borçlar hukuku özet.
Borçlar Hukuku
- Hukuk sistemi, toplumdaki tüm bireylerin ve canlıların düzen içinde yaşamlarını sürdürmeleri için haklarının korunmasını güvence altına alan bir sistemdir ve günümüzde Anglo-Sakson ile Kara Avrupası (Roma Hukuku) sistemleri olarak ikiye ayrılır .
- Türkiye'nin dahil olduğu Kara Avrupası Hukuk Sistemi, Kamu Hukuku ve Özel Hukuk şeklinde yargı ve hukuk ayrılığını benimserken, Borçlar Hukuku bireyler arasındaki mali yükümlülükleri düzenlediği için "özel hukuk" dalı olarak kabul edilir .
- Borçlar Hukukuna hakim olan temel ilkeler; irade özgürlüğü, nispilik, dürüstlük, kusurlu sorumluluk, karşılıklılık (ivazlılık), borçlunun ikametinde ifa ve kişilerin aleyhine borç ilişkisi kurulamaması ilkeleridir .
Borçlar Hukukuna Hakim Olan Temel İlkeler ve Borç İlişkisinin Unsurları
- İrade özgürlüğü ilkesi, kişinin kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar yaratabilmesini sağlar ve sözleşme özgürlüğü, eşitlik ve şekil serbestisi alt ilkelerini içerir, ancak kamu hizmetleri gibi durumlarda "sözleşme yapma mecburiyeti" istisnası mevcuttur .
- Diğer temel ilkeler arasında, sözleşmenin kural olarak sadece tarafları bağlaması (Nispilik İlkesi), tarafların sözleşme öncesinde, sırasında ve sonrasında dürüst davranma yükümlülüğü (Dürüstlük İlkesi) ve tazminat sorumluluğu için kusurun aranması (Kusurlu Sorumluluk İlkesi) bulunur .
- Bir borç ilişkisinin unsurları Alacaklı (edimi talep etme yetkisine sahip taraf), Borçlu (edimi yerine getirme yükümlülüğü olan taraf) ve Edim (yerine getirilmesi gereken davranış biçimi) olup, edimler konularına, sürelerine, sonuçlarına ve mahiyetine göre farklı türlere ayrılır .
Edim Türleri ve Borcun Kaynakları
- Edimler; yapma veya verme şeklinde (Olumlu Edim) ya da yapmama, vermeme şeklinde (Olumsuz Edim), bizzat borçlu tarafından (Şahsi Edim) veya malvarlığı ile (Maddi Edim) yerine getirilebilir .
- Sürelerine göre edimler; bir defada yerine getirilen (Ani Edimler), belli bir süre devam eden (Sürekli Edimler) ve periyodik aralıklarla ifa edilen (Dönemsel Edimler) olarak ayrılır .
- Borcun doğmasına sebep olan olgular (borcun kaynakları) ise hukuki işlemler (sözleşmeler), haksız fiiller ve sebepsiz zenginleşmeden oluşur; sorumluluk kavramı ise "ile" sorumluluk (kişi veya mal ile) ve "den" sorumluluk (borcun kaynağını ifade eden) şeklinde incelenir .
Borç İlişkilerinden Doğan Haklar ve Yükümlülükler
- Borç ilişkisinden doğan haklar, temel amacı ifade eden Asli Hak (sözleşmenin esaslı unsuru), asli hakkın varlığına bağlı olan Fer’i Hak (faiz, cezai şart) ve ikinci nitelikte olan Tali Hak (yenilik doğuran ve yenilik doğurmayan haklar) olarak sınıflandırılır .
- Yenilik doğuran haklar (kurucu, değiştirici, bozucu) kullanıldığında hukuki ilişkide kurulma, değişme veya sona erme sağlanır; bu haklar kullanıldıktan sonra geri dönülemez .
