4. Kanıta Dayalı Bakım - full

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde Kanıta Dayalı Gelişimsel ve Destekleyici Bakım Uygulamaları

Giriş: Gelişimsel Bakım Felsefesi ve Önemi

Yenidoğan bakımındaki teknolojik ve bilimsel ilerlemeler, prematüre ve kritik durumdaki bebeklerin hayatta kalma oranlarını önemli ölçüde artırmıştır. Ancak bu ilerlemelere rağmen, hayatta kalan bebeklerde serebral palsi gibi bazı uzun dönemli nörogelişimsel sorunlarda iyileşme görülse de, öğrenme güçlükleri ve davranışsal problemler gibi diğer sorunlarda aynı başarı elde edilememiştir. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi (YYBÜ) ortamı; yoğun ışık, ses, sık dokunuşlar ve ağrılı uyaranlar gibi çevresel stres faktörleriyle doludur. Bu faktörler, özellikle prematüre bebeklerin hassas sinir sistemi gelişimi üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

Bu bağlamda, yenidoğan bakımında temel amaç, yalnızca hayatta kalmayı sağlamak değil, aynı zamanda bebeklerin gelişim potansiyellerini en üst düzeye çıkararak sağlıklı bir şekilde büyümelerini desteklemektir. Bu hedefe ulaşmada Gelişimsel Bakım ve Besleyici Bakım (Nurturing Care) felsefeleri merkezi bir rol oynamaktadır.

  • Gelişimsel Bakım (Developmental Care - GB): YYBÜ ortamını ve bakım uygulamalarını, bebeğin gelişmekte olan beyni üzerindeki stresi azaltacak şekilde düzenlemeyi amaçlayan bir bakım felsefesidir. Bu yaklaşım, bebeği kendi bakımında aktif bir katılımcı olarak görür ve tüm bakım faaliyetlerini bebeğin bireysel ihtiyaçlarına ve davranışsal ipuçlarına göre şekillendirir.
  • Besleyici Bakım (Nurturing Care): Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tanımlanan bu bütüncül yaklaşım, bir çocuğun sadece hayatta kalmasını değil, aynı zamanda gelişmesini sağlayan koşulları yaratmayı hedefler. Gebelikten başlayarak erken çocukluk dönemini kapsar ve beş temel bileşenden oluşur.

Besleyici Bakımın Beş Temel Bileşeni

Besleyici bakım, bir çocuğun tüm potansiyelini ortaya çıkarması için gerekli olan temel koşulları sağlar. Bu bileşenler birbiriyle ilişkili ve ayrılmazdır:

  1. İyi Sağlık: Hem bebeğin hem de bakım verenlerin fiziksel ve zihinsel sağlığını kapsar. Hasta veya küçük yenidoğanlar için kanıta dayalı, yüksek kaliteli bakımın sağlanması bu bileşenin temelidir.
  2. Yeterli Beslenme: Özellikle anne sütü ile beslenmenin optimize edilmesini içerir. Anne sütünün bebeğin nörogelişimi ve bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri vurgulanır.
  3. Güvenlik ve Emniyet: Bebeğin sıcak tutulması, hijyenin sağlanması, stresin en aza indirilmesi ve en önemlisi, birincil bakım vereniyle (genellikle anne) birlikte olmasının sağlanması anlamına gelir.
  4. Duyarlı Bakım (Responsive Caregiving): Bakım verenin, bebeğin beslenmeye hazır olma, ağrı veya stres gibi sinyallerini fark etme, anlama ve bunlara zamanında ve uygun şekilde yanıt verme yeteneğidir. Diğer dört bileşeni desteklediği için temel bileşen olarak kabul edilir.
  5. Erken Öğrenme Fırsatları: Bebeğin beyninin dokunma, ses veya sadece yakın temas yoluyla nazikçe uyarılmasını içerir. Her etkileşim, beyin gelişimi için bir fırsattır.

Bu bütüncül yaklaşımlar doğrultusunda, modern yenidoğan hemşireliği, kanıta dayalı uygulamaları merkezine alarak nöroprotektif (sinir sistemini koruyucu) stratejiler geliştirmiştir.

Gelişimsel Bakım Modelleri ve Yaklaşımları

Als'ın Sinaktif Gelişim Teorisi (Synactive Theory of Infant Development)

Gelişimsel bakımın teorik temelini, Dr. Heidelise Als'ın geliştirdiği Sinaktif Gelişim Teorisi oluşturur. Bu teori, prematüre ve hasta bebeklerin davranışlarını anlamak için bir çerçeve sunar. Teoriye göre bebek, çevresiyle sürekli etkileşim halindedir ve davranışları aracılığıyla içsel durumunu (stres, rahatlık, organizasyon) ifade eder. Hemşirenin görevi, bu davranışsal ipuçlarını gözlemleyip yorumlayarak bakımı bebeğin bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlamaktır.

NIDCAP: Yenidoğan Bireyselleştirilmiş Gelişimsel Bakım ve Değerlendirme Programı

NIDCAP, Sinaktif Teori temelinde geliştirilmiş, kanıta dayalı, sistemik ve bütüncül bir bakım modelidir. Yüksek riskli bebekler ve aileleriyle çalışan multidisipliner sağlık profesyonelleri için bir eğitim ve müdahale programıdır.

NIDCAP'in Temel İlkeleri:

  • Bireyselleştirme: Her bebek ve ailenin benzersiz olduğu kabul edilir. Bakım planları, bebeğin davranışsal gözlemlerine dayanarak kişiye özel olarak oluşturulur.
  • Gözleme Dayalı Değerlendirme: Eğitimli bir NIDCAP profesyoneli, bebeği bakım rutinleri sırasında yaklaşık bir saat boyunca detaylı bir şekilde gözlemler. Bebeğin otonomik, motor, durum, dikkat ve kendini düzenleme sistemlerindeki güçlü ve zayıf yönleri, stres ve rahatlık belirtileri kaydedilir.
  • İş Birliğine Dayalı Bakım Planı: Gözlem sonuçları, bebeğin mevcut hedeflerini, hassasiyetlerini ve kendini düzenleme çabalarını açıklayan bir özet rapor haline getirilir. Bu rapor, aile ve sağlık ekibiyle paylaşılarak bebeğin gelişimini destekleyecek, stresini azaltacak bireyselleştirilmiş bakım önerileri geliştirilir.
  • Ailenin Merkeze Alınması: NIDCAP, aileyi bakım ekibinin ayrılmaz bir parçası olarak görür. Ebeveynlerin bebeklerini tanıma, ipuçlarını anlama ve bakımına katılma konusunda yetkinlik ve güven kazanmaları desteklenir. Bebek ve ailenin ayrılmaması (zero separation) teşvik edilir.

NIDCAP'in Kanıtlanmış Faydaları:

Yapılan çok sayıda randomize kontrollü çalışma, NIDCAP modelinin uygulandığı bebeklerde standart bakım alanlara kıyasla önemli iyileşmeler göstermiştir:

  • Tıbbi Sonuçlar: Ventilatörde kalma süresinin ve ek oksijen ihtiyacının azalması, daha iyi kilo alımı, hastanede kalış süresinin kısalması, bronkopulmoner displazi ve intraventriküler kanama insidansının düşmesi.
  • Nörogelişimsel Sonuçlar: Erken dönemde (2 hafta) ve ilerleyen yaşlarda (9 ay, 2-8 yaş) daha iyi nörodavranışsal işlevler.
  • Beyin Gelişimi: EEG ve MRG çalışmalarında daha gelişmiş frontal lob aktivitesi ve beyaz cevher yapısı.
  • Ailevi Sonuçlar: Ebeveynlerin yetkinlik ve güven duygularında artış, stres düzeylerinde azalma.

Nöroprotektif Gelişimsel Destekleyici Bakımın (NDSC) Temel Bileşenleri ve Hemşirelik Uygulamaları

NDSC, yukarıda bahsedilen felsefelerin YYBÜ'deki pratik uygulamalarını içerir. Hemşireler, bu bileşenlerin her birinin uygulanmasında kilit role sahiptir. Aşağıda, en iyi kanıta dayalı uygulama önerileri ve hemşirelik yaklaşımları özetlenmiştir.

1. Çevresel Düzenlemeler

Amaç, intrauterin ortamı taklit ederek bebeğin sinir sistemini aşırı ve uygunsuz uyaranlardan korumaktır.

BileşenKanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
Işık KontrolüGündüz-gece döngüsünü sağlamak için 24 saatlik döngüsel aydınlatma tercih edilmelidir. Sürekli parlak ışıktan kaçınılmalıdır.Küvözlerin üzerini örtülerle kaplamak, doğrudan ışığa maruziyeti engellemek. Bakım ve prosedürler sırasında sadece yatak başı aydınlatma kullanmak. Bu uygulamalar, bebeğin uyku-uyanıklık döngüsünün ve melatonin ritminin oluşumunu destekler.
Ses KontrolüOrtamdaki gürültü seviyesi (ekipman sesleri, konuşmalar) en aza indirilmelidir.Monitör, alarm ve telefonların sesini en düşük seviyede tutmak. Yatak başında yüksek sesle konuşmaktan ve vizit yapmaktan kaçınmak. Küvöz kapaklarını yavaşça kapatmak. "Sessiz zaman" dilimleri uygulamak. Gürültü seviyelerini ölçen cihazlar kullanmak. Silikon kulak tıkaçları da ses seviyesini düşürmede etkili olabilir.
TermoregülasyonVücut ısısı 36.5°C ile 37.5°C arasında tutulmalıdır. Hipotermi (<36.5°C) mortalite ve morbidite için güçlü bir risk faktörüdür.Doğum odasında: Oda sıcaklığını 23-26°C'ye yükseltmek, bebeği plastik torba/örtü içine almak, yün veya plastik şapka takmak, radyant ısıtıcı kullanmak. YYBÜ'de: Isıtılmış ve nemlendirilmiş gazlarla solunum desteği sağlamak, ısıtılmış yataklar (transwarmer) kullanmak. Hemşire, ısı kaybı mekanizmalarını (evaporasyon, konveksiyon, kondüksiyon, radyasyon) bilmeli ve her aşamada önlem almalıdır.

2. Aile Merkezli Bakım ve Ebeveyn-Bebek Ayrılığını En Aza İndirme

Amaç, aileyi bakım sürecinin merkezine koyarak ebeveyn-bebek bağını güçlendirmek ve ebeveynleri yetkin bakım verenler olarak desteklemektir.

Kanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
Ebeveynlerin 24 saat boyunca bebeklerinin yanında olmaları sağlanmalıdır.Ziyaret saatlerini kısıtlamak yerine, ebeveynlerin (veya belirledikleri vekillerin) sürekli erişimine izin vermek. Ünitelerde ebeveynlerin kalabileceği yataklar ve aile odaları oluşturmak.
Ebeveynlerin bakım ve karar süreçlerine aktif katılımı teşvik edilmelidir.Hemşire, ebeveynlere bebeğin davranışsal ipuçlarını (acı, stres, beslenmeye hazırlık) tanımayı ve yorumlamayı öğretmelidir. Alt değiştirme, besleme, kanguru bakımı gibi rutin bakımları yapmaları için onları eğitmek ve cesaretlendirmek. Tıbbi vizitlere ve bakım planlamasına ebeveynleri dahil etmek.
Ten tene temas (Kanguru Bakımı) erken ve sık olarak teşvik edilmelidir.Bebeğin durumu stabil olduğunda, günde en az 60 dakika kanguru bakımı uygulanmasını sağlamak. Bu uygulama, hemşire tarafından başlatılmalı ve aileye öğretilmelidir.
Ebeveynlerin ruh sağlığı desteklenmelidir.Ebeveynlerin yorgun, bunalmış ve endişeli olabileceği unutulmamalıdır. Empatik dinleme becerileriyle onlara nasıl olduklarını sormak, duygularını ifade etmelerine olanak tanımak ve gerektiğinde psikososyal destek gruplarına yönlendirmek önemlidir.

3. Uykunun Korunması

Uyku, yenidoğan beyninin gelişimi, büyümesi ve sinaptik bağlantıların düzenlenmesi için hayati öneme sahiptir. YYBÜ'deki sürekli aktivite ve gürültü uykuyu kesintiye uğratır.

Kanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
Bebeğin uyku dönemlerinde elektif bakım prosedürleri ertelenmelidir.Bakım aktivitelerini (beslenme, alt değiştirme, ölçümler) bebeğin uyanık olduğu dönemlere denk getirmek için "kümeleme" (care clustering) tekniğini kullanmak.
Uyku kesintileri en aza indirilmelidir.Gürültü ve ışık kontrolü uykunun korunması için de kritiktir. Bebeğe yavaş ve nazikçe yaklaşmak, ani hareketlerden kaçınmak.
Uykuya geçiş sırasında bakım vermekten kaçınılmalıdır.Prematüre bebekler uyku-uyanıklık durumlarını net bir şekilde gösteremeyebilirler. Bu nedenle, uykuya dalarken yapılan müdahaleler yanlış yorumlanabilir ve stresi artırabilir.

4. Beslenme: Krononütrisyon ve Bireyselleştirilmiş Yaklaşımlar

Beslenme, sadece büyümeyi değil, aynı zamanda nörogelişimi de doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir.

Krononütrisyon: Anne Sütünün Sirkadiyen Ritmi

Anne sütü, statik bir besin değildir; içeriği günün 24 saati boyunca bebeğin biyolojik ihtiyaçlarına göre değişen dinamik ve "canlı" bir sıvıdır. Bu olguya krononütrisyon denir.

  • Gündüz Sütü: Bebeği uyanıklığa ve aktiviteye hazırlayan bileşenler açısından zengindir. Örneğin, enerji metabolizmasını ve stresi düzenleyen kortizol seviyeleri sabah saatlerinde en yüksektir. Uyanıklığı destekleyen aspartik asit, fenilalanin, tirozin gibi amino asitler gündüz sütünde daha fazladır.
  • Gece Sütü: Bebeğin uyumasını, sakinleşmesini ve beyin gelişimini destekleyen bileşenler içerir. Uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen melatonin hormonu ve onun öncüsü olan triptofan amino asidi gece sütünde en yüksek seviyededir. Ayrıca, uykuya yardımcı olan nükleotidler (5'-AMP, 5'-GMP) ve sinir sistemi gelişiminde rol oynayan özel lipitler (fosfolipidler, gangliosidler) de gece sütünde artar.

Hemşirelik İçin Çıkarımlar: YYBÜ'de bebekler genellikle sağılmış anne sütü ile beslenir. Standart uygulamada, sütün sağıldığı saate dikkat edilmez. Ancak krononütrisyon kanıtları, bu uygulamanın gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.

  • En İyi Uygulama: Annelerden sütlerini sağarken saat ve tarihi kaydetmeleri istenmelidir. Hemşireler, sabah sağılan sütü gündüz, gece sağılan sütü ise gece beslenmelerinde kullanarak bebeğin sirkadiyen ritminin (biyolojik saatinin) gelişimine ve senkronizasyonuna yardımcı olabilir. Bu basit müdahale, bebeğin uyku düzenini, sindirimini ve nörogelişimini olumlu yönde etkileyebilir.

Diğer Kanıta Dayalı Beslenme Uygulamaları

Kanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
Anne sütü ile beslenme teşvik edilmelidir.Anne sütü, nörogelişim için kritik olan besinleri içerir ve enfeksiyon riskini azaltır. Hemşireler, annelere laktasyon desteği sağlamalı, süt sağma ve saklama konusunda eğitim vermelidir.
İpucuna dayalı (cue-based) beslenme uygulanmalıdır.Bebeklerin açlık ve tokluk sinyallerine göre beslenmesi, tam oral beslenmeye geçişi hızlandırır. Hemşireler, bu ipuçlarını (aranma, emme hareketleri vb.) tanımalı ve ebeveynlere öğretmelidir.
Besleyici olmayan emme (non-nutritive sucking) desteklenmelidir.Özellikle tüple beslenen bebeklere, beslenme sırasında prematüre emziği verilmesi, sakinleşmelerini sağlar, oral motor becerilerini geliştirir ve oral beslenmeye geçişi kolaylaştırır.
Beslenme için kanıta dayalı araçlar kullanılmalıdır.Parenteral Nütrisyon (PN) kılavuzları, otomatik beslenme ilerletme protokolleri ve multidisipliner "Beslenme Molası" (Nutrition Time-Out) gibi araçlar, beslenme uygulamalarını standartlaştırır, hataları azaltır ve ekstrauterin büyüme kısıtlılığını (EUGR) önlemeye yardımcı olur.

