SOLUNUM SİSTEMİ CERRAHİSİ
1.0 İleri Hava Yolu Yönetimi ve Mekanik Ventilasyon
1.1 Mekanik Ventilasyon (MV)
- Tanım ve Amaçlar Mekanik ventilasyon (MV), çeşitli nedenlerle gelişen solunum yetersizliği durumlarında, solunum işlevinin yapay olarak, mekanik ventilatör adı verilen bir cihaz aracılığıyla kısmen veya tamamen desteklenmesidir.
- Fizyolojik Amaçlar:
- Pulmoner gaz değişimini desteklemek.
- Akciğer hacmini artırmak (kollabe olmuş alveolleri açarak).
- Solunum kaslarını dinlendirerek solunum için harcanan enerjiyi azaltmak.
- Klinik Amaçlar:
- Akut solunumsal asidoz, hipoksemi ve atelektazi gibi durumları düzeltmek.
- Hastanın solunum sıkıntısını gidermek.
- Tedavi veya tanısal prosedürler için sedasyon veya paraliziye izin vermek.
- Sistemik veya miyokardiyal oksijen tüketimini azaltmak.
- Göğüs duvarı travmalarında stabilizasyon sağlamak.
- Fizyolojik Amaçlar:
- MV Endikasyonları ve Türleri Mekanik ventilasyon kararı, aşağıdaki standart kriterlere dayanır:
- Apne: Solunumun tamamen durması.
- Akut Solunum Yetersizliği:
- Solunum sayısının >35/dk veya <8/dk olması.
- Arteriyel Oksijen Basıncı (PaO₂)'nın <60 mmHg olması.
- Arteriyel Karbondioksit Basıncı (PaCO₂)'nın >55 mmHg olması.
- Gerçekleşmek Üzere Olan Solunum Yetersizliği: Hastanın solunum iş yükünün artması ve yorulma belirtileri göstermesi.
- MV Türleri:
- Noninvaziv MV: Hastanın hava yoluna entübasyon veya trakeostomi tüpü yerleştirilmeden, yüz veya burun maskesi gibi aletlerle solunum desteği sağlanmasıdır.
- İnvaziv MV: Hava yoluna endotrakeal veya trakeostomi tüpü yerleştirilerek solunum desteği sağlanmasıdır. Özellikle hemodinamik instabilite, kardiyak iskemi veya mental durumun baskılandığı hastalarda tercih edilir.
- Temel Parametreler ve Anlamları
- Tidal Volüm (VT): Bir soluk alma sırasında akciğerlere giren ve çıkan hava hacmidir.
- Normal Değer: 6-12 ml/kg.
- Düşük VT: Atelektazi (akciğerlerin sönmesi), hipoventilasyon ve hipoksemiye yol açabilir.
- Yüksek VT: Volütravmaya (akciğerin hacimle yaralanması), solunumsal alkaloza ve kardiyak output'ta düşüşe neden olabilir.
- Ekspiriyum Sonu Pozitif Basınç (PEEP): Soluk verme (ekspirasyon) sonunda alveollerde atmosfer basıncının üzerinde pozitif bir basınç bırakılmasıdır.
- Amaç: Sönmüş (kollabe olmuş) alveolleri açık tutarak gaz değişim yüzeyini artırır ve oksijenlenmeyi iyileştirir. Normal bir değer aralığı belirtmek yerine, PEEP hastanın oksijenasyon ihtiyacına ve hemodinamik durumuna göre bireysel olarak ayarlanır; ancak genellikle 5-20 cmH₂O aralığında kullanılır.
- Solunum Sayısı (Frekans - f): Bir dakika içindeki solunum sayısıdır.
- Normal Değer: 12-20/dk (erişkin).
- Yüksek Frekans: Solunum alkalozuna ve akciğer hasarına (volütravma) neden olabilir.
- Düşük Frekans: Hipoventilasyon ve hipoksemiye yol açabilir.
- Oksijen Konsantrasyonu (FiO₂): Hastaya verilen havadaki oksijen yüzdesidir.
- Değer Aralığı: %21 (oda havası) ile %100 arasında ayarlanabilir.
- Klinik Not: Oksijen toksisitesini önlemek amacıyla, hastanın durumu stabilize olur olmaz FiO₂ değerinin %60 ve altına düşürülmesi hedeflenir.
- Tidal Volüm (VT): Bir soluk alma sırasında akciğerlere giren ve çıkan hava hacmidir.
- Temel İnvaziv MV Modları
- Kontrollü MV (CMV): Hastanın solunum eforunun hiç olmadığı durumlarda (örn: koma, paralizi, derin sedasyon), solunumun tamamen ventilatör tarafından başlatıldığı, sürdürüldüğü ve sonlandırıldığı moddur. Uzun süreli kullanımı solunum kaslarında atrofiye yol açabilir.
