6. DEPRESYON BOZUKLUKLARI

Ruhsal Bozuklukların Tanılanmasının Önemi

Ruhsal sorunların doğru bir şekilde tanılanması ve sınıflandırılması, etkili bir tedavi planı oluşturmanın temelini atar. Bu süreç, hem ruh sağlığı uzmanları hem de hizmet alan bireyler için kritik öneme sahiptir.

Ruh Sağlığı Uzmanı İçin Önemi:

  • Etkili tedavi sunmak.
  • Uzmanlar arasında ortak bir iletişim dili oluşturmak.
  • Bilimsel çalışmalar için yol gösterici olmak.

Hizmeti Alan Birey İçin Önemi:

  • Etkili tedaviye ve doğru yönlendirmeye ulaşmak.
  • Tanı ile ilgili belirsizliğin ortadan kalkması.
  • Sosyal çevresiyle yaşayabileceği sorunların engellenmesi.

Tanılama Sürecindeki Zorluklar

Genel tıbbın aksine, psikiyatride sorunlar zihinsel, duygusal ve davranışsal alanda olup öznel deneyimlere dayanır. Bu nedenle tanılama sürecinde dolaylı gözlem ve güvene dayalı bir hasta-uzman ilişkisi kurulması zorunludur. Bu zorluklar, DSM (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) ve ICD (Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırılması) gibi standart tanı sistemlerini gerekli kılmıştır.

--------------------------------------------------------------------------------

Depresyon: Tanım, Kavramlar ve Epidemiyoloji

Tanım ve Temel Kavramlar

  • Depresyon: Kelime anlamı "çöküş, alçalma" olan depresyon; derin üzüntü, düşünce ve hareketlerde yavaşlama, değersizlik, isteksizlik, karamsarlık gibi belirtilerle karakterize bir duygudurum bozukluğudur.
  • Yeti Yitimi: Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre depresyon, yeti yitimine neden olan hastalıklar arasında dördüncü sırada yer alır.
  • Duygulanım (Affect): Bireyin uyaranlara anlık duygusal tepki göstermesidir.
  • Duygudurum (Mood): Bireyin uzun bir süre belirli bir duygu hali içinde olmasıdır. Depresyon bir duygudurum bozukluğudur.
  • Anhedoni: Önceden zevk alınan aktivitelere karşı ilgi kaybı ve zevk alamama durumu. Depresyonun en önemli belirtilerindendir.

Epidemiyoloji

  • Görülme Sıklığı: Yaşam boyu görülme sıklığı %1.5 ile %19 arasında değişmektedir.
  • Türkiye Verileri: Sağlık Bakanlığı'nın 2013 tarihli çalışmasına göre Türkiye'de depresyon yaygınlığı %9.0'dır. En sık rastlanan ruhsal bozukluk majör depresyondur.
  • Yaş ve Cinsiyet: Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 40'lı yaşlarda başlar. Kadınlarda 35-45, erkeklerde 55-70 yaşları arasında pik yapar. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülür.

--------------------------------------------------------------------------------

Depresyonun Etiyolojisi (Nedenleri)

1. Biyolojik Faktörler

  • Genetik: Genetik geçişin rolü büyüktür. Tek yumurta ikizlerinde hastalanma oranı %45-60 iken, çift yumurta ikizlerinde bu oran %12'dir.
  • Nöroanatomik: Duygulardan sorumlu olan limbik sistemdeki (hipokampus, talamus, amigdala) yapısal ve işlevsel bozukluklar. Hipokampal atrofi (küçülme) ve prefrontal kortekste aktivite azalması gözlenir.
  • Biyokimyasal: Nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) anormal aktivitesi. Özellikle Serotonin, Norepinefrin ve Dopamin seviyelerinde azalma görülür.
  • Nöroendokrin: Tiroid, adrenal bez gibi endokrin sistem problemleri, stres hormonu olan kortizol seviyesindeki artış ve bazı vitamin (B1, B6, B12, C) ve mineral (Fe, Folik asit, Zn) eksiklikleri depresyonla ilişkilidir.

