Rümos berkosun kucagında berkosun pcsinde minecraft oynuyor

Bir yaz akşamıydı. Berkay ve Rümos, birlikte vakit geçirebilmek için Berkay’ın evinde buluşmuşlardı. Berkay, Rümos'u kollarıyla sıkıca sarmış, onu kucağına oturtmuştu. Rümos, bilgisayar ekranında açık olan Minecraft oyununu heyecanla izliyordu.

"Sen de denemek ister misin?" diye sordu Berkay, Rümos’un heyecanını fark ederek.

Rümos gülümsedi. "Tabii ki! Ama ben pek anlamıyorum bu oyunu."

Berkay, nazikçe Rümos’un ellerini klavyeye yönlendirdi. "Merak etme, ben sana yardımcı olurum."

Rümos, Berkay’ın kucağında, onun rehberliğinde Minecraft dünyasında dolaşmaya başladı. İlk başta biraz tereddütlüydü, fakat Berkay’ın sabırlı açıklamaları ve sevgi dolu teşvikleriyle kısa sürede oyunun temel mekaniklerini öğrendi.

"Bak, burada bir ev inşa edebiliriz," dedi Berkay. "İlk adım olarak, odun toplamalıyız."

Rümos, Berkay’ın gösterdiği şekilde ağaçları kesmeye başladı. İkisi de eğleniyor, arada bir birbirlerine bakıp gülümsüyordu. Berkay, Rümos’un başarısını her seferinde övgülerle karşılıyor, ona olan sevgisini dile getiriyordu.

"Sen gerçekten çok iyisin bu işte," dedi Berkay, Rümos’un inşa ettiği küçük ama sevimli evi görüp. "Birlikte çok güzel şeyler yapacağız."

Rümos, Berkay’a dönüp gözlerinin içine baktı. "Seninle olmak her zaman bu kadar eğlenceli."

Berkay, Rümos’un alnına nazikçe bir öpücük kondurdu. "Benim kuzum, seninle her şey güzel."

O gece, Minecraft’taki küçük evlerinde, gerçek dünyada ise birbirlerinin kollarında huzurla vakit geçirdiler. Birlikte olmanın ve birbirlerini desteklemenin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladılar.