Biyookimya

 

a. Postürün Etkisi

b. Egzersizin Etkisi 

c. Besinlerin Etkisi

d. Sigara İçme

e. Yüksek Ateş

f. Cinsiyet Ve Yaşın Etkisi

g. Mevsimin Etkisi

 

Kan Alımında Uyulması Gereken Önemli Kurallar

a. Birçok laboratuar testi diurnal ritim (gündüzcü - günlük) gösterdiği için mümkünse kan sabah saatlerinde alınmalıdır.

Fe, kortizol, glukoz, ACTH, katekolaminler sabah saatlerinde

TSH, paratiroid hormon, gastrin, prolaktin, GH öğleden sonra ve akşam saatlerinde yüksektir.

b. Lipemik serumlar (kan lipidlerinin yüksek olduğu, kolesterol ve trigliserit) analiz sonuçlarını etkilediğinden hastanın 10-12 saat aç kalması gerekir. Özellikle lipid profili istenmişse bu süre mümkünse 14-16 saate kadar çıkarılmalıdır.

c. Kan, tedavi başlamadan önce alınmalıdır.

d. Çeşitli ilaçlar laboratuar sonuçlarını değişik derecede etkilemektedir. Doktor istek formunda belirtmeli.

Kan Numunesinin Alınışı

a. Poliklinik hastaları en az 20 dakika rahat pozisyonda oturtulmalı, yatan hastalarda ise sürekli aynı pozisyonda iken kan alınmalıdır.

b. İntravenöz infüzyon yapılan koldan kan alınmamalıdır. Eğer her iki kolda da mayi varsa sıvılardan birisi en az 5 dakika süre ile kesildikten sonra, mümkünse diğer koldan alınmalıdır.

c. Kateterden kan alınması önerilmemektedir, ancak zorunlu hallerde kateterin hacmi kadar kan alınıp atıldıktan sonra numune alınmalıdır.

d. Etanol ölçümü için örnek alınırken, deri alkolsüz bir dezenfektanla temizlenmelidir). Deri kendi kendine kurumalıdır.

e. Vene girilmeden önce, turnike takılıyken hastaya yumruk açılıp kapattırılmamalıdır. Bu uygulama K'un yüksek çıkmasına yol açmaktadır.

f.  Bir antikoagulan katkı maddesi içeren kan asla bir başka tüpe aktarılmamalıdır.

g. Antikoagulanlı tüpler 5-10 kezy avaşça alt-üst edilmelidir. Tüpler çalkalanmamalıdır.

h. kan alma sıralaması şu şekilde olmalıdır: 

  1. KAN KÜLTÜRÜ
  2. SİTRATLI TÜP (Mavi kapaklı)
  3. SERUM TÜPÜ (Kırmızı kapaklı)
  4. HEPARİNLİ TÜP( Yeşil kapaklı) 
  5. EDTA’LI TÜP (Mor kapaklı)
  6. FLORİDLİ TÜP (Gri kapaklı)
  7. Diğerleri . (Eser Element)

ı. Antikoagulan içeren tüplerde kan/antikoagulan madde sabit bir oranda bulunması gerektiğinden yetersiz miktarda kan konulduğunda sonuçlar etkilenecektir. (özellikle mavi nitratlı olanlar)

i. Kapiller kan alınımındaki hatalar önemli yanlışlıklara neden olmaktadır. Kapiller kan alınırken dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır;

•Parmağa masaj yapılmaması

•Kanın ilk damlasının kuru bir pamukla silinmesi

•Bir yaşın altındaki çocuklarda kanın topuktan alınması

j. Hemolizin en fazla görülme nedeni kanalma aşamasında yapılan hatalardır:

•Kan alınacak bölgedeki deri dezenfektanla silindikten sonra kuruması için zamana bırakılmalıdır (Derinin üzerinde kalacak olan dezenfektan kalıntıları hemolize neden olur).

•Kan enjektöre çok hızlı veya çok yavaş çekilmemeli, uygun kalınlıkta iğne kullanılmalıdır.

Kan Gazı Analizinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kan enjektöre çekilir çekilmez enjektör içerisindeki hava kabarcığı boşaltılmalıdır.

• Kan alınır alınmaz kanın hava ile teması kesilmelidir (İğnenin ucu mantara saplanarak veya macunla kaplanarak)

• Plastik enjektörlerde gaz geçirgenliği devam ettiği için analiz en kısa sürede, maksimum 15 dk. içerisinde tamamlanmalıdır.

• Enjektördeki heparin miktarı toplam hacmin %6'sından fazla olmamalıdır.(en fazla 50 IU/mL kan) Yüksek heparin miktarları yalancı metabolik asidoz tablosunun oluşmasına neden olur.

Numunede pıhtı oluşması heparinin yetersiz oluşuna veya iyice karıştırılmamasına bağlıdır. Bu nedenle numune alınır alınmaz enjektör yavaşca alt üst edilerek karıştırılmalıdır. Pıhtılı numuneler reddedilir.

•  Analiz hemen yapılmayacaksa glikoliz ve O2 tüketimini minimale indirmek için numune soğutularak saklanmalıdır. Eğer numune soğutularak saklanmış ise 37 C'ye getirildikten sonra çalışılmalıdır.

• Aynı örnekte Na, K, CL, Ca da bakılacaksa lityum-heparinlienjektör kullanılmalıdır.

 

BOS çalışması

BOS’da istenecek glukoz, protein, klor gibi ölçümler için eş zamanlı kan örneği de gönderilmesi uygundur.

 

Oral Glukoz Tolerans Testinde (OGTT) Dikkat Edilecek Hususlar

a. 3 gün boyunca normal beslenme (150 g/günden az karbonhidrat alımı karbonhidrat intoleransını azaltacaktır)

b. Test öncesi 8-14 saatlik bir açlık olması gerekmektedir.

c. Hasta test öncesinde sedanter yaşamdan, aşırı egzersizden ve duygusal stresden kaçınmalıdır.

d. Enfeksiyon varlığı, tiroksin, GH, kortisol, katekolaminler gibi hormonlardaki anormallikler sonucu etkiler.

e. Doğum kontrol hapları, salisilat, diüretik, hipoglisemik ilaçlar (insulin, sulfanilüre), kafein alımı ve sigara içimi sonucu etkiler.

f. Testin yapılış zamanı sonucu etkiler. En uygun sabah 07.00 ile öğlen saatleri arasındadır.

 

Kanda Lipid (Kolesterol, TG, Hdl-C, ApoA, Apo B, Lpa) Analizi Öncesi Bilinmesi Gerekenler

a. En az 12 saatlik açlık sonrası kan verilmesi

b. Duygusal ve fiziksel stresten sakınılması

c. 3 gün öncesinden itibaren alkol alınmaması önerilir.

 

SARI KAPAKLI TÜP (BİYOKİMYA VE HORMON)

Jel Seperatör içerir. 

30 dk. bekletilip santrifüj edilir. 

Serum elde edilir.

 

MOR KAPAKLI TÜP (TAM KAN / HEMOGRAM, Hb A1C, Hb Varyant, D, ACTH)

EDTA içerir. (antikoagülanlı) (EDTA, kalsiyum iyonlarını bağlayarak pıhtılaşma kaskadınıbloke eder) Kan hücreleri 24 saat stabildir.

6 - 8 defa alt üst edilmelidir.

Tam kan ve serum elde edilir.

Tam Kan: serum ve plazması ayrılmamış kandır.

 

AÇIK KAPAKLI MAVİ TÜP (PT, aPTT, Faktör Düzeyleri, Fibrinojen ve Ddimer)

Sodyum Sitratlıdır.

Kan : Sitrat oranı ( 9 : 1 ) olmalıdır.