- Yardımlı Kontrollü MV (A/C): Solunumu hasta veya ventilatör başlatabilir. Hastanın her solunum çabası, cihaz tarafından önceden ayarlanmış tidal volümle desteklenir. Eğer hasta belirlenen solunum sayısının altına düşerse, cihaz aradaki farkı tamamlar. Hasta-ventilatör uyumsuzluğu ve solunum alkalozu gibi dezavantajları olabilir.
- Senkronize Aralıklı Zorunlu MV (SIMV): Zorunlu, yardımlı ve spontan solukların bir arada olduğu bir moddur. Cihaz, ayarlanan sayıda zorunlu solunumu hastanın kendi solunumuyla senkronize şekilde verir. Hasta bu zorunlu soluklar arasında kendi çabasıyla, cihaz desteği olmadan ek solunumlar yapabilir. Genellikle hastayı ventilatörden ayırma (weaning) sürecinde kullanılır.
- Spontan Ventilasyon: Hasta solunumun tamamını kendisi başlatır, sürdürür ve sonlandırır. Ventilatör, hastanın solunum işini hafifletmek için genellikle PEEP veya Basınç Desteği (PSV) gibi ek destekler sağlar. Apne durumunda destek vermez; bu durumda alarm devreye girer. Bu mod da weaning sürecinde sıkça kullanılır.
- Mekanik Ventilatördeki Hastanın Hemşirelik Bakımı Mekanik ventilatördeki hastanın hemşirelik bakımının temel amacı; yeterli ventilasyonun sağlanması, hastanın tedaviye yanıtının değerlendirilmesi ve olası komplikasyonların önlenmesidir.
- Sürekli Değerlendirme ve İzlem:
- Ventilatör ayarları ve alarmlar her nöbet değişiminde kontrol edilir.
- Vital bulgular (kan basıncı, nabız, SpO₂) saatlik olarak izlenir.
- Solunum sesleri çift taraflı olarak dinlenir, solunum hızı, ritmi ve derinliği değerlendirilir.
- Arteriyel kan gazı sonuçları takip edilerek hastanın ventilasyona yanıtı izlenir.
- Hava Yolu Yönetimi:
- Nemlendirme: Endotrakeal tüp, üst solunum yollarının ısıtma ve nemlendirme fonksiyonunu bypass ettiği için, inspire edilen havanın ısıtılması ve nemlendirilmesi kritiktir. Bu, sekresyonların koyulaşıp tüpü tıkamasını önler.
- Aspirasyon: Hastanın aspirasyon gereksinimi değerlendirilir ve gerektiğinde steril teknikle sekresyonlar aspire edilir.
- Tüp Güvenliği: Tüpün doğru yerde olup olmadığı (simetrik göğüs hareketleri, bilateral solunum sesleri) düzenli olarak kontrol edilir. Tüpün kazara çıkmasını önlemek için güvenli bir şekilde tespit edilmesi sağlanır.
- Komplikasyonların Önlenmesi:
- Ventilatörle İlişkili Pnömoni (VİP) Önleme: Yatak başı 30-45 derece yükseltilir.
- Basınç Yaralanmaları: Hastaya her 2 saatte bir pozisyon verilir.
- Kaf Basıncı İzlemi: Trakeal doku hasarını önlemek için endotrakeal tüpün kaf basıncı 20-30 cmH₂O aralığında tutulur.
- Temel Gereksinimlerin Karşılanması:
- Ağız Bakımı: Günde en az dört kez ağız bakımı yapılarak enfeksiyon riski azaltılır.
- Beslenme: Tercihen enteral yolla (NG tüp) beslenme sağlanır.
- Ağrı ve Anksiyete Yönetimi: Hastanın ağrı ve anksiyete düzeyi değerlendirilir, farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemlerle kontrol altına alınır.
- İletişim ve Psikolojik Destek: Entübe hasta konuşamadığı için iletişim kurmakta zorlanır. Yazı tahtası gibi alternatif yöntemler kullanılır. Yapılacak her işlem hastaya açıklanır ve güvende olduğu hissettirilir.
- Sürekli Değerlendirme ve İzlem:
İleri hava yolu yönetimi, sıklıkla endotrakeal entübasyon veya uzun süreli destek gerektiğinde trakeostomi gibi invaziv prosedürleri gerektirir.
1.2 Endotrakeal Entübasyon
- Tanım ve Endikasyonlar Endotrakeal entübasyon, ağız (oral) veya burun (nazal) yoluyla trakea içine bir tüp yerleştirilmesi işlemidir. Temel amaçları şunlardır:
- Hava yolu obstrüksiyonunu gidermek.
- Mide içeriği gibi maddelerin akciğerlere kaçmasını (aspirasyon) önlemek.
- Sekresyonların temizlenmesini kolaylaştırmak.
- Mekanik ventilasyon için kapalı bir sistem oluşturmak.
- Hazırlık ve Hemşirenin Rolü İşlem öncesinde tüm malzemelerin eksiksiz ve çalışır durumda olması hayati önem taşır.