2. Psikososyal Faktörler

  • Psikoanalitik Kuram: Sevilen bir nesnenin (somut ya da soyut) kaybı, oral döneme saplanma, aşırı bağımlılık ve baskıcı bir üstbenlik (süperego) gibi faktörlere odaklanır.
  • Bilişsel Kuram: İnsan duygularının düşünceleri sonucunda oluştuğunu savunur. Bireyin kendisini, çevresini ve geleceği olumsuz yorumlaması (bilişsel çarpıtmalar) depresyona yol açar.
    • Olumsuz Kendilik Algısı: "Ben kötü olduğum için işler kötü gidiyor."
    • Geçmişin Olumsuz Yorumlanması: "Her şey her zaman kötüydü."
    • Gelecekle İlgili Olumsuz Görüş: "Başarısız olacağım."
  • Davranışçı Kuram: Seligman'ın "Öğrenilmiş Çaresizlik" modeline dayanır. Bireyin, olayların sonucunu kontrol edemeyeceğine inanarak pasif kalmasıdır.
  • Diğer Faktörler: Ekonomik sorunlar, iş kaybı, sevilen birinin yitimi, bedensel hastalıklar ve onur kırıcı olaylar.

--------------------------------------------------------------------------------

Depresyon Belirtileri

Belirtilerin tanı için en az iki hafta sürmesi gerekir. Ağır vakalarda bir haftalık süre yeterli olabilir.

Belirti AlanıAçıklama
Genel GörünümÜzüntülü yüz ifadesi, çökük omuzlar, öz bakımda azalma, genel yavaşlama (psikomotor yavaşlama) veya aşırı tedirginlik (ajitasyon).
KonuşmaAlçak sesli, yavaş ve yanıtsız kalma eğilimi. Ağır vakalarda hiç konuşmama (mutizm) görülebilir.
DuygulanımÇökkün duygudurum, keyifsizlik, iç acısı, kolay ağlama. Sabahları belirgin olan bunaltı (anksiyete). En önemlisi anhedoni (zevk alamama).
Bilişsel YetilerBilinç ve yönelim genellikle normaldir. Dikkat azalmasına bağlı unutkanlık şikayetleri yaygındır. Zamanın çok yavaş geçtiği hissi vardır. Nadiren suçlayıcı işitme varsanıları görülebilir.
Düşünce İçeriğiDüşünce yavaşlamıştır. Geçmişe yönelik pişmanlıklar, geleceğe yönelik umutsuzluk ve çaresizlik hakimdir. Benlik saygısı azalmış, değersizlik ve suçluluk düşünceleri yoğundur. Ölüm isteği ve intihar düşünceleri gelişebilir. Ağır durumlarda kötülük görme sanrıları (perseküsyon) ortaya çıkabilir.
Fizyolojik Belirtiler

İştah ve Kilo: Genellikle iştah azalır ve kilo kaybı olur. Nadiren artış görülebilir.

Uyku: Uykuya dalmada güçlük, sık uyanma veya sabah erken uyanma (ağır sıkıntıyla). Bazen aşırı uyuma. 

Enerji: Enerji azlığı, halsizlik, çabuk yorulma. 

Diğer: Kabızlık ve cinsel isteksizlik.

--------------------------------------------------------------------------------

DSM-5'e Göre Majör Depresyon Tanı Kriterleri

Aşağıdaki belirtilerden en az beşinin, iki haftalık bir dönem boyunca mevcut olması gerekir. Bu belirtilerden en az biri (1) çökkün duygudurum veya (2) ilgi/zevk kaybı (anhedoni) olmalıdır.