İşaret çizgisine kadar kan alınır.

3 - 4 defa alt üst edilir.

 

SİYAH KAPAKLI TÜP ( SEDİMANTASYON )

Sİtrat içerir.

6 - 8 defa alt üst edilir.

 

SERUM 

Pıhtılaşmış kanın santrifüj edilmesiyle elde edilen sıvı üst faz serumdur. Serumun plasmadan farkı, fibrinojen ve diğer bazı pıhtılaşma faktörlerini içermemesidir.

Viral tarama ve protein elektroforezi de dahil olmak üzere kullanılan örnek türüdür. Kan örneği ek madde içermeyen veya pıhtılaşma aktivatörü içeren tüplere alınarak pıhtılaşması sağlanır.

 

ALAN SEÇİMİNDE 

►Hematom bulunan koldan,

►IV tedavi/Transfüzyon bölgesinden

►Kanül ve fistüllerden,

►Ödemli ekstremitelerden kaçınılmalıdır.

Damar yolundan alınacaksa: 3 dk. kapanmalı 2-3 ml kan dışa atılmalı, ve sonra tercihen diğer koldan kan alınmalıdır.

Antecubital fossa ( kol dirsek içi yani klasik kan alınan yer )

Vene girilmeden önce yumruk açılıp kapatılmamalıdır; bu hareket, plasma K, P ve laktat konsantrasyonlarını arttırır.

Kan önce katkı maddesiz tüplere sonra katkı maddeli tüplere kan alınır.

Kan alma alanının temizlenmesi merkezden çevreye yapılmalı ve kendiliğinden kuruması için 30 sn. beklenmelidir.

 

Hemoliz Riskini Artıran Faktörler

► İğne çapının küçüklüğü (23 gauge ve üstü)

► Enjektörden tüpe aktarım yapılırken basınç uygulanması

► IV veya santral kateterden örnek alımı

► Az miktarda örnek

► Tüpleri şiddetli çalkalamak

► Alkol veya dezenfektanın kurumasını beklememek

 

mavi sitratlı tüpler 3 - 4

sarı tüpler 5 - 6 

kırmızı tüpler 5 kez

mor tüpler EDTA'lı antikoagülanlı 6 - 8 / 8 - 10

gri ve yeşil kapaklı 8 - 10 

 

►Antikoagulanlı tüp içerisinde pıhtı olması

►Tüp içerisinde yetersiz veya fazla örnek olması (-/+ %10 sapma kabul edilebilir.)

 

I . ve II. Trimester Prenatal Tarama Testleri

Gebeler mümkünse ultrason yapılan günde veya ± 2 günde kan vermelidir.

 

İdrar Analizi

İdrar analizinde sabahın ilk idrarı tercih edilmesine rağmen herhangi bir zamanda alınan spot idrarda da idrar analizi yapılabilir.

Numunelerin 50 ml (minimum 12 ml) alınarak, mümkünse 30 dakika içerisinde, en geç 1 saatte laboratuvara ulaştırılması gerekir. , 1 saatten fazla bekleyecek olan idrarların alınır alınmaz +4 derecede buzdolabında saklanması uygundur. En geç 6-8 saat içerisinde analizinin yapılması gerekmektedir. 

Buzdolabında saklanan idrarların sıcaklığının analiz öncesi oda ısısına gelmesi beklenmelidir. Buzdolabında saklanan idrarın mikroskopik incelemesinde amorf ürat ve fosfatların çöktüğü görülür. 

24 saatlik idrar örneğinde biriktirme süresince idrarı evin en serin yerinde, buzdolabında mümkünse buzdolabında ve karanlık bir ortamda tutulması önemlidir. 

Işık geçirmeyen bir poşet içinde hastaneye getirilmelidir. Bazı testler için toplama öncesinde laboratuardan asit alınarak eklemek gerekmektedir. 