- Gerekli Araç ve Gereçler:
- Laringoskop (düz veya eğimli bıçaklı)
- Farklı boyutlarda endotrakeal tüpler (ETT)
- Tüp kafını şişirmek için enjektör
- Stile (tüpe şekil vermeyi kolaylaştıran kılavuz tel)
- Oksijen kaynağı ve ambu
- Aspirasyon kateteri ve sistemi
- Tüpü sabitlemek için flaster veya özel bağlar
- Sedatifler, analjezikler ve kas gevşetici ilaçlar
- Hemşirenin Rolü:
- Malzemeleri hazırlar ve çalışıp çalışmadığını kontrol eder.
- Hastanın takma dişleri varsa çıkarır.
- Hekim istemine göre premedikasyon ilaçlarını uygular.
- İşlem sırasında hastanın vital bulgularını ve oksijenasyonunu izler.
- Tüp yerleştirildikten sonra, bilateral solunum seslerini dinleyerek ve göğüs hareketlerini gözlemleyerek tüpün yerini doğrulamaya yardımcı olur.
- Kafı şişirir ve tüpü güvenli bir şekilde sabitler.
- Gerekli Araç ve Gereçler:
1.3 Trakeostomi
- Tanım ve Endikasyonlar Trakeostomi, hava yolu açıklığını sağlamak amacıyla boyun ön yüzünden trakeanın 2-4. kıkırdak halkalarına cerrahi bir kesi yapılarak bir pencere (stoma) açılması ve buraya bir kanül yerleştirilmesi işlemidir.
- Temel Endikasyonlar:
- Üst hava yolu obstrüksiyonunu (örn: tümör, ödem) bypass etmek.
- Yoğun sekresyonların atılımını kolaylaştırmak.
- Uzun süreli mekanik ventilasyon ihtiyacı olan hastalarda konforu artırmak ve oral alıma izin vermek.
- Larenks kanseri gibi cerrahiler sonrası hava yolunu yeniden yapılandırmak.
- Temel Endikasyonlar:
- Trakeostomi Bakımının Amaçları
- Hava yolunun açıklığını sürekli kılmak.
- Yeterli nemlendirme ve gaz alışverişi sağlamak.
- Enfeksiyonu (özellikle stoma ve alt solunum yolları) önlemek.
- Hastanın fiziksel konforunu sağlamak.
- Trakeostomi Hemşirelik Bakımı Uygulamaları
- Kanül Temizliği ve Değişimi:
- İç Kanül: Özellikle ilk günlerde 2-3 saatte bir, daha sonra kirlendikçe çıkarılıp temizlenmelidir. Temizlik için genellikle hidrojen peroksit (H₂O₂) ve serum fizyolojik (SF) solüsyonları ile özel fırçalar kullanılır.
- Dış Kanül: Cerrahi sonrası ilk 3-5 gün değiştirilmez. Daha sonra hekim istemine göre periyodik olarak değiştirilir.
- Stoma (Yara) Bakımı:
- Stoma, enfeksiyon belirtileri (kızarıklık, akıntı, hassasiyet, kötü koku) açısından günlük olarak değerlendirilir.
- Steril teknik kullanılarak stoma çevresi uygun antiseptik solüsyon veya SF ile temizlenir ve kuru tutulur. Kurumuş sekresyonlar birikmemelidir.
- Boyun Bağı Değişimi:
- Boyun bağı kirlendikçe veya ıslandıkça değiştirilmelidir.
- Bağ değiştirilirken kanülün yerinden oynamaması için dikkatli olunur.
- Bağ, boyun ile arasında bir parmak girecek kadar boşluk bırakılarak bağlanmalıdır. Bu, hem kanülün güvenliğini sağlar hem de boyun damarlarına basıyı önler.
- Kanül Temizliği ve Değişimi:
Solunum sistemini etkileyen cerrahi girişimler sadece ileri hava yolu yönetiminden ibaret değildir; aynı zamanda sinüzit ve tonsillit gibi yaygın üst solunum yolu rahatsızlıklarının cerrahi tedavisini de kapsar.
2.0 Üst Solunum Yolu Hastalıkları ve Cerrahi Yönetimi
Üst solunum yolu hastalıkları, basit bir rahatsızlıktan yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren kronik sorunlara kadar geniş bir yelpazede yer alır. Medikal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda, anatomik problemleri düzeltmek ve semptomları ortadan kaldırmak için cerrahi müdahale gerekli hale gelir. Hemşirenin bu süreçteki rolü, hastayı cerrahiye hazırlamaktan, ameliyat sonrası dönemde ağrı yönetimi, kanama takibi ve komplikasyonların önlenmesine kadar uzanır.
2.1 Sinüzit ve Endoskopik Sinüs Cerrahisi
- Değerlendirme Sinüzit, sinüsleri döşeyen mukoza membranının inflamasyonudur. En sık nedenleri arasında nazal boşluktan yayılan enfeksiyonlar ve sinüs drenaj yollarının tıkanması yer alır.