  1. Hemen her gün, günün büyük bölümünde çökkün duygudurum.
  2. Tüm etkinliklere karşı ilgide belirgin azalma veya zevk alamama.
  3. Diyet yapmadığı halde belirgin kilo kaybı veya alımı (örn: bir ayda %5'ten fazla değişim).
  4. Hemen her gün uykusuzluk çekme ya da aşırı uyuma.
  5. Hemen her gün psikomotor yavaşlama veya kışkırma (ajitasyon).
  6. Hemen her gün bitkinlik veya enerji düşüklüğü.
  7. Hemen her gün değersizlik ya da aşırı suçluluk duyguları.
  8. Hemen her gün düşünme veya odaklanma güçlüğü, kararsızlık.
  9. Yineleyici ölüm düşünceleri, intihar planları veya girişimi.

Bu belirtiler, bireyin işlevselliğinde belirgin bir düşüşe neden olmalı ve başka bir sağlık durumu veya madde kullanımına bağlı olmamalıdır.

--------------------------------------------------------------------------------

Depresyon Tedavisi

Tedavi Yöntemleri

  • İlaç Tedavisi: Antidepresanlar.
  • Psikoterapiler: Bireyin sıkıntılarını anlaması ve çözüm yolları bulmasına yardımcı olur.
  • Elektrokonvülsif Terapi (EKT): Beyne elektriksel uyarı verilerek nörotransmitter dengesini düzenler. Özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen ağır vakalarda kullanılır.
  • Transkraniyal Manyetik Uyarı (TMU): Beynin prefrontal korteks gibi bölgelerindeki serotonin eksikliğini manyetik uyarılarla düzeltmeyi hedefler.
  • Ortam Terapisi: Güvenli bir çevre oluşturma, sosyal becerileri geliştirme ve uğraş terapileri içerir.

Antidepresan İlaçlar

Antidepresanların etkisi genellikle 2-3 hafta sonra başlar, tam etki ise 4-6 hafta sürebilir.

İlaç GrubuEtki Mekanizması ve ÖrneklerÖnemli Yan Etkiler
SSRI'lar (Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri)

Serotonin geri alımını engelleyerek aktivitesini artırır. 

Örnekler: Fluoksetin, Sertralin, Essitalopram.

Huzursuzluk, ağız kuruluğu, bulantı, baş ağrısı, cinsel sorunlar, kilo artışı.
Trisiklik Antidepresanlar (TCA)

Noradrenalin ve serotonin geri alımını bloke eder. 

Örnekler: İmipramin, Amipriptilin.

Ağız kuruluğu, kabızlık, terleme, baş dönmesi, kilo artışı, kalp üzerine etkiler.
MAOI'leri (Monoaminoksidaz İnhibitörleri)

Noradrenalin ve serotonini yıkan monoamin oksidaz enzimini inhibe eder. İlk bulunan antidepresanlardır. 

Örnekler: Moklobemid, Fenelzin.

Hipertansif Kriz Riski: Bazı besinlerle (eski peynir, salam, turşu) etkileşime girerek kan basıncını tehlikeli düzeyde yükseltebilir. Uykusuzluk, hipotansiyon.
Diğerleri (SNRI, NDRI vb.)Serotonin-Norepinefrin veya Norepinefrin-Dopamin geri alımını hedeflerler.Gruba özgü yan etkiler gösterirler.

--------------------------------------------------------------------------------

Depresyonlu Hastada Hemşirelik Bakımı

Hemşirenin Sorumlulukları

  1. Kendine Zarar Vermesini Önlemek (ÖNCELİKLİ):
    • Hasta yakından gözlenmeli, gözlemler kaydedilmelidir.
    • Çevreden zarar verici nesneler (kemer, makas, çakmak) uzaklaştırılmalıdır.
    • İlaçların yutulup yutulmadığı kontrol edilmelidir.
    • Hasta ile "intihar etmeme anlaşması" yapılabilir.
  2. Fiziksel ve Fizyolojik Gereksinimleri Gidermek:
    • Öz bakımına (giyinme, hijyen) destek olunmalıdır.
    • Beslenmesi ve yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır.
    • Hareket etmesi teşvik edilmelidir (basit aktivitelerle).
    • Uyku düzeni gözlenmeli ve desteklenmelidir.
  3. Terapötik Bir Çevre Oluşturmak:
    • Hasta ile basit, kısa ve anlaşılır cümlelerle konuşulmalıdır.
    • Cevap vermesi için zaman tanınmalı, sessizlikleri doldurmak için acele edilmemelidir.
    • Düşük benlik saygısı nedeniyle hastaya saygı ifade eden sözcükler kullanılmalıdır.
    • Yarışmacı aktivitelerden kaçınılmalıdır.

