bölüm, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve anüs hastalıklarının cerrahi tedavisine odaklanmaktadır. Apandisit gibi akut ve sık görülen durumlardan, Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi kronik inflamatuar hastalıklara ve kolorektal kanser gibi stoma (ostomi) açılmasını gerektiren karmaşık durumlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
| Terim/Hastalık/Prosedür | Tanım ve Klinik Önem |
| Mc Burney Noktası | Akut apandisit tanısında, palpasyonla (elle muayene) hassasiyetin en belirgin olduğu kabul edilen anatomik noktadır. Göbek ile sağ kalça kemiğinin ön-üst çıkıntısı (krista iliaka anterior superior) arasındaki hayali çizginin 1/3 dış kısmında yer alır. |
| Rovsing Belirtisi | Akut apandisitin bir diğer fizik muayene bulgusudur. Karnın sol alt kadranına basınç uygulandığında, bağırsak gazlarının yer değiştirmesiyle sağ alt kadranda ağrı hissedilmesidir. |
| Peritonit | Karın zarının (periton) iltihaplanmasıdır. Apandisit perforasyonu (delinmesi) veya bağırsak delinmesi gibi durumlar sonucu gelişebilen, hayatı tehdit eden acil bir cerrahi durumdur. |
| Divertikülit | Kalın bağırsağın duvarında oluşan küçük keseciklerin (divertikül) iltihaplanması ve enfekte olması durumudur. En sık olarak bağırsağın son kısmı olan sigmoid kolonda görülür. |
| İntestinal Obstrüksiyon (İleus) | Bağırsak içeriğinin ileri doğru hareketinin engellenmesi durumudur. Mekanik (yapışıklıklar, fıtık, tümör) veya fonksiyonel (Paralitik İleus) (peritonit, majör cerrahiler sonrası bağırsak hareketlerinin durması) nedenlerle olabilir. |
| Melena ve Hematemez | İki farklı tip gastrointestinal sistem (GİS) kanamasını tanımlar. Melena, sindirilmiş kan nedeniyle dışkının siyah, katran gibi ve kötü kokulu olmasıdır; genellikle sağ kolon lezyonları gibi üst GİS kanamalarını işaret eder. Hematemez ise ağızdan taze kan kusulmasıdır. |
| Stoma (Ostomi) | Bağırsak içeriğinin (dışkı) vücut dışına atılabilmesi için karın duvarına cerrahi olarak bir açıklık (ağız) oluşturulması işlemidir. Geçici veya kalıcı olabilir. |
| İleostomi ve Kolostomi | En sık uygulanan iki stoma türüdür. İleostomi, ince bağırsağın (ileum) karın duvarına ağızlaştırılmasıdır ve içeriği sıvı ve cildi tahriş edicidir. Kolostomi ise kalın bağırsağın (kolon) ağızlaştırılmasıdır ve içeriği stomanın yerine göre yarı katıdan katıya değişir. |
| Abdominoperineal Rezeksiyon | Genellikle rektumun alt kısmında yerleşmiş kanserlerin tedavisinde kullanılan bir ameliyattır. Hem karından (abdominal) hem de perineden yapılan kesilerle rektum, anüs ve çevre dokular çıkarılır ve kalıcı bir kolostomi açılır. |
| Pilonidal Sinüs | Genellikle kuyruk sokumu (sakrum) tabanında, içinde kıl bulunan, kronik olarak enfekte olan bir kist veya apse oluşumudur. Halk arasında "kıl dönmesi" olarak bilinir. |
Stoma bakımı ve beden imajındaki değişimle başa çıkma, hastanın uzun dönemli yaşam kalitesini belirleyen en kritik hemşirelik odaklarından biridir ve bu nedenle hem klinik uygulamada hem de sınavlarda sıkça sorgulanır.
--------------------------------------------------------------------------------
5. Solunum Sistemi Cerrahisi
Bu bölüm, hava yollarını, akciğerleri ve göğüs duvarını etkileyen hastalıkların ve travmaların cerrahi yönetimine odaklanmaktadır. Bu ameliyatların temel amacı, hastanın en temel yaşamsal fonksiyonu olan solunumu sürdürmek, gaz değişimini iyileştirmek ve altta yatan patolojiyi ortadan kaldırmaktır.