- Majör Belirti ve Bulgular:
- Yüz ağrısı veya yüzde basınç/dolgunluk hissi
- Burun tıkanıklığı
- Pürülan (iltihaplı) burun veya geniz akıntısı
- Koku alma duyusunda azalma (hiposmi) veya kayıp (anosmi)
- Ateş (özellikle akut sinüzitte)
- Minör Belirti ve Bulgular:
- Baş ağrısı
- Ağız kokusu (halitozis)
- Halsizlik
- Diş ağrısı
- Öksürük
- Kulakta basınç veya dolgunluk hissi
- Majör Belirti ve Bulgular:
- Tedavi Yaklaşımları Medikal tedavinin amacı; enfeksiyonu kontrol altına almak, sinüs drenajını sağlamak ve doku ödemini azaltmaktır. Medikal tedaviye yanıt vermeyen, sık tekrarlayan veya kronikleşmiş sinüzit vakalarında Endoskopik Sinüs Cerrahisi düşünülür. Bu cerrahi ile sinüslerin tıkalı olan drenaj kanalları açılarak içi temizlenir.
- Cerrahi Sonrası Hemşirelik Bakımı
- Pozisyon: Hastaya semifowler (yarı oturur) pozisyonu verilir. Bu pozisyon, drenajı kolaylaştırır, ödemi azaltır ve solunumu rahatlatır.
- Takip: Hasta, potansiyel komplikasyonlar açısından yakından izlenmelidir:
- Aşırı Kanama: Burundan veya genizden gelen kanama miktarı takip edilir.
- Görme Bozuklukları: Göz sinirine yakınlık nedeniyle çift görme (diplopi) gibi belirtiler açısından hasta uyanık olmalıdır.
- Ağrı ve Ateş: Enfeksiyon ve inflamasyon belirtileri takip edilir.
- Konfor ve Hijyen:
- Ödemi ve ekimozu azaltmak için işlem bölgesine soğuk uygulama yapılır.
- Burun tıkalı olduğu için ağızdan soluma yaygındır. Bu nedenle dudakların kurumasını önlemek ve konforu artırmak için sık aralıklarla ağız bakımı verilir.
2.2 Tonsillit ve Tonsillektomi
- Değerlendirme Tonsillit, tonsillerin (bademciklerin) inflamasyonudur. Tipik belirtileri şunlardır:
- Boğaz ağrısı
- Yutma güçlüğü (odinofaji)
- Ateş
- Horlama
- Kırmızı ve ödemli tonsiller (üzerinde beyaz plaklar görülebilir)
- Boyundaki lenf nodlarında büyüme
- Tedavi ve Cerrahi Endikasyonları Semptomatik tedavi; gargara, ortamın nemlendirilmesi ve yeterli sıvı alımını (hidrasyon) içerir. Cerrahi tedavi olan tonsillektomi (bademciklerin alınması) aşağıdaki durumlarda endikedir:
- Bir yılda yedi veya daha fazla, ya da iki yıl boyunca her yıl beş veya daha fazla tekrarlayan tonsillit atağı.
- Solunumu veya beslenmeyi engelleyecek düzeyde obstrüksiyon bulguları.
- Peritonsiller apse (bademcik etrafında apse) öyküsü.
- Tonsillektomi Sonrası Hemşirelik Bakımı
- Aspirasyon Riski ve Pozisyon: Ameliyat sonrası en önemli risklerden biri kanın veya sekresyonların akciğerlere kaçmasıdır (aspirasyon). Bunu önlemek ve drenajı kolaylaştırmak için hasta uyanana kadar prone (yüzükoyun) pozisyonunda, başı yana çevrilmiş olarak yatırılır.
- Kanama Takibi: Kanama, ameliyat sonrası en ciddi komplikasyondur. Sık yutkunma, huzursuzluk, solukluk ve nabızda hızlanma gibi belirtiler kanama işareti olabilir.
- Ağrı ve Beslenme: Ağrı kontrolü önemlidir. Hastaya yumuşak ve sıvı, tahriş edici olmayan (asitli, sıcak olmayan) bir diyet başlanır.
- Hasta Eğitimi: Ameliyat bölgesinde oluşan beyaz-sarı renkteki görünümün bir iltihap belirtisi olmadığı, normal bir iyileşme dokusu olduğu ve yaklaşık 15-20 gün süreceği hastaya ve ailesine açıklanmalıdır.
2.3 Larenks Kanseri ve Cerrahi Tedavileri
- Etiyoloji ve Belirtiler Larenks (gırtlak) kanserinin en önemli risk faktörleri sigara ve alkol kullanımıdır. Belirtiler, tümörün larenks içindeki yerleşimine göre değişir:
- Glottik (Ses Telleri): En sık görülen belirti, iki haftadan uzun süren ve düzelmeyen ses kısıklığıdır.
- Supraglottik (Ses Telleri Üstü): Kulağa vuran boğaz ağrısı, boğazda kitle hissi ve yutma güçlüğü görülebilir.