 

Bilirubin, Vit B12, Vit A ve karoten gibi testler ışıktan etkileneceğinden numune ışığa maruz kalmayacak şekilde laboratuara ulaştırılmalıdır.

 

Enjektörden tüpe basınçla kan aktarımı yapmayın

 

 

•Karbonhidratlardan amino asit ve yağ sentezlenir.

•Amino  asitlerin deaminasyonu ile glukoz sentezlenir.

•1) Glikojenez: Glukozdan glikojen sentezi.

•2)  Glikojenoliz: Glikojenin yıkılması. Bu olayın karaciğerdeki son ürünü glukoz, kas dokusundaki son ürünü glukoz-6-fosfattır.

•3)  Glikoliz  ( Embden - Meyerhof Yolu)  : Glukozun pirüvat veya laktata kadar yıkılması

•4) Pirüvat Metabolizması: Pirüvatın asetil-KoAya dönüşümü

•5)  Trikarboksilik  Asit  Siklüsü  ( Krebs Siklüsü ) : Asetil-KoA içindeki asetil kısmının CO2 ye parçalanması ve bu sırada redüktekoenzimlerin oluşumu.

•6)  Pentoz fosfat Yolu: Glukozun bir  başka şekilde oksidasyonu ile NADPH ve pentoz sentezi.

•7) Glukoneojenezis: Karbonhidrat olmayan maddelerden glukoz sentezi

•8) Glukuronik Asit Yolu: Glukozdan glukuronik asit sentezi.

 

Tükürükteki ve pankreastan salınan a-amilaz'dır.  a- 1,4 glikozid bağına sahip polisakkaridleri parçalar.

b - galaktozidaz veya laktaz laktozu,

sükraz ise sükrozu parçalar ve sonunda glukoz, galaktoz ve früktozdan ibaret monosakkaridler meydana gelir.

 

K Sınıflandırması: 

1. C sayısına göre

2. Basit şeker sayısına göre

3. Aldehit ve Keton grubuna göre.

 

5 C'lu pentozlar (riboz, ribuloz).

6 C'lu hekzoslar (glukoz, galaktoz, fruktoz).

Glukoz hem bitkilerde hem de hayvansal dokulardaki karbon atomlarının kaynağıdır.

Glukozdaki kovalent bağlar, depo enerjidir.

İki monosakkaritin birleşmesi sırasında 1 molekül su açığa çıkar. Bu olaya kondensasyon (dehidrasyon) ya da yoğunlaşma adı verilir.

sükroz  a- 1,2

maltoz  a- 1,4

laktoz b- 1,4

 

Nişasta, amiloz ve amilopektin olmak üzere 2 tip polisakkaritten oluşur.

•Tek bir amiloz molekülü 1000 veya daha çok α-glukoz molekülü içermektedir. Amilopektin polimeri ise 1000-6000 α-glukoz molekülünden oluşmaktadır. Amiloz: sarmal, Amilopektin: dallanma

Selüloz çözünmeyen dalsız polisakkarittir.

Nişasta ve Selüloz •Bu fark; nişastayı oluşturan glukoz moleküllerinin alfa bağları ile selülozu oluşturan beta bağları ile bağlanmış olmalarından kaynaklanmaktadır. (nişasta a, selüloz b)

Hayvanlar nişasta ve glikojenin bağlarını sindirebilir ama birçok hayvan selülozunkileri sindiremez.

 

Karbonhidrat metabolizması:

  1. Glukoz ile başlar 
  2. Bir sıra fosfat ara bileşikleri halinde glikolitik yolda
  3. Pentoz fosfat yolunda 
  4. Sitrik asit döngüsünde oksidasyona uğrayarak en sonunda H2O ve CO2 meydana gelir.

 C6H12O6+6O2 ---6H2O+6CO2+686 kcal/mol

GH hormonu kan glukozunu artırır.

İnsülin pankreasta β-hc, Glukagon a-hc.

