Oidipus
Mimesis (Taklit): Aristoteles, sanatın doğayı taklit ettiğini savunur. "Kral Oidipus"ta, karakterler ve olaylar, insan doğasını ve toplumsal gerçeklikleri yansıtır. Oidipus'un kibirli ve inatçı doğası, insanların kusurlarını ve sınırlılıklarını simgeler. Olay örgüsü, insanoğlunun kaderle olan mücadelesini ve hayatın karmaşıklığını yansıtır.
Peripeteia (Kaderin Dönüşü): Oidipus'un kendi doğumunun sırrını ve gerçek kimliğini keşfettiği an, kaderin dönüş noktasıdır.
Anagnorisis (Yeniden Tanıma): Anagnorisis, karakterin önemli bir gerçeği anlaması ve bu anlayışın getirdiği değişimi ifade eder. Oidipus, kendisinin Laios'un katili ve kendi annesiyle evlenmiş olduğunu keşfettiğinde, bu trajik gerçekle yüzleşir. Bu anlayış, onun kişiliğinde ve kaderinde derin bir değişime neden olur.
Anagnorisis (Tanıma): Oidipus, kendisinin Laios'un katili olduğunu ve annesiyle evlendiğini fark ettiğinde, derin bir tanıma ve anlayış anı yaşar.
Katharsis (Arınma): Katharsis, izleyicinin trajedi aracılığıyla duygusal bir arınma yaşamasıdır. "Kral Oidipus"ta, izleyici Oidipus'un trajik kaderine tanık olur ve onun acılarına empati yapar. Oidipus'un körleşmesi ve sürgünü, izleyicilerde korku ve acıma hissi uyandırır, bu da onların kendi hayatları üzerine düşünmelerine ve duygusal bir temizlenme yaşamalarına yol açar.
Tyche (Baht ya da Talih): Tyche, insan hayatında rastlantının ve kaderin rolünü temsil eder. Oidipus'un hikayesi, kaderin kaçınılmazlığını ve insanın kendi kaderini kontrol etme yeteneğinin sınırlarını vurgular. Oidipus, kaçınmaya çalıştığı kaderin tam da içine düşer. Bu, antik Yunan tragedya anlayışında sıkça rastlanan bir tema olup, insanın kendi kaderi üzerindeki sınırlı kontrolünü simgeler.