- Subglottik (Ses Telleri Altı): Hava yolunu daralttığı için ilk ve en önemli belirti nefes darlığıdır.
- Cerrahi Tedavi Seçenekleri
- Parsiyel Larenjektomi: Kanserli dokunun, larenksin fonksiyonlarını (solunum, yutma, konuşma) koruyarak çıkarıldığı, daha sınırlı ameliyatlardır. Hastanın sesi değişebilir ancak konuşma yeteneği genellikle korunur.
- Total Larenjektomi: İleri evre kanserlerde larenksin tamamen çıkarıldığı radikal bir ameliyattır. Sonuçları:
- Ses Yeteneği Tamamen Kaybolur: Hasta normal yolla konuşamaz.
- Kalıcı Trakeostomi: Solunum, boyunda açılan kalıcı bir delik (stoma) ile sağlanır.
- Koku Alma Hissi Kaybolur: Burun solunumu ortadan kalktığı için koku duyusu da kaybolur, bu da tat almayı etkiler.
- Radikal Boyun Diseksiyonu: Kanserin boyundaki lenf nodlarına yayıldığı durumlarda larenjektomiye ek olarak yapılır. Sternokleidomastoid kası, internal juguler ven ve bazı sinirler dahil olmak üzere geniş bir doku çıkarılır.
- Larenjektomi Sonrası Hemşirelik Bakımı Ameliyat sonrası dönem, hastanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak adapte olması gereken karmaşık bir süreçtir.
- Hava Yolu ve Solunum: Yarı oturur pozisyon solunumu rahatlatır. Ortam havasına buhar verilmesi, sekresyonların atılımını kolaylaştırır. Stoma ve kanül bakımı titizlikle yapılır.
- Beslenme: Ameliyat sonrası dikiş hattını korumak için hasta yaklaşık 10 gün NG tüp ile beslenir. Total larenjektomi sonrası koku ve tat duyusunun kaybı, iştahsızlığa neden olabilir.
- Ağrı ve Pozisyon: Özellikle radikal boyun diseksiyonu sonrası, çıkarılan kaslar nedeniyle hasta başını kontrol etmekte zorlanır. Pozisyon verirken hastanın başı mutlaka desteklenmelidir.
- İletişim: Hastanın konuşma yeteneğini kaybetmesi ciddi bir psikolojik travmadır. Alternatif iletişim yöntemleri (zil, yazı tahtası, tablet) hemen sağlanmalıdır. Hasta ve ailesi, konuşma terapisi ve rehabilitasyon süreci hakkında bilgilendirilmelidir.
Üst solunum yolu cerrahilerinin yanı sıra, pulmoner emboli gibi sistemik dolaşımdan kaynaklanan ancak solunum sistemini doğrudan ve akut şekilde etkileyen acil durumlar da cerrahi hemşireliği pratiğinde önemli bir yer tutar.
3.0 Akut Torasik Durumlar ve Travma Yönetimi
Göğüs travmaları ve pulmoner emboli gibi durumlar, ani başlangıçlı ve yaşamı tehdit edici potansiyele sahip olduklarından, hızlı tanılama ve acil müdahale hayati önem taşır. Hemşirenin bu süreçteki rolü, birincil ve ikincil değerlendirme basamaklarını sistematik olarak uygulayarak hayat kurtarıcı müdahalelerin zamanında yapılmasını sağlamaktır.
3.1 Pulmoner Emboli (PE)
- Tanım ve Risk Faktörleri Pulmoner emboli, genellikle venöz sistemde (çoğunlukla bacakların derin venlerinde - DVT) oluşan bir kan pıhtısının (trombüs) koparak kan akımıyla akciğerlere ulaşması ve pulmoner arteri veya dallarından birini tıkamasıdır.
- Majör Risk Faktörleri:
- Geçirilmiş venöz tromboemboli (VTE) öyküsü
- Kalça veya diz eklemi replasmanı gibi büyük ortopedik ameliyatlar
- Büyük travma veya alt ekstremite kırığı
- Spinal kord hasarı
- Kalp yetmezliği veya atriyal fibrilasyon
- Majör Risk Faktörleri:
- Belirti ve Tedavi PE'nin klasik belirtileri şunlardır:
- Ani başlangıçlı nefes darlığı (dispne)
- Göğüs ağrısı (genellikle plöretik, yani nefes almakla artan)
- Kanlı balgam (hemoptizi)
- Taşikardi (hızlı nabız)
- Öksürük ve senkop (bayılma)
- Tedavinin temelini hemodinamik destek (sıvı, vazopressör ilaçlar) ve antikoagülan tedavi (heparin, warfarin) oluşturur. Hayatı tehdit eden masif embolilerde, pıhtıyı eriten fibrinolitik tedavi veya pıhtının cerrahi olarak çıkarıldığı embolektomi uygulanabilir.
3.2 Göğüs Travması
- Genel Bakış ve Değerlendirme Göğüs travmaları, penetran (delici) ve penetran olmayan (künt) olarak ikiye ayrılır. En çok solunum ve dolaşım sistemlerini etkilerler.