- Borçlunun, alacaklının taleplerine karşı kullanabileceği savunma yolları; borç ilişkisini tamamen reddetme (İnkar), hakkın doğmadığını veya sona erdiğini ileri sürme (İtiraz) ve hakkı kabul etmekle birlikte kanunun verdiği bir yetkiyle ifadan kaçınma (Def’i, örneğin zamanaşımı def’i) şeklinde sıralanır .
Yükümlülükler ve Borcun Kaynakları
- Borç ilişkisinin taraflara yüklediği yükümlülükler; sözleşmenin ana konusunu oluşturan (Asli Edim Yükümlülüğü), iyi niyet kuralları çerçevesinde yerine getirilen (Yan Edim Yükümlülüğü) ve sözleşmeye aykırılık halinde ortaya çıkan tazminat yükümlülüğü (Tali Edim Yükümlülüğü) olarak ayrılır .
- Türk Borçlar Kanunu’na göre borcun kaynakları; Sözleşmeden Doğan Borçlar, Haksız Fiilden Doğan Borçlar ve Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borçlar olmak üzere üç ana başlıkta incelenir .
- Sözleşmenin kurulması, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla gerçekleşir; irade açıklaması açık veya örtülü olabilir ve esaslı noktalarda uyuşulmuşsa ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır .
Sözleşmenin Kurulması ve Şekli
- Öneri ve kabul aşamasında, kabul için süre belirlenmişse öneren bu süre boyunca bağlıdır; hazır olanlar arasında yapılan süresiz öneri hemen kabul edilmezse bağlayıcılıktan kurtulur; hazır olmayanlar arasında ise zamanında bir yanıtın beklenebileceği ana kadar öneren bağlıdır .
- Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle tabi değildir (Genel Kural), ancak kanunda öngörülen şekil (kural olarak geçerlilik şekli) yazılı şekil ise borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur .
- Yazılı şekilde imzanın el yazısıyla atılması zorunludur, ancak güvenli elektronik imza da aynı hukuki sonuçları doğurur; imza atamayanlar ise usulüne göre onaylanmış parmak izi, işaret ya da mühür kullanabilir .
Sözleşmelerin Yorumu, Genel İşlem Koşulları ve İçeriği
- Sözleşmenin yorumlanmasında, tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınır ve borç tanıması, sebebini içermese bile geçerlidir; muvazaalı işlemler ileri sürülse bile iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları korunur .
- Genel işlem koşulları, düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla tek başına hazırlayıp sunduğu sözleşme hükümleridir ve karşı tarafın aleyhine olan koşulların geçerliliği, açıkça bilgi verilip öğrenme imkanı sağlanmasına bağlıdır, aksi takdirde yazılmamış sayılır .
- Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar, içeriği kanuni sınırlar içinde belirleyebilirler, ancak kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür .
İrade Bozuklukları ve Temsil
- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında aşırı oransızlık (aşırı yararlanma) varsa, zarar gören, sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirme veya oransızlığın giderilmesini isteme hakkına sahiptir .
- İrade bozuklukları (yanılma, aldatma ve korkutma) durumlarında, yanılmaya düşen taraf sözleşmeyle bağlı olmaz; aldatma veya korkutma durumunda da sözleşmeyle bağlı olmama hakkı mevcuttur .
- Yetkili bir temsilci tarafından başkası adına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan temsil olunanı bağlar; temsilci sıfatını bildirmezse sonuçları kendisine ait olur .
Yetkisiz Temsil ve Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri
- Yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukuki işlem, ancak temsil olunanın onaması halinde onu bağlar; onamama halinde ise yetkisiz temsilciden, işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi istenebilir .
- Haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür .
- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır ve hakim, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler .
Haksız Fiillerden Kaynaklanan Özel Durumlar ve Kusursuz Sorumluluk
- Ölüm ve bedensel zarar durumlarında, cenaze giderleri, tedavi giderleri, kazanç kaybı ve destekten yoksun kalma gibi zararların tazmini talep edilebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm halinde manevi tazminata da hükmedilebilir .
