ticaret 2. dönem 1. pratik

Ege, Bilge, Müge ve Özge Ankara’da “Dörtge Sanat Atölyesi” adıyla bir resim ve heykel kursu açarak birlikte işletmeye karar vermişlerdir. Buna göre, Ege kursun üzerinde faaliyet göstereceği Yasamkentte bulunan taşınmazını; Bilge, atölye bünyesinde kullanılmak ve işletmeye ait olmak üzere bir adet otomobili ve ayrıca 1.000.000 TL nakit parayı; Müge ise 5.000.000 TL nakit parayı katılım payı olarak getirecek; başarılı bir ressam olan Özge ise atölyede açılacak kurslarda dersler verecektir. Sanat atölyesinin açılışı için Bilge mevzuat uyarınca gerekli belgeleri toplamakta ve ilgili kurumlardan gerekli izinleri almak için başvurular yapmaktadır. Bu esnada Ege, atölyede verilecek kurslarda kullanılmak üzere gerekli araç gereçleri toplu bir şekilde satın almayı planlamaktadır. Bunun için “Picasso Hobi ve Sanat Malzemeleri Anonim Şirketi” ile satım sözleşmesi yapmak üzere şirket yetkilisi ile görüşmelere başlamış ve şirketten fiyat teklifi almıştır. “Picasso Hobi ve Sanat Malzemeleri Anonim Şirketi”nin bahsi geçen malzemeler için 750.000 TL fiyat teklifi verdiğini öğrenen ressam Özge, söz konusu miktarın oldukça yüksek olduğunu, kendisinin de sürekli kullandığı bu malzemelerin daha uygun fiyata piyasadan temin edilebileceğini ileri sürerek sözleşme görüşmelerinin derhal durdurulması gerektiğini Ege’ye bildirmiştir.

“Dörtge Sanat Atölyesi”nin açılışının üzerinden bir süre geçmiş olmasına karşın, Müge taahhüt ettiği 1.000.000 TL’lik katılım payını henüz ödememiştir. Bunun üzerine Bilge, Müge’ye bu borcunu bir an önce ödemesi gerektiğini bildirmiş ve aksi halde kendisinin de taahhüt ettiği ödemeyi gerçekleştirmeyeceğini iletmiştir.

1- Ege, Bilge, Müge ve Özge arasında geçerli bir ortaklık sözleşmesi kurulmuş mudur? Taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve katılım paylarını dikkate alarak açıklayınız.

Bilge taşınır mal ve sermayesini getirmiş, Ege taşınmaz malını getirmiş, Müge nakit para, Özge ise kişisel emeğini getirmeyi taahhüt etmiştir. Bunlar ortaklık sözleşmesi iradesiyle bir araya gelmiş kişilerdir. Buradaki ortaklık türü adi şirket ortaklığıdır. Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur, TBKda düzenlenen bir şirkettir, tüzel kişiliği olmadığı için kuruluş yolu çok kolaydır, tbk hükümlerine uygun oldugu ölçüde şirket kuruluşuna uygulanır, adi şirketin kuruluşu için tbk özel bir kuruluş şartı taşımadığından bu ortaklık ve adi şirket geçerlidir. TBK620’de sayılan ve şirketin unsurları olan şartları sağlamışlardır bu unsurlar; Sermaye Unsuru, Kişi Unsuru, Aktif İş Birliği Unsuru, Ortak Amaç Unsuru vardır dolayısıyla adi şirket kurulmuştur. Kanunda adi şirket kuruluşu için bir geçerlilik şartı yoktur. Fakat şirkete sermaye olarak getirilen unsurlar, taahhütler, tasarruflar şekle bağlıysa bunlar için öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılır. Somut olayda taahhüt ve sermayesi özel şekil şartına uygun olarak yapılması gereken taşınmaz ve otomabil vardır. Her ne kadar adi şirket için bir geçerlilik şartı yoksa da taşınmaz mal ve otomabil için kendi özel resmi şekil şartlarına uyulması gerekir. Taşınmaz için tapu siciline tescil şartı vardır, otomobil için motorlu taşıtlar siciline kaydı gereklidir. Katılım payları için her ortağın alacak, nakit para, kişisel emek, ticari itibar, taşınır taşınmaz mal… gibi unsurları getirmesinde kanunen bir yanlışlık yoktur, her ortak pay getirmiştir. Adi şirketin tüzel kişiliği olmadığı için tacir sıfatı ortaklara ait olur, ticari işletme işleten adi şirketin ortaklarının her biri ticaret siciline tescil yaptırmalıdır. 

 

2)Olayda bir ticaret şirketi olsaydı ilk soruya verdiğiniz cevap değişir miydi? Değerlendiriniz.

Ticaret Şirketleri TTK’da düzenlenir. Ticaret Şirketleri; Şahıs ve Sermaye olarak iki türlüdür. Şahıs Şirketleri; Kollekit ve Komandit Şirketlerdir. Sermaye Şirketleri; A.Ş, Limited şirketlerdir. ticaret şirketi olsaydı kuruluşu için yazılı sözleşme ile kurulması ve ticaret siciline tescil edilmesi zorunluluk şartı olurdu. Şirket ancak tescil ile tüzel kişiliği haiz olur. Katılım payı için getirilecek olan unsurlar ise; Vadesi gelmemiş alacaklar, ticari itibar, emek, hizmet edimleri sermaye olarak getirilemez. Bu tür değeri net olarak belirlenemeyen şeyler ticari şirkete sermaye olarak getirilemez. Taşınmaz için getirilen sınır ise, üzerinde haciz, tedbir kararı ve sınırlı ayni hak olan taşınmazlar sermaye olarak getirilemez. Somut olayda Özgenin taahhütü kişisel emek olduğu için sermaye olarak getirilemez, getirilen taşınmaz için de üzerinde haciz, tedbir kararı ve sınırlı ayni hak yoksa sermaye olarak getirilebilir. 

3-Özge’nin, “Picasso Hobi ve Sanat Malzemeleri Anonim Şirketi” ile gerçekleştirilen sözleşme görüşmelerinin durdurulması yönündeki itirazının hukuki niteliğini değerlendiriniz. Söz konusu itiraz hukuki bir sonuç doğurur mu? Açıklayınız.

TBK 625: Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir. Ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir. Somut olayda yönetim yetkisi devredilmemiş aksi kararlaştırılmamış dolayısıyla tüm ortaklar yönetici sıfatına haizdir ve Özge Egeye karşı itirazda bulunmuştur.  Özge iş tamamlanmadan görüşme aşamasındayken itiraz etmiştir, özgenin itirazı hukuki sonuç doğurur. Bu itirazın hukuki niteliği VETO HAKKIDIR. Veto hakkını her yönetici işlem tamamlanmadan kullanabilir şartları bunlardır. Veto hakkını sadece yöneticiler kullanabilir ve olagan işlemlerde kullanılabili. Veto hakkı kullanıldığında, olağan işlem olağanüstü işlem olur tüm ortak yöneticilerin oy birliği ile karar vermesi gereken bir işleme dönüşür. 

4- Müge ödemeyi gerçekleştirene kadar Bilge’nin de kendi katılım payını yerine getirmekten kaçınacağına ilişkin beyanı hukuken yerinde midir? Katılım payının ifasını sağlamak amacıyla başvurulabilecek hukuki yol/yollar mevcut mudur? Açıklayınız. 

Adi şirkette her ortak bir katılım payı getirmekle yükümlüdür. Fakat adi ortaklıkta katılım payının getirilmesinde karşılıklılık ilkesi yoktur. Yani iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olsaydı karşı taraf ifa yükümlülüğünü yerine getirmediği zaman ben de borcumu ifa etmeyebilirim fakat adi ortaklıklarda karşılıklılık ilkesi uygulanmaz. Dolayısıyla diğer bir ortağın katılım payını ifa etmemesi halinde başka ortaklar da bunu ileri sürerek taahütlerini getirmemeyi öne süremez. Somut olayda Bilgenin açıklamaları hukuken hükümsüzdür. Katılım payını ifa etmesi için tüm yöneticilerin katılım payının ifasını istemelidir. Şahıs şirketlerinde bunun için özel bir dava düzenlenmiştir bu dava ortaklık davasıdır. Adi şirket de bir şahıs şirketi olduğu için ortaklık davası açılabilir. Para borcu olduğu için temerrüt faizini isteyebilirler, koşulları oluşursa zarara ugratmıssa zararı talep edebilirler. 

5- Ekonomik açıdan güçlük yaşayan ve mali durumu iyi olmayan Müge, daha önce Mustafa’dan satın almış olduğu otomobilin son üç taksidini ödeyememiştir. Mustafa söz konusu taksitlerin faiziyle birlikte ödenmesini talep etmektedir. Mustafa’nın alacağını tahsil etmek için başvurabileceği hukuki yol/yollar nelerdir?

Madde 638 - Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur. Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilirler.

Buradaki borç adi şirketten doğan bir borç değil kişisel bir borçtur. Adi şirketin bir tüzel kişiliği olmadığı için borçtan ortaklar müteselsil sorumludur. Borç varsa ortağın tasfiye payına veya borçlunun kişisel malvarlıgına başvurabilir. Hukuki olarak tasfiye payına haciz koydurabilir. 

6- Olayda bir sermaye şirketi olsaydı bir önceki soruya verdiğiniz cevap değişir miydi? Değerlendiriniz.

Sermaye şirketi olsaydı, alacaklı borçlu ortağın şirketteki payına haciz koydurabilirdi veya şirketten alacağı kar payı üzerinden haciz koydurabilir ya da yine tasfiye payı üzerinden alacagını alabilirdi. 

yani adi şirket olsaydı sadece tasfiye payına sermaye şirketi olunca sermaye payına, kar payına ve yine tasfiye payına haciz koydurabilir.