- Tipik Belirti ve Bulgular:
- Solunum güçlüğü ve ağrı
- Hipotansiyon ve taşikardi
- Trakeanın bir tarafa kayması (trakea deviasyonu)
- Boyun venlerinde dolgunluk (juguler venöz distansiyon)
- Etkilenen tarafta solunum seslerinin azalması veya yokluğu
- Değerlendirme:
- Birincil Değerlendirme (ABCDE): Yaşamı anında tehdit eden durumları saptamaya yöneliktir: Airway (Hava Yolu), Breathing (Solunum), Circulation (Dolaşım), Disability (Nörolojik Durum), Exposure (Hastanın Soyulması).
- İkincil Değerlendirme: Birincil değerlendirme tamamlandıktan sonra yapılan, baştan ayağa daha detaylı muayenedir.
- Tipik Belirti ve Bulgular:
- Pnömotoraks
- Tanım ve Tipleri: Plevral aralıkta (akciğer ile göğüs duvarı arası) hava birikmesidir.
- Açık Pnömotoraks: Göğüs duvarındaki bir delikten havanın plevral boşluğa serbestçe girip çıkmasıdır.
- Kapalı Pnömotoraks: Akciğerdeki bir yırtıktan havanın plevral boşluğa sızmasıdır.
- Tansiyon Pnömotoraks: Havanın plevral boşluğa girdiği ancak çıkamadığı, tek yönlü bir valf mekanizmasının oluştuğu durumdur. Biriken hava kalbe ve büyük damarlara bası yaparak dolaşımı bozar. En tehlikeli tiptir ve acil müdahale gerektirir.
- Belirtiler ve Tedavi: Ani gelişen solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı ve takipne tipiktir. Tedavinin amacı, plevral boşluktaki havayı tahliye etmektir. Bu genellikle bir göğüs tüpü (tüp torakostomi) yerleştirilerek yapılır.
- Tanım ve Tipleri: Plevral aralıkta (akciğer ile göğüs duvarı arası) hava birikmesidir.
- Hemotoraks
- Tanım ve Belirtiler: Plevral aralıkta kan birikmesidir. Belirtiler (ağrı, dispne, hipotansiyon) kanamanın şiddetine ve hızına bağlıdır.
- Tedavi: Amaç, plevral boşluktaki kanı boşaltmak ve kanamayı durdurmaktır. Bu amaçla tüp torakostomisi uygulanır.
- Yelken Göğüs (Flail Chest)
- Tanım ve Belirti: İki veya daha fazla komşu kaburganın birden fazla yerden kırılarak göğüs duvarının bir bölümünün serbest kalmasıdır.
- En karakteristik bulgusu paradoksal solunumdur: Kırık segment, soluk alma (inspiryum) sırasında içeri çöker, soluk verme (ekspiryum) sırasında ise dışarı bombeleşir. Bu durum, etkisiz bir ventilasyona neden olur. Ağrı, dispne ve krepitus (kırık kemik uçlarının sürtünme sesi) diğer belirtilerdir.
- Göğüs Travmalı Hastaya Hemşirelik Yaklaşımı
- Solunum Fonksiyonlarının Sürdürülmesi: Hava yolu açıklığı sağlanır, maske veya kanül ile nemlendirilmiş oksijen verilir, yatak başı yükseltilir ve solunum durumu (hız, derinlik, sesler, SpO₂) sürekli değerlendirilir.
- Kardiyovasküler Fonksiyonların Sürdürülmesi: Hasta monitörize edilir; kan basıncı, nabız, EKG ritmi ve periferik dolaşım yakından takip edilir.
- Sıvı-Elektrolit Dengesinin Sağlanması: Geniş çaplı bir damar yolu açılır ve hekim istemine göre sıvı resüsitasyonuna başlanır. Aldığı-çıkardığı sıvı takibi yapılır.
- Ağrı Kontrolü: Etkili ağrı kontrolü, hastanın derin nefes alıp öksürebilmesi ve atelektazi gibi komplikasyonların önlenmesi için kritiktir.
Travmatik durumların yanı sıra, akciğer kanseri gibi kronik hastalıklar da majör toraks cerrahisi gerektirebilir ve bu durum, kapsamlı bir hemşirelik bakımı planı gerektirir.
4.0 Toraks Cerrahisi ve Akciğer Kanseri Hemşirelik Bakımı
Toraks cerrahisi, özellikle akciğer kanseri gibi hastalıkların tedavisinde uygulanan majör bir girişimdir. Bu süreç, hastanın hem fizyolojik hem de psikolojik olarak zorlandığı bir dönemdir. Ameliyat öncesi hazırlıktan başlayarak taburculuk sonrası evde bakıma kadar uzanan bu süreçte hemşirenin bütüncül ve hasta odaklı yaklaşımı, hasta sonuçları üzerinde doğrudan etkilidir.
