düzenlenmiş son sürüm 1.1

Sizce biz neyiz? Cevabı net olamayan ve zihnimize sığdıramayacağımız çok fazla soru vardır; kim olduğumuz, ne olduğumuz veya neyden olduğumuzu en önemlisi neden olduğumuzu hiçbir beyin tam olarak cevaplayamamıştır bu güne kadar, cevapladığını düşünenler veya bunun için uğraşanların kesin bir sonuç var edememeleri bazıları için acı, bazıları için düşünecek daha şok şey demekti. İşte…zamanında bunun için kafa yoran insanların yaşadığımız dünyada inançlara,siyasete,bilime,estetiğe ve ahlak kelimesine bile yön veren bu ‘’herşeyin merkezi'' olan nedir öğrenmek istermiydiniz? Cevabınız evet ise; uzun bir yolculuğa açılan kapının anahtarını size uzatmaktan minnettarlık duyarım.

Gizemli bir dünyada varoluşumuzun anlamını aramak, insanlığın en temel ve evrensel sorularından biridir. Kim olduğumuz, ne olduğumuz, nereden geldiğimiz ve neden burada olduğumuz gibi sorular, insan zihninin derinliklerinde sonsuz bir merak uyandırır. Bu soruları cevaplamaya çalışmak, felsefenin özünde yatar. Felsefe, insanın düşünsel serüvenini keşfetme ve bu temel sorulara mantıklı cevaplar arama çabasıdır. Ancak, bu soruların cevapları net ve kesin değildir; çünkü felsefe, belirsizliklerle dolu bir labirent gibidir. İşte, bu projede, insanlığın bilgi, varlık, ahlak ve daha birçok konuda sorgulama ve düşünme serüvenine yolculuk yapacağız. Bu yazıda, felsefi düşünce tarihine bir bakış atacak ve insanın bilinmeyene dair sonsuz merakını keşfedeceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse, düşüncelerin derin sularına dalmaya hazırlanın!


Felsefe, bu temel sorulara cevap arama ve insanın bilgi, varlık, ahlak ve daha birçok konuda sorgulama serüvenidir. Felsefi düşünce, asırlar boyunca insanlığın düşünsel serüvenine yön vermiş ve farklı felsefi akımların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Antik çağın Yunan filozoflarından modern dönemin büyük düşünürlerine kadar, felsefe insanın bilgiye, gerçeğe ve varoluşa dair arayışını şekillendirmiştir.

Felsefe, sadece kuru kuruya teorik tartışmalardan ibaret değildir. Aksine, insanın düşünsel macerasını, duygusal ve kişisel deneyimleriyle iç içe geçiren bir disiplindir. Felsefi düşünce, hayata, insan ilişkilerine, doğaya ve evrene dair derinlemesine bir anlayış geliştirme çabasıdır. Bu deneme yazısında, felsefi düşüncenin bu derinliklerine inerek, insanın varoluşsal sorularını ve içsel keşiflerini keşfetmeye davet ediyorum.

Felsefe kelimesinin ne kadar geniş bir alan olduğunu tahmin etmenin zor olmadığını düşünüyorum fakat insanlar bunları toparlamak için felsefeye çeşitli başlıklar sunmuş ve bizim yolculuğumuza yeni bir derinlik oluştu, sizde bakmak istermisiniz?

Gelin felsefenin başlıklarına göz atalım ve içsel keşiflerimize derinlemesine devam edelim.

ilk başlığımız ‘’bilgi  ve gerçeklik'' Bilgi ve gerçeklik kavramları, insanın düşünsel serüveninde önemli bir yer tutar. Benim için bilgi, sadece dış dünyayı anlamakla kalmaz, aynı zamanda iç dünyamızı da keşfetmek anlamına gelir. Bilginin sadece akıl yoluyla elde edilemeyeceğine inanırım; duygular, deneyimler ve sezgiler de bilginin kaynaklarıdır. Gerçeklik ise, sadece dış dünyanın nesnel bir yansıması değil, aynı zamanda bireyin algıları ve deneyimleriyle şekillenen bir yapıdır. Filozoflar için çok önemli olan bu iki kavram nesnellik üzerine yoğunlaşır.

bir diğer başlığımız ‘’varlık ve varoluş'' Varlık ve varoluş, insanın varlık nedenini ve evrenin doğasını anlamaya çalıştığı derin bir konudur. Benim için varlık, sadece fiziksel varlıklarla sınırlı değildir; aynı zamanda düşünceler, duygular ve bilinç de varlık kavramının bir parçasıdır. Varoluş ise, sadece fiziksel dünyada bulunmakla kalmaz, aynı zamanda anlam arayışı ve kendini gerçekleştirme sürecidir. İnsanlığın en çok merak ettiği varlık ve varoluş kesin ispatlanamasa da genellikle insanoğlu bu maddeyi inançlarına göre yorumlayıp kurcalamamayı tercih ediyor, felsefenin inançlar üzerindeki etkisine farklı bir başlıkta değinecek olsak bile şuan söylemek isterim ki; günümüzde felsefe kavramı inançlar karşısında çok ezilip gereksiz görülse de ‘’felsefesiz yaşamak gözü kapalı yaşamaktır'' Descartes'in bu sözüyle birkaç alana gönderme yapılabilir…

