rümos berkos ev date
Berkay’ın öğrenci evi, Ankara’nın kalabalık sokaklarının biraz dışında, küçük ama sevimli bir yerdi. Rümos, Berkay’ın derslerinin yoğun olduğu bir hafta sonu ona sürpriz yapmaya karar vermişti. Kapısını çaldığında Berkay, onu görmenin mutluluğuyla hemen sarıldı ve “Kuzum, ne iyi ettin de geldin!” dedi sevinçle.
Rümos, çantasından bir paket makarna çıkardı ve Berkay’a gösterdi. “Senin için bir sürprizim var,” dedi gülümseyerek. “Bugün birlikte makarna yapacağız!”
Berkay, bu fikri çok beğendi. Uzun süredir birlikte vakit geçiremiyorlardı ve bu, aralarındaki bağı yeniden güçlendirecek güzel bir fırsat olacaktı. Mutfakta birlikte yemek yapmanın keyfi bir başkaydı, hele ki bu kişi Rümos gibi özel biriyse.
İkili mutfağa geçip hazırlıklara başladı. Berkay, mutfağın küçük olmasına rağmen her şeyi düzenli tutmaya çalışmıştı, fakat yine de öğrenci evine özgü bir dağınıklık her yerde kendini belli ediyordu. Rümos, tezgahın üzerine birkaç malzeme çıkardı: domates, biber, zeytinyağı ve tabii ki makarna.
“Berkay, ben sebzeleri doğrarım, sen de suyu kaynat,” dedi Rümos, işi organize ederken. Berkay da bu planı onaylayarak ocağın altını açtı. Su kaynarken, ikisi de şakalaşıp birbirlerine takılıyorlardı. Rümos biberleri doğramaya çalışırken bir anlık dalgınlıkla neredeyse elini kesiyordu, ama Berkay hemen müdahale etti. “Dikkat et kuzum, seni sakatlamak istemem,” dedi endişeyle.
Rümos ise hafifçe gülerek, “Sen yanımdayken bana bir şey olmaz,” diye cevap verdi. Bu küçük an bile aralarındaki bağlılığın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu.
Sebzeler doğrandı, makarna suya atıldı ve sos tencerede hafif hafif pişmeye başladı. Odaya yayılan taze domates ve zeytinyağının kokusu, ikilinin iştahını kabartıyordu. Berkay, Rümos’a dönerek, “Bu kokuyla bile karnım doydu sanki,” dedi gülümseyerek. Rümos da ona katıldı, “Ama gerçek yemek daha lezzetli olacak, eminim.”
Makarna pişerken, Berkay Rümos’un beline sarıldı ve başını omzuna yasladı. “Bu anları çok seviyorum,” diye fısıldadı. Rümos, onun bu yakınlığından mutlu olarak, “Ben de aşkım. Seninle her anı paylaşmak, her anı güzel kılıyor,” dedi.
Makarna sonunda hazır olduğunda, ikisi de tabaklarını doldurup mutfak masasının başına oturdular. Küçük mutfağın loş ışığında, ikili göz göze gelerek yemeklerini yemeye başladılar. Yemek boyunca birbirlerine sevgi dolu bakışlar attılar, aralarındaki sıcaklık her geçen an daha da artıyordu.
Berkay, bir ara Rümos’un elini tuttu ve ona bakarak, “Seninle bu anı paylaşmak benim için çok özel. Hayatımın her anında seninle olmak istiyorum,” dedi samimi bir şekilde. Rümos’un kalbi bu sözlerle hızlandı. O da Berkay’ın elini sıkarak, “Ben de öyle hissediyorum. Seninle geçirdiğim her an, benim için en değerli an,” diye karşılık verdi.
Yemek bittikten sonra, Berkay ve Rümos, tabakları toplamak yerine birbirlerine sarılarak masada kaldılar. O an, dünyada sadece ikisi vardı. Berkay, Rümos’un alnına küçük bir öpücük kondurdu ve “Seni çok seviyorum kuzum,” dedi. Rümos da gülümseyerek, “Ben de seni çok seviyorum,” diye karşılık verdi.
O akşam, Berkay’ın öğrenci evinde birlikte yapılan basit bir makarna, ikisi için unutulmaz bir anıya dönüştü. Beraber geçirdikleri bu zaman, aralarındaki sevgi bağını bir kez daha güçlendirdi ve ikisi de bunun tadını çıkarmanın keyfiyle o geceyi mutlu bir şekilde sonlandırdılar.