4.1 Akciğer Kanseri
- Genel Bakış Akciğer kanseri, normal akciğer dokusundaki hücrelerin kontrol dışı çoğalarak bir kitle (tümör) oluşturmasıdır.
- Başlıca Risk Faktörleri:
- Tütün kullanımı (aktif ve pasif içicilik)
- Hava kirliliği ve asbest gibi çevresel maruziyetler
- Genetik yatkınlık
- Başlıca Risk Faktörleri:
- Belirti ve Bulgular
- Temel Belirtiler: İnatçı öksürük, kanlı balgam (hemoptizi), nefes darlığı (dispne), tekrarlayan pnömoni.
- Nonspesifik Belirtiler: Halsizlik, iştahsızlık, istenmeyen kilo kaybı, ateş.
- Tedavi Yöntemleri: Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi tek başına veya kombine olarak kullanılır. Cerrahi, özellikle erken evre tümörlerde en etkili tedavi yöntemidir.
4.2 Toraks Cerrahisi (Torakotomi)
- Cerrahi Teknikler Torakotomi, toraksın (göğüs kafesinin) cerrahi olarak açılmasıdır. Yapılan rezeksiyonun (çıkarılan doku) boyutuna göre farklı teknikler uygulanır:
- Pnömonektomi: Bir akciğerin tamamen çıkarılmasıdır.
- Lobektomi: Akciğerin bir veya iki lobunun çıkarılmasıdır.
- Segmentektomi: Bir veya daha fazla akciğer segmentinin çıkarılmasıdır.
- Wedge Rezeksiyon (Kama Rezeksiyon): Akciğer yüzeyindeki küçük, lokalize bir alanın üçgen şeklinde kesilerek çıkarılmasıdır. En sınırlı rezeksiyon tipidir.
- Ameliyat Öncesi Hemşirelik Bakımı
- Değerlendirme: Hastanın solunum kapasitesi, sigara öyküsü, egzersiz toleransı, mevcut semptomları (öksürük, balgam, dispne) ve anksiyete düzeyi detaylı olarak değerlendirilir.
- Psikolojik Hazırlık ve Eğitim: Hastalar genellikle ameliyat sonrası "yeterli nefes alamama" korkusu yaşarlar. Bu endişeleri gidermek için yapılacak işlemler, ameliyat sonrası dönemde kendilerini nelerin beklediği (göğüs tüpü, ağrı yönetimi, solunum egzersizleri) açık ve anlaşılır bir dille anlatılmalıdır.
- Ameliyat Sonrası Hemşirelik Bakımı Ameliyat sonrası bakımın temel amaçları; solunum fonksiyonunu optimize etmek, dolaşımı sürdürmek ve komplikasyonları önlemektir.
- Solunum Fonksiyonları: Gaz değişimini en üst düzeye çıkarmak için hastaya semifowler (yarı oturur) pozisyonu verilir. Atelektaziyi önlemek ve sekresyonları mobilize etmek için derin solunum ve öksürük egzersizleri hayati önem taşır. Hastanın ağrısı kontrol altında olmalıdır ki bu egzersizleri etkili bir şekilde yapabilsin.
- Sıvı Dengesinin Yönetimi: Özellikle pnömonektomi sonrası, kalan tek akciğerde pulmoner ödem gelişme riski yüksektir. Bu nedenle hastanın sıvı volüm yüklenmesinden kaçınılmalıdır. Aldığı-çıkardığı sıvı takibi ve santral venöz basınç (CVP) izlemi bu süreçte kritiktir.
- Erken Mobilizasyon: Hastanın mümkün olan en kısa sürede ayağa kaldırılması; derin ven trombozu, atelektazi gibi komplikasyonları önler, ventilasyonu ve perfüzyonu iyileştirir.
- Beslenme: Yara iyileşmesini hızlandırmak ve enfeksiyon riskini azaltmak için hastanın yüksek proteinli, yüksek kalorili bir diyetle beslenmesi teşvik edilir.
- Taburculuk Eğitimi
- Sigaradan kesinlikle kaçınmanın önemi vurgulanır.
- Üst solunum yolu enfeksiyonu olan kişilerden uzak durması ve kalabalık ortamlardan kaçınması gerektiği anlatılır.
- Derin solunum ve öksürük egzersizlerine evde devam etmesinin önemi belirtilir.
- Hangi durumlarda (inatçı öksürük, artan nefes darlığı, ateş, yara yerinde akıntı/kızarıklık) doktora başvurması gerektiği konusunda net talimatlar verilir.
Teorik bilgilerin pratiğe dökülmesi, klinik karar verme becerisini geliştirmenin en iyi yoludur. Şimdi sunulacak örnek vaka ile bu bilgilerin nasıl birleştirileceğini görelim.
5.0 Örnek Vaka Analizi: Postoperatif Solunum Sıkıntısı
Şimdi, öğrendiğimiz bilgileri klinik bir senaryoda uygulayalım. Bu analizin amacı, teorik bilgiyi kullanarak bir hastanın durumunu hızla değerlendirmek ve öncelikli hemşirelik bakımını rasyonelleriyle birlikte planlamaktır.
5.1 Vaka Sunumu
65 yaşında, sigara öyküsü olan erkek hasta, sağ akciğer lobektomi ameliyatından 6 saat sonra göğüs tüpü takılı olarak servise alınmıştır. Hasta yarı oturur pozisyonda, bilinci açık ve oryantedir. Ancak son bir saat içinde hastanın solunum sayısının 28/dk'ya yükseldiği, solunumunun yüzeyelleştiği, belirgin bir anksiyete yaşadığı ve "nefes alamıyorum" diye ifade ettiği gözleniyor. Monitörde SpO₂ değeri %89, kalp atım hızı 125/dk ve kan basıncı 95/60 mmHg olarak izleniyor. Fizik muayenede, trakeanın sola doğru kaydığı (sağlam tarafa) ve ameliyatlı olan sağ göğüs yarımında solunum seslerinin hiç duyulmadığı tespit ediliyor. Göğüs tüpü drenaj sisteminde osilasyon (su seviyesindeki solunumla iniş çıkış) olmadığı fark ediliyor.
5.2 Öncelikli Hemşirelik Bakımı ve Rasyoneli
- Durum Değerlendirmesi ve Olası Tanı Vaka sunumundaki kritik bulgular şunlardır:
- Akut solunum sıkıntısı (takipne, yüzeyel solunum, hipoksi)
- Hemodinamik instabilite (hipotansiyon, taşikardi)
- Trakeanın sağlam tarafa (sola) deviasyonu
- Etkilenen tarafta (sağda) solunum seslerinin yokluğu
- Göğüs tüpü sisteminde osilasyon olmaması
- Bu bulguların birleşimi, sağ plevral boşlukta havanın birikip çıkamadığı, kalbe ve büyük damarlara bası yaptığı acil ve hayatı tehdit eden bir durumu, yani Tansiyon Pnömotoraksı güçlü bir şekilde işaret etmektedir. Göğüs tüpündeki osilasyonun durması, tüpün tıkalı olabileceğini veya plevral basıncın aşırı yükseldiğini gösteren tehlikeli bir bulgudur.
- Öncelikli Hemşirelik Girişimleri Bu durumda hemşirenin zaman kaybetmeden ve sistematik bir şekilde müdahale etmesi gerekir:
- Adım 1: Hekime Derhal Haber Ver ve Yardım İste
- Rasyonel: Tansiyon pnömotoraks, acil hekim müdahalesi (genellikle acil iğne dekompresyonu veya göğüs tüpü sisteminin revizyonu) gerektiren bir durumdur. Hemşirenin ilk ve en önemli adımı, durumu net bir şekilde (kritik bulguları vurgulayarak) hekime bildirmek ve acil yardım çağırmaktır.
- Adım 2: Hastanın Hava Yolunu ve Solunumunu Destekle
- Rasyonel: Hastanın mevcut hipoksemisini düzeltmek ve doku oksijenasyonunu artırmak için geri solumasız maske ile yüksek akışlı (%100'e yakın) oksijen uygulamaya başla. Yatak başının yüksek pozisyonunu korumaya devam et.
- Adım 3: Göğüs Tüpü Sistemini Kontrol Et
- Rasyonel: Sorunun kaynağı, sistemdeki basit bir mekanik problem olabilir. Tüp hattını hızla kontrol et: Tüp bükülmüş mü? Yanlışlıkla klemplenmiş mi? Drenaj sisteminde bir tıkanıklık var mı? Osilasyonun olmaması, sistemin çalışmadığının bir göstergesidir ve bu kontrol, sorunun nedenini ortaya çıkarabilir.
- Adım 4: Vital Bulguları Sık Aralıklarla İzle
- Rasyonel: Tansiyon pnömotoraks hızla kardiyovasküler kollapsa (çöküş) ilerleyebilir. Hastanın hemodinamik durumundaki (daha fazla hipotansiyon, artan taşikardi) herhangi bir kötüleşmeyi anında fark etmek için sürekli monitörizasyona devam et.
- Adım 5: Hastayı Sakinleştir
- Rasyonel: Hastanın yaşadığı yoğun anksiyete ve "boğulma hissi" sempatik sinir sistemini aktive ederek kalp hızını ve oksijen tüketimini daha da artırır. Sakin bir ses tonuyla, yardımın yolda olduğunu ve yanında olduğunuzu belirterek psikolojik destek sağlamak, bu kısır döngüyü kırmaya yardımcı olabilir.
- Adım 6: Acil Müdahale İçin Hazırlık Yap
- Rasyonel: Hekim geldiğinde zaman kaybetmemek için, acil müdahale arabasını (crash cart) ve torasentez/yeni göğüs tüpü setini hastanın yatak başına getir. Bu proaktif yaklaşım, hayat kurtarıcı müdahalenin saniyeler içinde yapılmasını sağlar.
- Adım 1: Hekime Derhal Haber Ver ve Yardım İste