| Terim/Prosedür/Durum | Tanım ve Klinik Önem |
| Mekanik Ventilasyon (MV) | Solunum yetersizliği durumunda, solunum işlevinin bir cihaz (ventilatör) yardımıyla kısmen ya da tamamen desteklenmesidir. İnvaziv (entübasyon tüpü veya trakeostomi ile) ve non-invaziv (yüz veya burun maskesi ile) olmak üzere iki temel uygulama şekli vardır. |
| Endotrakeal Entübasyon | Hava yolu açıklığını sağlamak, aspirasyonu önlemek ve pozitif basınçlı solunum uygulamak için ağız veya burun yoluyla trakea (soluk borusu) içine esnek bir tüp yerleştirilmesi işlemidir. |
| Trakeostomi | Uzun süreli mekanik ventilasyon ihtiyacı, üst hava yolu tıkanıklığı veya yoğun sekresyonlar gibi durumlarda, boynun ön kısmından trakeanın ön duvarına cerrahi bir açıklık oluşturularak kalıcı veya geçici bir hava yolu sağlanmasıdır. |
| PEEP (Ekspiriyum Sonu Pozitif Basınç) | Mekanik ventilasyonda, nefes verme (ekspirasyon) sonunda akciğerlerde atmosferik basıncın üzerinde pozitif bir basınç bırakılması tekniğidir. Bu basınç, sönmüş (kollabe olmuş) alveolleri açık tutarak oksijenlenmeyi artırır. |
| Torakotomi | Akciğer, kalp veya özofagus ameliyatları gibi prosedürler için göğüs boşluğuna (toraks) erişim sağlamak amacıyla yapılan cerrahi kesidir. Toraksın cerrahi olarak açılması anlamına gelir. |
| Pnömonektomi | Genellikle akciğer kanseri nedeniyle bir akciğerin tamamının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. |
| Pulmoner Emboli | Genellikle bacaklardaki derin venlerden (DVT) kopan bir kan pıhtısının (trombüs) kan akımıyla akciğer atardamarını (pulmoner arter) veya dallarını tıkaması sonucu oluşan hayatı tehdit eden bir durumdur. |
| Pnömotoraks | Akciğer ile göğüs duvarı arasındaki boşlukta (plevral aralık) hava birikmesidir. Bu hava, akciğerin sönmesine (kollaps) neden olur. Tedavisi genellikle göğüs tüpü takılarak havanın dışarı alınması ve akciğerin tekrar genişlemesinin sağlanmasıdır. |
| Hemotoraks | Plevral aralıkta kan birikmesidir. Genellikle göğüs travması sonucu damar yaralanmalarına bağlı olarak gelişir. Tedavisi, kanın bir göğüs tüpü aracılığıyla boşaltılmasıdır. |
| Yelken Göğüs (Flail Chest) | Birden fazla komşu kaburganın birkaç yerden kırılması sonucu göğüs duvarının bir bölümünün serbest kalması ve solunumla birlikte paradoksal (normalin tersi, içe-dışa zıt) hareket etmesidir. Ciddi solunum yetmezliğine yol açabilen ağır bir travma bulgusudur. |
Toraks cerrahisi girişimleri doğrudan hastanın gaz değişimi ve oksijenasyonunu etkilediğinden, postoperatif dönemde solunum fonksiyonlarının, göğüs tüpü drenajının ve yaşamsal bulguların yakından izlenmesi hayati önem taşımaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------
6. Kas-İskelet Sistemi Cerrahisi
Bu bölüm, kemikler, eklemler, kaslar ve ilgili bağ dokularını ilgilendiren travmatik yaralanmaların ve dejeneratif hastalıkların cerrahi tedavisine odaklanmaktadır. Bu ameliyatların temel amacı, ağrıyı gidermek, anatomik bütünlüğü ve fonksiyonu yeniden sağlamak ve hastanın hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini artırmaktır.
| Terim/Prosedür/Durum | Tanım ve Klinik Önem |
| Kırık Redüksiyonu | Kırık kemik parçalarının uygun anatomik pozisyonlarına geri getirilmesi işlemidir. Kapalı redüksiyon, cildi kesmeden, dışarıdan manipülasyonla yapılır. Açık redüksiyon ise cerrahi bir kesi ile kırık hattına ulaşılarak gerçekleştirilir. |
| ARİF (Açık Redüksiyon İnternal Fiksasyon) | Kırık uçlarının cerrahi olarak açığa çıkarıldıktan sonra plak, vida, çivi gibi implantlar kullanılarak içeriden (internal) tespit (fiksasyon) edilmesidir. Kırığın stabil bir şekilde iyileşmesini sağlar. |
| Eksternal Fiksasyon | Kırık kemiğin, vücut dışından uygulanan ve kemiğe pinlerle (çivilerle) tutturulan metal bir çerçeve (fiksator) ile sabitlenmesi yöntemidir. Özellikle açık ve parçalı kırıklarda tercih edilir. |
| Kallus | Kırık iyileşme sürecinde, kırık hattını birleştirmek için vücudun ürettiği yeni kemik dokusudur. Bu süreç, yumuşak (fibröz/kıkırdak) kallus oluşumu ve ardından sert (kemik) kallus oluşumu ile ilerler. |
| Kompartman Sendromu | Kasları saran ve esnemeyen bir zar olan fasya içindeki kapalı bir alanda (kompartman) basıncın tehlikeli seviyelere yükselmesidir. Artan basınç, kan dolaşımını engelleyerek kas ve sinir dokusunda kalıcı hasara yol açabilir. <br> > Sınav Notu: Acil cerrahi müdahale olan fasyotomi (fasyanın kesilerek basıncın düşürülmesi) gerektiren, uzuv kaybına yol açabilen kritik bir durumdur. |
| Avasküler Nekroz | Kemiğe giden kan akımının bozulması veya kesilmesi sonucu kemik dokusunun canlılığını yitirerek ölmesidir. Özellikle femur boyun kırığı gibi bazı kırıkların dolaşımı bozması sonucu gelişebilen ciddi bir komplikasyondur. Bu durum, tedavi edilmezse eklemin tamamen tahrip olmasına ve Artroplasti (protez) ameliyatı gerektirmesine yol açabilir. |
| Artroplasti | Osteoartrit (kireçlenme) veya romatoid artrit gibi nedenlerle ileri derecede hasar görmüş ve fonksiyonunu kaybetmiş bir eklemin, metal ve polietilen gibi biyouyumlu malzemelerden yapılmış yapay bir eklem (protez) ile değiştirilmesi ameliyatıdır. En sık kalça ve diz eklemlerine uygulanır. |
| Amputasyon | Bir ekstremitenin (kol veya bacak) veya bir parçasının, travma, dolaşım bozukluğu veya kanser gibi nedenlerle cerrahi olarak kesilmesi işlemidir. Ampute edilen ekstremitenin kalan kısmına güdük adı verilir. |
| Fantom Ekstremite Ağrısı | Amputasyon sonrası, hastanın artık var olmayan (kesilmiş) uzvunda ağrı, kaşıntı veya kramp gibi hisler algılaması durumudur. Bu, beyin ve sinir sisteminin bir tepkisi olup, gerçek bir ağrıdır ve tedavi edilmesi gerekir. |
| Karpal Tünel Sendromu | El bileğindeki karpal tünel adı verilen dar bir kanaldan geçen median sinirin sıkışması sonucu oluşan bir durumdur. Özellikle başparmak, işaret ve orta parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve ağrıya neden olur. |
Kas-iskelet sistemi ameliyatları hastanın mobilizasyonunu, bağımsızlığını ve beden bütünlüğünü doğrudan etkiler. Bu nedenle postoperatif nörovasküler takip, ağrı yönetimi ve erken rehabilitasyon, başarılı bir sonuç için hemşirelik bakımının merkezinde yer alır.
--------------------------------------------------------------------------------
7. Meme Hastalıkları Cerrahisi
Bu bölüm, özellikle meme kanseri olmak üzere iyi ve kötü huylu meme hastalıklarının cerrahi tedavisine odaklanmaktadır. Modern meme cerrahisi, sadece onkolojik olarak güvenli bir tedavi sağlamayı değil, aynı zamanda hastanın beden imajını ve psikososyal iyiliğini de en üst düzeyde korumayı hedefler.
| Terim/Prosedür/Durum | Tanım ve Klinik Önem |
| Lumpektomi (Meme Koruyucu Cerrahi) | Sadece kanserli tümörün ve etrafındaki bir miktar sağlam meme dokusunun çıkarıldığı, memenin geri kalanının korunduğu bir ameliyattır. Genellikle ardından radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır. |
| Mastektomi | Meme dokusunun tamamının çıkarılması işlemidir. Çıkarılan doku miktarına göre farklı türleri vardır: Basit mastektomi (sadece meme dokusu), Modifiye Radikal Mastektomi (meme dokusu ve koltukaltı lenf nodları) ve Radikal Mastektomi (ek olarak göğüs kaslarının da çıkarılması). |
| Sentinel Lenf Nodu Biyopsisi (SLNB) | Meme kanserinin koltukaltı lenf nodlarına yayılıp yayılmadığını anlamak için kullanılan bir yöntemdir. Tümörden lenf akımını ilk alan "nöbetçi" (sentinel) lenf nodu özel boyalarla bulunur, çıkarılır ve patolojik olarak incelenir. Sonuç temizse, diğer lenf nodları korunur. |
| Aksiller Lenf Nodu Diseksiyonu (ALND) | Kanserin koltukaltı (aksilla) lenf nodlarına yayıldığı bilinen veya şüphelenilen durumlarda, bu bölgedeki lenf nodlarının geniş bir şekilde cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatıdır. |
| Meme Rekonstrüksiyonu | Mastektomi sonrası, memenin yeniden şekillendirilmesi amacıyla yapılan onarıcı ve estetik bir cerrahi işlemdir. Mastektomi ile aynı seansta (eş zamanlı) veya daha sonraki bir tarihte (geç) yapılabilir. |
| Lenfödem | Aksiller lenf nodu diseksiyonu sonrası, koldaki lenf sıvısının drenajının bozulması nedeniyle kol ve elde lenf sıvısının birikerek kronik şişlik oluşturması durumudur. Hemşirenin en temel sorumluluklarından biri, hastayı bu ömür boyu süren risk konusunda eğitmek ve etkilenen koldan kan aldırmama, tansiyon ölçtürmeme gibi koruyucu önlemleri bir yaşam tarzı haline getirmesine yardımcı olmaktır. |
Meme cerrahisi, onkoloji, radyoloji, patoloji ve plastik cerrahi gibi birçok dalın iş birliğini gerektiren multidisipliner bir yaklaşımdır. Bu süreçte hastanın tedaviye uyumu ve yaşam kalitesi için psikolojik destek ve kapsamlı hasta eğitimi vazgeçilmezdir.