 

İNSÜLİN

İNSÜLİN’ in hedef organları Kc, İskelet Kası ve Yağ Dokudur. Anabolizandır. 

Pankreas Langerhans adacıklarının β-hc’leri tarafından üretilen bir hormondur.

Protein sentezini uyarır, parçalanmasını inhibe eder.

 

GLUKAGON

Glukagon, glikojenoliz ve glukoneogenez yoluyla Kc’de glukoz üretimini uyarır.

Stres ve egzersiz glukagon salınımını indükler.

 

EPİNEFRİN

•Epinefrin adrenal medulla tarafından salgılanan bir katekolamindir. 

•Pankreastan glukagon sekresyonunuuyarır ve insülin sekresyonunu inhibe eder.

•Fiziksel ya da ruhsal stres epinefrin üretimini arttırır ve enerji için glukoz salınır.

 

GH

• Polipeptittir.

• Glukoneogenezi uyarır, lipolizi arttırır ve insülinle uyarılmış glukoz alınımını antogonize eder.

 

KORTİZOL

Adrenal korteksten ACTH’a yanıt olarak salgılanır.

•Glukoneogenezi uyarır ve yağ parçalanmasını arttırır.

 

Açlık Kan Şekeri : 70 - 100 ml / dL

yemek sonrası ort. 130 mg kadar olur, nadiren 160'a kadar çıkabilir.

Hiper/hipoglisemi

 

Anaerobik Fermentasyon

Glikoz molekülü 2 tane 3C'lu laktik asite yıkılmaktadır.

Glikozun 2 tane 2 karbonlu etanol’e (C2H5OH) ve 2 tane CO2 molekülüne yıkılması olayına ise alkolik fermentasyon adı verilmektedir.

• Laktik asit fermantasyonu

– Hayvansal hücrelerde oluşur

– Özellikle kas dokusunda yeterince O2 olmadığı durumlarda NADH+H+ ‘e 2H vererek laktik asit meydana gelir

– Kas yorgunluğu oluşur

– Yeterli O2 sağlanırsa laktik asit aldığı H’lerini geri vererek piruvik asite geri döner ve TCA döngüsüne girerek CO2 ve H2O kadar parçalanılır.

•Kas hücrelerinde yeterli oksijen bulunmadığında veya ani enerji temini amacıyla anaerobik glikolizis olayı gerçekleşir.

Laktat kas hücrelerinde kullanılamadığından (gerekli enzimler olmadığından dolayı) kan dolaşımı yardımıyla karaciğere gelir ve burada glikoz sentezinde kullanılır.

•Sentezlenen glukoz molekülleri tekrar kan dolaşımına girerek  diğer hücrelerin kullanımına sunulur.

•Glikoz-laktat-glikoz şeklindeki bu döngüye Kori (cori) dolaşımı adı verilir.

 

Glikolizis

•Glukoz moleküllerinin anaerobik olarak pürivat ve laktata kadar yıkılması olayına glikolizis denir.

•Pürivat ise daha sonra mitokondrilerdeki asetil CoA aracılığı ile oksijenli solunum ile sitrik asit döngüsünde CO2’de ve elektron taşıma zincirinde ise H2O yıkılırken fosforilizasyon sisteminde ATPs entezlenmektedir.

 

GLİKOGENEZ: Glukoz ve glukoz 6 P'dan başlayarak glikojen sentez edilmesi olayına glikogenez adı verilmektedir.

Pürivattan glukoz sentez edilmesi olayı için de glukoneogenez terimi kullanılmaktadır.

 

Glikogenesis: Glikozdan glikojen sentezlenmesine denir.

Glikogenoliz: Depo glikojenden glikoz moleküllerinin ayrılmasına denir.

 

Glikojen

Uzun düz glukoz zincirleridir(α1-4)

Her 4-8 glukozda bir dallanma  gösterir. (α1-6)

Nişastaya göre daha fazla dallanmış.

Daha az ozmotik basınç.

Kolay mobilize edilir.