- Kusursuz sorumluluk halleri, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda ayırt etme gücü bulunmayan kişinin sorumluluğu (Hakkaniyet Sorumluluğu) ve özen sorumluluğu (Adam Çalıştıranın, Hayvan Bulunduranın ve Yapı Malikinin Sorumluluğu) olarak ikiye ayrılır .
- Önemli ölçüde tehlike arz eden işletme faaliyetlerinden doğan zararlardan, işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur (Tehlike Sorumluluğu); bu işletmeler, uzmanlık ve gösterilen özene rağmen sıkça veya ağır zarar doğurmaya elverişli olarak kabul edilir .
Zamanaşımı, Yargılama ve Sebepsiz Zenginleşme
- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü fiillerde bu uzun süre uygulanır .
- Hâkim, zarar verenin kusuru ve ayırt etme gücü hakkında karar verirken ceza hukukunun hükümleriyle veya ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir .
- Sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi geri verme yükümlülüğüdür .
Sebepsiz Zenginleşme Koşulları ve Borçların İfası
- Sebepsiz zenginleşme yükümlülüğü, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğar; borçlanılmamış edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebilir .
- Borcun ifası, alacaklının menfaati bulunmadıkça bizzat borçlu tarafından yapılmak zorunda değildir; borcun tamamı muaccel ise alacaklı kısmen ifayı reddedebilir .
- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir; aksi anlaşılmadıkça para borçları alacaklının yerleşim yerinde, parça borçları borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar ise borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir .
İfa Zamanı ve Ödeme
- İfa zamanı kararlaştırılmadıkça, her borç doğumu anında muaccel olur; süreye bağlı borçlarda vade ayın başlangıcı, ortası veya sonu olarak belirlenir ve sürelerin hesaplanması Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılır .
- Sözleşmenin hükümlerinden veya durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir (Erken İfa) .
- Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir; başka bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme şartı yoksa borç ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir .
Mahsup, Makbuz ve Alacaklının Temerrüdü
- Borçlu, kısmen yaptığı ödemeyi faiz veya giderlere gecikmemişse ana borçtan düşme hakkına sahiptir; birden çok borç varsa, ödeme muaccel borç için, muaccel borçlar arasında ise ilk takip edilen veya vadesi ilk gelen borç için yapılmış sayılır .
- Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse borç senedinin geri verilmesini veya iptalini isteyebilir; borç senedi borçluya geri verilmişse borç sona ermiş sayılır .
- Yapma veya verme edimi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın kabulden veya borçlunun ifası için gerekli hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur .
İfa Edilmemenin Sonuçları ve Borçlunun Temerrüdü
- Alacaklının temerrüdü durumunda borçlu, teslim edeceği şeyi tevdi (ifa yerindeki hakimin belirlediği yere bırakarak) ederek borcundan kurtulabilir; tevdiye uygun olmayan mallar hâkim izniyle satılıp bedeli tevdi edilebilir .
- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür .
- Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; temerrüde düşen borçlu, kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından doğan zararı (gecikme tazminatı) gidermekle yükümlüdür ve beklenmedik halden de sorumludur .
Borçlunun Temerrüdünün Hükümleri ve Karşılıklı Borçlar
- Temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir ve kararlaştırılan yıllık temerrüt faizi oranı, belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz .
- Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür .
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesi halinde alacaklı, borcun ifası için uygun bir süre verebilir veya süre verilmesini gerektirmeyen durumlarda (ifanın yararsız kalması gibi) sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir .
Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi ve Sona Erme Hâlleri
- Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, belirli koşullarda (rehinli bir şeyi kurtarma veya borçlu tarafından bildirilme) ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur .
- Kendi adına sözleşme yapan kişi, üçüncü kişi yararına bir edim yükümlülüğü koydurmuşsa, edimin üçüncü kişiye ifasını isteyebilir (Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme) .