5. Pozisyon Verme ve Vücut Desteği

Uygun pozisyon verme, intrauterin hayattaki fleksiyon pozisyonunu taklit ederek bebeğe güvenlik hissi verir, fizyolojik stabiliteyi artırır ve iskelet-kas sisteminin doğru gelişimini destekler.

Kanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
Orta hat ve fleksiyon pozisyonu desteklenmelidir.Bebeğin kolları ve bacakları vücuduna yakın, elleri yüzüne veya ağzına ulaşabilecek şekilde pozisyonlandırılmalıdır. Bu, kendini sakinleştirme davranışlarını teşvik eder.
Yüzüstü (prone) pozisyon oksijenlenmeyi iyileştirebilir.Mekanik ventilasyondaki bebeklerde, yüzüstü pozisyon oksijen satürasyonunu artırabilir, ancak her zaman yakın gözlem altında uygulanmalıdır.
Ağrılı bir işlemden sonra yan yatış pozisyonu ve kundaklama faydalıdır.Kundaklama ve yan yatış pozisyonu, ağlama süresini ve uyku bölünmesini azaltarak bebeğin kendini düzenlemesine yardımcı olur.
Postüral destekler (yuvalar, sarmalar) kullanılmalıdır.Bu destekler, bebeğin pozisyonunu korumasına yardımcı olur ve kalıcı postür bozukluklarının gelişmesini önler.

6. Cilt Bakımı

Yenidoğan cildi, özellikle de prematüre cildi, son derece hassas ve olgunlaşmamıştır. Cilt bariyerinin korunması; enfeksiyonları, sıvı kaybını ve toksik maddelerin emilimini önlemek için kritik öneme sahiptir.

Kanıta Dayalı ÖnerilerHemşirelik Uygulamaları ve Çıkarımlar
İlk banyo geciktirilmelidir.DSÖ, ilk banyonun en az 24 saat ertelenmesini önermektedir. Yapılan çalışmalar, özellikle geç preterm bebeklerde ilk banyonun en az 48 saat ertelenmesinin; transepidermal su kaybını azalttığını, vücut ısısını daha iyi koruduğunu ve bebeğin konforunu artırdığını göstermiştir.
Banyo uygulamaları nazik olmalıdır.Sık banyodan (günlük) kaçınılmalıdır. Steril su ile veya pH'ı nötr, parfümsüz ve boyasız temizleyicilerle banyo yaptırılmalıdır. Silme banyo yerine küvet banyosu, özellikle preterm bebeklerde ısı kaybını azaltmada daha etkilidir. Kundaklama şeklinde banyo, stresi azaltır.
Nemlendiriciler dikkatli kullanılmalıdır.Cilt kuruluğu veya çatlaklar varsa, parfüm ve katkı maddesi içermeyen doğal ürünler (ayçiçek yağı, hindistan cevizi yağı gibi) tercih edilebilir. Ancak aşırı düşük doğum ağırlıklı bebeklerde profilaktik nemlendirici kullanımı enfeksiyon riskini artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır.
Bant kullanımına bağlı cilt hasarı önlenmelidir.Bantlar cilde minimum düzeyde temas etmeli, yavaşça ve cilde paralel olarak çıkarılmalıdır. Yapışkan çözücü ürünler kullanılabilir.
Bez bölgesi bakımı özenli yapılmalıdır.Bez dermatiti sık görülen bir sorundur. Bezler sık sık (gündüzleri sık, gece en az bir kez) değiştirilmelidir. Temizlik için ılık su ve pamuk tercih edilmeli, alkol veya parfüm içeren ıslak mendillerden kaçınılmalıdır. Bariyer kremler (çinko oksitli) koruyucu olarak kullanılabilir.

7. Güvenli Oksijen Kullanımı

Oksijen hayat kurtarıcı bir tedavi olsa da, yenidoğanlar için toksik olabilir. Yanlış ve kontrolsüz kullanımı ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

KomplikasyonlarKanıta Dayalı Öneriler ve Hemşirelik Sorumlulukları
Prematüre Retinopatisi (ROP): Göz retinasındaki kan damarlarının anormal gelişmesi sonucu körlüğe yol açabilir.Puls Oksimetre Kullanımı: Ek oksijen alan her yenidoğan, mutlaka puls oksimetre ile izlenmelidir. Hedef Satürasyon Aralıkları: Prematüre bebekler için oksijen satürasyonu genellikle %90-95 aralığında hedeflenir. Bu aralıkların dışına çıkılmamalıdır.
Akciğer Hasarı (Bronkopulmoner Displazi - BPD): Yüksek konsantrasyonda oksijene uzun süre maruz kalmak, akciğer dokusuna zarar verebilir.Oksijenin Karıştırılması (Blending): Bebeklere asla doğrudan %100 oksijen verilmemelidir. Oksijen, bir blender aracılığıyla hava ile karıştırılarak hedeflenen konsantrasyonda (%21-100) verilmelidir. En Düşük Etkin Doz: Hedef satürasyon aralığını sağlayan en düşük oksijen konsantrasyonu ve akış hızı kullanılmalıdır.

8. Kanguru Bakımı (Ten Tene Temas)

Kanguru Bakımı (KB), gelişimsel bakımın birçok bileşenini bünyesinde barındıran, kanıt değeri yüksek ve güçlü bir müdahaledir.

  • Tanım: Bebeğin sadece bezi ve şapkası varken, bakım verenin (anne, baba veya başka bir yakını) çıplak göğsünde dik pozisyonda tutulmasıdır.
  • Kanıtlanmış Faydaları:
    • Fizyolojik Stabilite: Vücut ısısını ve kalp atış hızını düzenler, solunumu stabilize eder, hipotermi riskini azaltır.
    • Beslenme: Anne sütü üretimini artırır ve emzirme süresini uzatır.
    • Nörogelişim: Uyku kalitesini artırır, stresi azaltır ve uzun vadede bilişsel, davranışsal ve sosyal gelişim üzerinde olumlu etkileri vardır.
    • Bağlanma: Ebeveyn-bebek bağını güçlendirir, ebeveynlerin kaygısını ve doğum sonrası depresyon riskini azaltır.
    • Ağrı Kontrolü: Ağrılı işlemler sırasında stresi ve ağrı tepkilerini azaltır.
    • Hayatta Kalma: Özellikle düşük doğum ağırlıklı bebeklerde mortaliteyi %25 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.

Hemşirelik İçin Çıkarımlar: Hemşire, KB'nin faydaları konusunda aileyi bilgilendirmeli, uygulamanın nasıl yapılacağını öğretmeli ve ünitede KB'yi teşvik eden bir kültür yaratmalıdır. KB, 26 hafta kadar küçük ama stabil prematüre bebeklerde bile güvenle uygulanabilir.

Sonuç: Hemşirenin Bütünleştirici Rolü

Kanıta dayalı gelişimsel bakımın başarılı bir şekilde uygulanması, YYBÜ hemşiresinin bilgi, beceri ve tutumuna bağlıdır. Hemşirenin rolü, teknik görevlerin ötesine geçerek bütünleştirici ve merkezi bir konuma evrilmiştir:

  • Gözlemci ve Değerlendirici: Bebeğin davranışsal ipuçlarını sürekli olarak gözlemler, ağrı ve stresini değerlendirir.
  • Çevre Mimarı: Işık, ses ve diğer çevresel faktörleri bebeğin ihtiyacına göre düzenler.
  • Eğitimci ve Danışman: Aileye bebek bakımı, emzirme, KB ve bebeğin gelişimsel ihtiyaçları konusunda eğitim ve destek sağlar.
  • Bakım Koordinatörü: Bakım aktivitelerini bebeğin uyku-uyanıklık döngüsüne ve stres düzeyine göre planlar ve kümeleştirir.
  • Savunucu: Bebeğin ve ailenin ihtiyaçlarını multidisipliner ekip içinde savunur, gereksiz ağrılı işlemlerin önlenmesi için çaba gösterir.

Bu bakım felsefesinin sürdürülebilirliği için ünite liderliğinin desteği, tüm sağlık ekibinin sürekli eğitimi, bakım protokollerinin kanıta dayalı olarak güncellenmesi ve uygulamaların düzenli olarak denetlenmesi (audit) esastır. Gelişimsel ve besleyici bakım, YYBÜ'de yatan her bebeğin sadece hayatta kalmasını değil, aynı zamanda sağlıklı bir beyin gelişimiyle potansiyeline ulaşmasını sağlayan profesyonel bir bakım standardıdır.