Konudan uzaklaşmadan bir diğer başlığımıza geçmek istiyorum ‘’ahlak ve değerler''  Ahlak ve değerler, insanın davranışlarını şekillendiren temel prensiplerdir. Benim için ahlak, sadece toplumsal normlara uymakla kalmaz, aynı zamanda içsel bir vicdanın sesini dinlemek ve doğru ile yanlışı ayırt etmekle ilgilidir. Değerler ise, insanın hayatta neyin önemli olduğunu belirleyen temel inanç ve önceliklerdir. Her bireyin kendi değerleri ve ahlaki ilkeleri vardır ve bu değerler, yaşam tarzını ve kararlarını belirlemede önemli bir rol oynar. insandan insana ahlak ve değerler değişir ve bunun sebebi inançlardır. İnancınız neyi işaret ederse ona uymaya çalışırsınız ve buda evrensel ahlak ve değerler açıklamasında değişikliğe neden olur. Ahlak ve değerlerin evrensel olup olmadığı, farklı kültürlerin ve toplumların değerler sisteminin nasıl şekillendiği gibi konular da düşündüğüm noktalardan biridir. Felsefi bir bakış açısıyla, ahlakın ve değerlerin insanın doğasından mı, yoksa toplumsal yapıdan mı kaynaklandığı sorusunu sorgularım. Bu soruların cevapları, insanın etik ve ahlaki kararlarını nasıl aldığını ve toplumla nasıl etkileşimde bulunduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.

Ve bahsedeceğim felsefe başlıklarından sonuncusu olan ''din felsefesi'' en uzun bahsedeceğim konu olabilir çünkü kendi adıma felsefenin en büyük konusu olduğunu düşünüyorum, dünyanın en büyük ve insanları içine çeken; asla doğru karar olup olmadığını bilmediğimiz ve varlığı hakkında tam olarak bilgi edinemediğimiz inançlar..ne kadar düşünürsek düşünelim bilimselsel veya mantıksal araştırmaları bile kesin sonuca ulasamayan bir alan.Günlük hayatımızda inançlarımızın veya din ile ilgili düşüncelerimizin bizi tamamı ile etkilediğinin herkes farkındadır. inandığı dinin tanrısına, ileticisine -peygamberler ve kitaplar- yapılan ibadetler günlük hayatımızın bir barçası olmustur.İnandıklarımıza göre estetiğimiz -giyim modamız,mimarimiz,bestelerimiz,konusma alıskanlıklarımız- değişir. Peki kaçımız,cidden kaçımız inandığımız şeyleri sorgulayıp tarihine indi? Kaçımız ailesindeki inançların ne olduğunu sorgulayıp neye inanması gerektiğine karar verdi? Genelde aileler ve çocuklar için bu bir kabustur çünkü bir çatı altında ''ben inanmıyorum/ben inanıyorum'' gibi ailenin inancına karşı bir düşünce kötü sonuclar çıkartabilir -kaygıdan olduğunu düşünüyorum- konudan dağılmadan anlatmak istediğim şu, din felsefesi din hakkında düşünmeyi ve birseyleri kanıtlamaya uğrasır fakat 21.yüzyılda bu ne yazıkki çok zor. Gelen tepkiler sizi insanlardan uzaklastırır ve bir süre sonra delirmenize yol açar. Düşünmek iyidir fakat çok düşünmek ölüm gibidir.demek istediğim eğer tanrının/dinlerin varlığını günlerce düşünürseniz bir süre sonra iyi hissedemezsiniz.Normalde burada tanrının ve dinlerin varlığı hakkında yazmayı çok isterdim fakat büyük ihtimalle konudan sapardık ve düşüncelerim olumlu bir sonuç almazdı. dediğim şeylerin özetini çıkartıcak olursak din felsefesi/inanç felsefesi hayatımızın en önemli konusudur çünkü gezegenimizde bilgilere göre 10 kişiden 8'i herhangi bir dine inanıyor ve bu az bir rakam değil. bunun için insanların cidden hayatını düzene sokabilecek bir inanca sahip olmasını doğru buluyorum,sorgulanmanın hem bireysel hemde toplumsal olarak olumlu bir sonuca ulasması beklenir -eğer herkes karşısındaki bireyin inancına veya düşüncelerine saygılı olursa bu sonuca ulasılır- böylece herkesin istediğini düşünüp dile getirdiği bir dünyaya sahip olabiliriz, felsefenin toplumu huzurlu yola sürüklemede etkili olduğunu anlayabiliriz -çoğu konuda felsefenin uzlaşmada yardımcı olduğuna inanırım- konumuzdan sapmadan hızlıca