- Asıl borç ifa veya diğer bir sebeple sona erdiğinde, buna bağlı hak ve borçlar (rehin, kefalet, faiz gibi) da sona erer; ibra sözleşmesiyle borç, şekle bağlı olmaksızın tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir .
Sona Erme Hâlleri ve İmkânsızlık
- Yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi (Yenileme), ancak tarafların açık iradesiyle olur; alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle (Birleşme) de borç sona erer .
- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa (İfa İmkânsızlığı) borç sona erer; kısmi imkânsızlıkta, borçlu sadece imkânsızlaşan kısımdan kurtulur, ancak kısmi ifanın yapılmayacağı anlaşılırsa borcun tamamı sona erer .
- Sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülmeyen ve borçludan kaynaklanmayan olağanüstü bir durumun ifayı aşırı ölçüde güçleştirmesi halinde (Aşırı İfa Güçlüğü), borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını veya mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir .
Takas ve Zamanaşımı Süreleri
- İki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları ve her iki borç muaccel olduğu takdirde, her biri alacağını borcuyla takas edebilir .
- Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir ve her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer .
- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir; kira bedelleri, anapara faizleri, ücretler ve belirli ticari alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır .
Zamanaşımı Başlangıcı, Durması ve Kesilmesi
- Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; dönemsel edimlerde ise alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar .
- Belirli durumlarda (velayet, vesayet, evlilik, hizmet ilişkisi süresince) zamanaşımı işlemeye başlamaz veya başlamışsa durur; alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkanının bulunmadığı süre de durma sebeplerindendir .
- Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması veya alacaklının dava/icra takibinde bulunması gibi durumlar zamanaşımını keser ve kesilme ile yeni bir süre işlemeye başlar; borç senedi veya mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır .
Zamanaşımı Hükümleri ve Borç İlişkilerinde Özel Durumlar
- Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz; davanın reddinde (yetkisizlik, görevsizlik gibi nedenlerle) alacaklı, zamanaşımı süresi dolmuşsa altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir .
- Müteselsil borçluluk, birden çok borçludan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul etmesi veya kanunda öngörülen hallerde doğar .
- Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını dilediği borçludan isteyebilir; borçlulardan biri ifa ile borcun tamamını sona erdirmişse diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur .
Borç İlişkisinde Koşullar ve Bağlanma Parası/Ceza Koşulu
- Sözleşmenin hüküm ifade etmesi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa Geciktirici Koşul'a, sona ermesi bu olguya bırakılmışsa Bozucu Koşul'a bağlanmış olur .
- Koşulun gerçekleşmesine taraflardan biri dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır; hukuka veya ahlaka aykırı koşullar, hukuki işlemi kesin olarak hükümsüz kılar .
- Bağlanma parası, aksi kararlaştırılmadıkça sözleşmenin yapıldığına kanıt sayılır ve esas alacaktan düşülürken; Cayma Parası kararlaştırılmışsa taraflar caymaya yetkilidir .
Ceza Koşulu ve Alacağın Devri
- Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa, alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir; alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir .
- Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir; asıl borcun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hale gelmesi durumunda cezanın ifası istenemez .
- Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir ve devrin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır .
Alacağın Devrinin Hükümleri ve Borcun Üstlenilmesi
- Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir ve devralana karşı takas hakkını kullanabilir .
- Alacağın bir edim karşılığında devredilmiş olması durumunda devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur .
- Borcun Üstlenilmesi (Dış Üstlenme Sözleşmesi), borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması olup, üstlenen ile alacaklı arasında yapılan sözleşmeyle gerçekleşir ve alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir .
Borçlunun Değişmesinin Sonuçları ve Sözleşmenin Devri
- Borçlu değişmiş olsa bile, alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki bağlı hakları saklı kalır; ancak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, borcun üstlenilmesine yazılı rıza göstermeleri halinde devam eder .
- Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hale gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür .
- Sözleşmenin Devri, devralan, devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır; geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır .