Rümosun Kahvaltısı

Berkos, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gözlerini araladı. Hafifçe yatakta doğruldu ve yanına baktığında Rümos’un huzurlu bir şekilde uyuduğunu gördü. Rümos’un yüzündeki sakin ifadeyi izlerken, içi tarifsiz bir sevgiyle doldu. Rümos’un saçları yastığa dağılmış, yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Berkos, sevgilisinin bu masum halini izlemekten büyük keyif alıyordu.

Bu anı daha da özel kılmak için bir şey yapmaya karar verdi. Sessizce yataktan kalktı, Rümos’u uyandırmamaya özen göstererek ayağa kalktı. Attığı her adımda, sevgilisinin uykusunun bozulmaması için büyük bir dikkat gösteriyordu. Yavaşça kapıyı açtı ve mutfağa yöneldi.

Küçük mutfak, güneşin ışıklarıyla aydınlanıyordu. Berkos, tezgaha yaklaşarak kahvaltı için ne hazırlayabileceğini düşündü. Rümos’un en sevdiği yiyecekleri yapmak istedi. İlk olarak, taze ekmek dilimlerini kızarttı, ardından tavada yumurta kırmaya başladı. Yumurtaların yanında Rümos’un çok sevdiği peynirleri, domatesleri ve zeytinleri hazırladı. Bir yandan da demlikte çayını koydu. Masayı Rümos’un en sevdiği küçük detaylarla donatmayı da ihmal etmedi; birkaç çiçek ve küçük bir mum, masayı süsledi.

Kahvaltı hazırlıkları tamamlandığında, Berkos bir tepsiye kahvaltıyı yerleştirdi. Rümos için hazırladığı bu özel anı düşündükçe içi daha da ısındı. Yavaşça tepsiyi alarak yatak odasına geri döndü. Rümos hala derin bir uykudaydı. Berkos, tepsiyi yatağın yanına bırakarak Rümos’un yanına oturdu.

Yavaşça eğildi ve Rümos’un yanağına hafif bir öpücük kondurdu. “Günaydın, aşkım,” diye fısıldadı. Rümos, bu tatlı öpücüğün etkisiyle hafifçe kıpırdandı ve yavaşça gözlerini açtı. Berkos’u başucunda kahvaltı tepsisiyle görünce, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.

“Günaydın, aşkım,” diye mırıldandı Rümos, hala uykulu bir sesle. “Bu ne böyle, Berkos? Harika görünüyor!”

Berkos, gülümseyerek “Senin için, prensesim. Bugün tüm sabahı seninle geçirmek istedim,” dedi. Rümos, ona sevgi dolu bir bakış attı ve Berkos’un elini tutarak yanına çekti.

“Seninle her sabah böyle uyanmak, en büyük mutluluk,” dedi Rümos, başını Berkos’un omzuna yaslayarak. Berkos, tepsiyi Rümos’un kucağına yerleştirdi ve birlikte kahvaltıya başladılar.

Rümos, bir yandan Berkos’un ona hazırladığı yiyeceklerin tadını çıkarırken, bir yandan da onunla birlikte bu anı paylaştığı için ne kadar şanslı olduğunu düşündü. “Seninle her sabah böyle başlayabilir miyiz?” diye sordu Rümos, gülümseyerek.

Berkos, gözlerinde sevgiyle ona baktı. “Her gün senin için böyle olacak, kuzum. Her sabah seninle, böyle güzel ve özel geçireceğimiz anlarla dolu olacak,” dedi. Berkos, bir dilim kızarmış ekmeği aldı ve üzerine biraz peynir sürdü. Ardından bu dilimi sevgiyle Rümos’a uzattı.

Rümos, Berkos’un uzattığı ekmeği alıp yemeye başlarken, her lokmada onun sevgisini hissediyordu. “Seninle her anı paylaşmak, hayatımın en güzel hediyesi,” dedi Rümos, Berkos’a bakarak.

Berkos, Rümos’un bu sözlerine karşılık, “Seninle olmak benim için her şey demek, Rümos. Her sabahı, her anı seninle geçirmek, bana verilen en büyük hediye,” dedi. Rümos’a bir öpücük daha kondurdu.

Kahvaltı devam ederken, Rümos ve Berkos bu özel anın tadını çıkardılar. Berkos, her lokmada Rümos’u beslemeye devam etti, ona küçük şakalar yaptı, birlikte güldüler. Kahvaltının sonunda, Rümos tepsiyi kenara koydu ve Berkos’un boynuna sarıldı.

“Beni bu kadar mutlu ettiğin için teşekkür ederim, aşkım,” dedi. Berkos, Rümos’un gözlerine bakarak, “Bu sadece başlangıç, aşkım. Birlikte daha nice güzel sabahlara uyanacağız,” diye karşılık verdi.

O sabah, Berkos ve Rümos’un kalpleri bir kez daha birbirlerine bağlandı. Her sabahın böyle huzur dolu geçeceğini bilmek, ikisinin de içini sonsuz bir mutlulukla doldurdu. Bu sabah, onların hayatında yeni bir başlangıçtı ve bu anı sonsuza kadar hatırlayacaklardı.