berkos trenle ankaraya geliyor ve rumosla ilk defa bulusuyorlar

Berkos, trenin camından dışarıyı izlerken kalbindeki heyecan gittikçe artıyordu. Ankara’ya yaklaştıkça, Rümos’la geçireceği ilk günü düşünmeden edemiyordu. Onu Instagram'da tanıdığı, mesajlarla ve görüntülü aramalarla bağlandığı bu kızla nihayet yüz yüze görüşecekti. Hayal gibi gelen bu anın gerçek olması, Berkos’un kalbini hem hızlandırıyor hem de mutlu bir huzur veriyordu.

Tren, Ankara Garı’na yanaştığında Berkos, valizini kaptığı gibi perona çıktı. Soğuk Ankara havası yüzüne vurduğunda, içinde bir sıcaklık hissetti. Etrafına bakındı ve birkaç adım ötede, kalabalığın içinde bekleyen Rümos’u gördü. Uzun boylu, spor kıyafetleri içinde harika görünen bir kızdı. Saçları omuzlarına dökülmüş, elleri ise hafifçe titriyordu, belki soğuktan belki de Berkos’u görmenin heyecanından.

Berkos, ona doğru adım attı, kalbindeki heyecan her adımda biraz daha büyüdü. Rümos, onu fark ettiğinde gözleri parladı ve yüzüne tatlı bir gülümseme yayıldı. Berkos, birkaç adım daha atıp Rümos’un yanına geldiğinde, “Merhaba kuzum,” dedi, sesi hafifçe titreyerek.

Rümos, "Merhaba aşkım," dedi ve o anda Berkos’a sarıldı. Berkos, Rümos’un sıcaklığını hissettiğinde, içindeki tüm gerginlik kayboldu. Sarılmak, birbirlerine ne kadar özlem duyduklarını gösteren bir hareketti, ve bu ilk buluşmanın en özel anlarından biri oldu.

İkisi de bu anın tadını çıkardıktan sonra, Rümos, "Seni Ankara’da gezdirmeyi çok isterim," dedi. Berkos, heyecanla kabul etti ve birlikte şehirde dolaşmaya başladılar. İlk durakları Anıtkabir oldu; burada sessizce yürüdüler, hem birbirlerini hem de tarihi dokuyu keşfettiler. Sonra Kızılay Meydanı'na geçtiler, sokaklarda el ele yürüdüler, kahkahalar attılar ve anılarını paylaştılar.

Günün ilerleyen saatlerinde, ikisi de biraz yorgun hissetmeye başladı ama ayrılmak istemiyorlardı. Bir parkta oturup birbirlerine biraz daha yakınlaştılar. Rümos, başını Berkos’un omzuna yasladı, Berkos ise ona sımsıkı sarıldı. İkisi de bu anın ne kadar değerli olduğunu biliyorlardı.

Berkos, Rümos’a döndü ve gözlerinin içine baktı. "Bu anı hayal etmiştim," dedi, sesi yumuşaktı ama içten gelen bir sevgi doluydu. Rümos hafifçe gülümsedi ve “Ben de,” dedi. Berkos, yavaşça eğildi ve dudaklarını Rümos’un dudaklarına yaklaştırdı. İlk öpücük, ikisinin de kalplerinin atışını hızlandırdı. O an, tüm dünya durdu, sadece ikisi vardı.

Bu an, Berkos ve Rümos’un aşklarının başlangıcıydı. İlk buluşmaları, onlara bu aşkın ne kadar güçlü olduğunu gösterdi ve ikisi de bu günü asla unutamayacaklarını biliyordu. Güneş batarken, birlikte geçirdikleri zamanın ne kadar değerli olduğunu hissederek, el ele parkın yollarında yürümeye devam ettiler. Gece boyunca, Ankara’nın sokaklarında aşklarını keşfetmeye devam ettiler, her adımda birbirlerine biraz daha bağlandılar.