Olası Hemşirelik Tanıları

  • Kendine Zarar Verme Riski (En Öncelikli)
  • Umutsuzluk
  • Güçsüzlük
  • Benlik Saygısında Azalma
  • Sosyal İzolasyon / Sosyal Etkileşimde Bozulma
  • Öz Bakımda Yetersizlik
  • Uyku Düzeninde Değişiklik
  • Beden Gereksiniminden Az Beslenme
  • Etkisiz Baş Etme

--------------------------------------------------------------------------------

Örnek Vaka Çalışması ve Öncelikli Hemşirelik Bakımı

Vakanın Sunumu

Hasta: Bayan G., 75 yaşında, emekli, eşiyle yaşıyor. Tanı: Yineleyen Majör Depresyon. Öykü: 6 haftadır uykusuzluk, huzursuzluk, yerinde duramama ve iştahsızlık şikayetleri var. Serviste diğer hastalarla iletişim kurmuyor, odasından çıkmıyor ve aktivitelere katılmıyor. Geçmişte EKT'ye iyi yanıt vermiş ve intihar girişimi olmamış. Hastanın İfadeleri:

  • “Eve dönmek konusunda kendimi güçsüz hissediyorum.”
  • “Hiçbir şey yapmak istemiyorum.”
  • “İyileşeceğim konusunda çok umutsuzum.”
  • “Ölmeyi isterdim.”

Vakanın Öncelikli Hemşirelik Bakımı

Bu vakada hastanın "ölmeyi isterdim" ifadesi, umutsuzluk ve güçsüzlük belirtileriyle birleştiğinde en öncelikli hemşirelik tanısını Kendine Zarar Verme Riski olarak belirler. Amaç, hastanın kendine zarar vermesini engellemektir.

Öncelikli Hemşirelik Tanısı: Etkisiz Baş Etme ile ilişkili Kendine Zarar Verme Riski

Beklenen Sonuçlar:

  • Bireyin kendine zarar vermemesi.
  • Yaşam isteğini ve iyileşeceğine dair umutlarını sözlü olarak ifade etmesi.
  • Kendini daha güçlü hissettiğini belirtmesi.

Öncelikli Hemşirelik Girişimleri:

  1. Güvenliği Sağlamak (Fiziksel): Hastanın odasından ve çevresinden cam eşya, makas, kemer, çakmak gibi potansiyel olarak tehlikeli tüm nesneler derhal uzaklaştırılır. Ziyaretçiler bu konuda bilgilendirilir.
  2. Gözlem ve İzlem: Hasta, özellikle yalnızken, yakından ve düzensiz aralıklarla gözlemlenir. İlaçlarını alırken yuttuğundan emin olunur.
  3. Terapötik İlişki Kurmak: Hastayla önyargısız bir tutumla güvene dayalı bir ilişki kurulur. Değerli olduğu hissettirilir. Duygu ve düşüncelerini (özellikle intihar düşüncelerini) yargılanma korkusu olmadan ifade etmesi için fırsat verilir.
  4. Sözlü Anlaşma: Hasta ile durumu stabil olduğunda, intihar düşünceleri yoğunlaştığında bunu personele bildireceğine dair bir "intihar etmeme anlaşması" yapılır.
  5. Baş Etme Mekanizmalarını Güçlendirmek: Hastanın geçmişte kullandığı olumlu baş etme yöntemleri belirlenir ve bunlar pekiştirilir. Yeni ve alternatif yöntemler bulması için cesaretlendirilir.