keşfimize devam etmek isterim. Felsefenin diğer dalları ile fazlasıyla etkileşim içerisinde olan "metafizik"... Karmaşık ve sonu olmayan metafizik evrenin derinliklerine inerek varlığın özünü anlamaya çalışmanın yolculuğudur. Benim için metafizik, sadece maddi dünyanın sınırlarını aşmakla kalmaz, aynı zamanda içsel keşiflerin ve soyut düşüncelerin arayışıdır. Varlık, sadece dış dünyanın nesnel bir yansıması değildir; aynı zamanda iç dünyamızın derinliklerindeki deneyimlerin ve duyguların bir yansımasıdır. varlık herseydir ve bunu sorgulamak fazlasıyla zordur fakat örnek verecek olursak,varlığın özünü ve niteliğini anlamak, metafizikte sıklıkla tartışılan bir konudur.  Metafizik, bu farklı varlık düzeylerini ve ilişkilerini anlamaya çalışırken, insanın doğasını ve evrenin işleyişini daha derinlemesine kavramaya yönelik bir arayıştır. Bu başlıkta da evrensel bir farklılık göze çarpıyor farklı bakış açıları ve inançlarda buna dahildir. metafizik aynı zamanda kendinizi bulmanıza yardımcı olabilir yani sadece evrenin sırlarını çözmekle kalmaz, aynı zamanda içsel keşiflerin ve ruhsal deneyimlerin derinliklerine inmek için bir fırsattır.

Felsefenin büyülü dünyasına adım attığınızda, insanın varlıkla, bilgiyle, varoluşla ve evrenle olan karmaşık ilişkisini keşfetmeye başlarsınız. Ontoloji, varlık kavramının derinliklerine inerek varlığın doğası ve çeşitli varlık türleri hakkında sorgulamalar yapar. Epistemoloji ise, bilginin kökenlerini, doğruluğunu ve sınırlarını araştırarak insanın bilgiye olan yolculuğunu inceler, filozoflar için en önemli konulardan biridir çünkü filozoflar düşüncelerini kanıtlamaya uğraşırlar. Varoluşçuluk, insanın derin içsel sorgulamalarına ve özgürlük arayışına ışık tutar,bir çeşit özgürce düşünebilme arzusu olarak adlandırabiliriz. Ülkemizde değer verilmeyen bir dal olduğunu düşünüyorum ve bu ülkemizin gelişememesindeki en büyük sebeptir. bizim dilimizde özgür düşünce dilenişi bilimsel olarak ise varoluşculuk işteği… kozmoloji ise evrenin gizemlerini keşfetmeye yön verir. Bu felsefi konuların birbirleriyle iç içe geçmiş karmaşıklığı, insanın düşünsel serüveninin sonsuz derinliklerine yolculuk yapmanın heyecanını ve zorluğunu da anlatır.

 

Felsefe sadece kendinize soracağınız bir neden sorusunu kapsamaz, felsefe topluma sorabileceğiniz bir neden sorusunu da kapsar. Lakin felsefe, toplumu da içine alır ve yeni bir başlık oluşturur.  Toplum felsefesi veya sosyal felsefe, (bilhassa insanların sergilediği) sosyal davranışları konu alan felsefe dalıdır. Konuları geniş kapsamlı olup kişisel görüşlerden yasaların meşrûluğuna, sosyal sözleşmeden devrimi oluşturan kriterlere, günlük eylemlerden bilimin kültür üzerindeki etkisine, insan demografisindeki değişikliklerden arı kovanındaki toplumsal düzene kadar birçok konuyu içine alır.  Toplum felsefesinde önemli konuların sadece başlıkları Hür irade, Güçlü olma isteği (Friedrich Wilhelm Nietzsche), Sorumluluk, Modernizm ve Postmodernizm, Bireycilik,Yığınlar,Mülk, Haklar,Otorite,İdeolojiler, Kültürel tenkitdir. Tabii sayılabilecek onlarca başlık vardır fakat bunlar en önemli diyebileceğim temel başlıklardan bir kaçtanesidir.

işte…ne kadar mükemmel bir dünyadasınız farkettiniz mi? ah hayır…yaşadığınız dünyadan bahsetmiyorum, onun mükemmelliği konusunda süphelerimin olduğunu söylemek yanlış olmazdı. bahsettiğim dünya felsefenin dünyası… Düz düşüncelere büyük bir red çeken felsefe dünyasının mükemmelliğinden bahsediyorum. peki sizce mükemmellik nedir? mükemmellik soyut veya somut mudur? dokunabildiğim harika bir kadın da mükemmeldir fikrimce veya hislerinin sıcaklığını hissettiğim fakat dokunamadığım adamın duyguları da mükemmeldir aslında. Size bir kalem ve bir kağıt verip ‘’felsefe üzerinden yorumlanabilecek bir olayı bu kağıtta yansıt.'' deseydim neler yazardınız? ilk başta olayı seçerdiniz kafanıda sonra da yazmaya başlardınız düşüncelerinizi değil mi? e zaten doğru olan da bu değil mi? peki hiçbiriniz düşüncelerini kağıda bir kalemle beraber resmederek aktarmayı düşündü mü? Beni anlıyor musunuz? yeni bir başlığa geçiş yapıyoruz, benimle gelin! Az önce size aktarmak istediğim şey düşüncelerimizi sadece yazı yoluyla değil, resim ile de elde edebileceğimizdi, felsefeyi sanat yoluyla da aktarabileceğimizdi. emin olun bu düşünceyi aktarmanın en iyi yolu üstelik. Sanat felsefesinin en temel probleminin estetik olmasıyla beraber 5 ana felsefe başlıklarından biridir. bu başlıkta bilimsel açıklamalardan çok kendi düşüncelerimi size aktarmak istiyorum. Bana göre sanat, yaşanılamaz dünya üstünde kendimizi ifade etmenin en iyi yoludur, kaçınılamaz baskı ,stres, bunalım gibi duyguları açıklamaya gerek duydurmaz.onları sadece hissettiricek çizgiler çektirir. bazen sert,bazen yumuşak bazen ise kullanılmayan o çizgiler…hepsi farklı bir duyguyu yansıtabilir. Bunun kendimce felsefeye bağlamak üzere fikir yürütecceğim; Bazenleri söylenmek istenmeyen, dile getirilemeyen düşünceleri buy yolla aktarmak istiyor olabiliriz? duygularımızı veya düşüncelerimizi yansıtan şeyleri çiziyor olabiliriz, bu felsefe sanat ve psikoloji dallarının birbirinin ellerini tutup birbirlerini kenetlediği bir durumdur bence, fazlasıyla özel ve derin…

Sizlere felsefe başlığı olarak yeni bir konu açmak istemiyorum. bunun yerine kendimizi hissedebileceimiz soruları kendimize sorup felsefeyi öğrenmeyi değil de, felsefeyi anlayalım istiyorum. bir öğretmen ve öğrenci gibi düşünün , gerçek bir öğretmenseniz eğer karşınızdaki öğrenciye birşeyler öğretmeyi değil, ona o şeyleri anlamasını sağlamak istersiniz. işte bu yüzden buradan sonrası bir sohbet ile bilgilendirme içerecek.

siz kimsiniz? hatırlıyor musunuz, yazımızın en başında buna benzer bir soru sormuştum. fakat orda ‘’sizce biz neyiz?'' demiştik, orada bilimsel bir cevap arıyorduk, size bir düşünce şansı tanımıyorduk…şimdi ise sorulan soru size fazlasıyla düşünce ve yorum hakkı sunuyor. Tekrar soruyorum;

siz kimsiniz? kendinizi ne gibi, kim gibi veya kimler gibi hissediyorsunuz? kendiniz misiniz yoksa başkası mı? hangisi veya hangileri olmayı tercih ederdiniz? felsefede kendini tanıma yöntemleri adlı okuduğum birkaç makalede istediğim yorumları bulamadığımdan dolayı mı yoksa makaledeki kelimelerin anlamayacağım düzeyde oluşu mu -kısaca anlayamayacağım kadar pürüzsüz bir türkçede yazılması- beni bu makalelerden alıntı almadan kendi acemi düşüncelerimi yazmaya yönlendirdi emin değilim ama şuan yazdığım hiçbirşeyde farklı bir bilgiden yardım almayacağım ve felsefe ve psikolojinin birleşiminde bir kendimizi tanıma, yaladığımız yeri tanıma veya kabullenme olaylarını anlamaya çalışacağız. Umuyorum ki yapabiliriz…haydi gelin, ikinci bölüm başlıyor!

 

Felsefede kendimizi tanıma yöntemleri ile ilgi

 

(((//DÜZENLEME AŞAMASINDA//))

( kendi yorumlarını kattığın bir paragraf yazabilirsin ilgi çekici ve teorik bir konu ile okuyucuya merak uyandırıp filozoflardan bahsedebilirsin günümüzde felsefe ne kadar etkili ve türkiyede felsefenin ne kadar yeri var bunu okuyucu ile sorgulayabilirsin)